KİTAP HABER ŞAİR VE YAZAR MÜŞTEHİR KARAKAYA İLE KONUŞTU…

Edebiyatçı yazar Ethem Erdoğan,”Araf Şiirleri” adlı şiir kitabı ile birlikte toplam üş eseri Çıra Edebiyat’ta yayınlanan şair ve yazar Müştehir Karakaya ile onun edebiyat serüveni çerçevesinde bir konuşma gerçekleştirdi.

KİTAP HABER ŞAİR VE YAZAR MÜŞTEHİR KARAKAYA İLE KONUŞTU…

Kendinizi nasıl tanımlarsınız?

Kendimi tanımlamak benim elimdeyse hiçbir şey söyleyemem. Beni başkaları isimlendiriyor sanırım, şair mi diyorlar, yazar mı diyorlar, bunun gibi bir şey. Uzun yıllar İstanbul'da kaldım. Kendimce bir yol çizdim, hâlâ yürümeye çalışıyorum. Çoktandır Van ilinde oturuyorum. Okumak ve yazmak elimden geliyorsa bunu sürdürmeye çalışıyorum…

Şiir yazma biçiminizi anlatır mısınız? Şiirin mutfağı sizde nasıldır?

Şiiri beklerim, kendisi geldiği zaman kâğıda dökmeye uğraşırım. Biraz kopuk, biraz sayrı, biraz cinnet gibi. Yolda, molada, uykuda, dağ başında, ovada, uykusuz gecelerde, uzun yaz günlerinde, kış üşümelerinde. Dil, kültür birikimi ve doğuştan gelen bir söyleme isteği. Bunları aşk ve azimle yoğuruyorum, adına şiir denen bir güzelliğe dönüşüyor.

Günümüz şiirlerinin sorunları nelerdir? Çözüm ne olabilir? Şiirimizin bugünkü durumu hakkında neler dersiniz?

mustehir_1

Bu konuda çok farklı ve çetrefil görüşler var. Ben hiçbir akıma bağlı değilim. 80 kuşağı içinde yad ediliyorum ancak şiirin sorunları ve sorunsalıyla ilgilenen tüm şiir yazanlar ve şiirden anlayan insanlar gibi kendimce iniş çıkışları olan günümüz şiirine bakışım olumludur. Her dönem ve çağ kendi şiirini kurar. Çözüm şiirde ve şairdedir. Kesmeden, kırmadan, bozmadan her zamanın icraatına ve yaşantısına göre şiir şekillenir diye düşünüyorum. Öznel, sübjektif bir aktivite olunca bugünkü durum neyse o ortaya çıkıyor. Eğer günümüzü olumluyorsak, günümüz de geçmişteki bizi olumlamalı, eğer hakir ve değersiz görürse sorun ve kaos çıkar. Şimdiki sorun zaten bu çatışmalardır.

Dergi takip ediyor musunuz? Hangi dergilerde yazdınız/yazıyorsunuz? Dergilerdeki şiirler üzerine neler söylersiniz?

Özellikle takip ettiğim dergi yok ama bana ulaşan dergileri okuyorum. Yardım isterlerse katkı sunmaya çalışıyorum elimden geldiğince. Yazdığım ve katkı sunduğum dergilerin ismini saymaya kalksam bu sayfalara sığmayacaktır. Eskiden dergiler bir ekol, bir mektep özelliği taşısın diye uğraşılırdı, bugün böyle bir durum yok. Teknolojinin nimetlerinden herkes yararlanabiliyor. Şiir beğenilsin yeter, şiir olmuş olmamış bakmıyor gençler. İyi şiirler de var, yok değil fakat çok zayıf şiirler yayımlanıyor. Bir de çok şiir zannedilen aforizmalar yayınlanıyor. Bu handikapı bir türlü aşamadık.

Hikâye / öykü türü günümüzün popüler edebiyat türleri arasında. Şiire ilginin az olduğunu düşünüyor musunuz? Evet ise neden?

Hayır düşünmüyorum, her ne kadar hikâye/öykü hatta roman popülaritesini sürdürse de zirvede olan şiirdir. Ne gariptir ki böyle olmasına rağmen şiir kitapları alınıp okunmuyor, herkes şiir yazıyor, herkes kendini şair sanıyor ve fakat şiirin ne olduğun bilmiyor.

Şiir sadece bireysel bir düşünüşün eseri mi yoksa toplumsal olay ve olgular da aynı oranda etkili midir?

Şiir hepsidir. Her konuda şiir olur. Ses olur, müzik olur, ayrılık olur, aşk olmasa olmaz zaten, acı olur, kaygı olur, toplumsal olaylar olur, yeraltı olur, düşünce olur, coğrafya olur, hassas duygular olur… Tabii ki kendine has bir söyleyiş güzelliği olmalı, imge, simge, anafor, metafor, duygu hassasiyeti olmalı. Bana göre ya hepsidir ya hiçbiri. Kendi özel durumu olmazsa zaten şiirin türküsü olmaz. Çünkü türküleri herkes kendi hayat dünyasına göre yorumlar ve anlar. Şiir de aynen böyle…

Şiiri ortaya çıkartan koşullara ek olarak neler söyleyebilirsiniz?

mustehir_2

Bu konuda o kadar çok şey söylenip tartışıldı ki, bunu uzun uzadıya konumlandırmak abes olacak. Dediğimiz gibi şiiri besleyen duygular her dönem değişiyor ama doğru bilinen AŞK hiçbir dönem değişmiyor. Her koşul şiire konu olabilir, yeter ki bunu maharetle dile getirmiş olalım.

Şiir ve şuur arasında birbirini etkileyen ya da tetikleyen bir ilgiden söz edebilir miyiz? Toplumun akıbeti açısından şiiri değerlendirmek mümkün müdür?

Zor bir soru ama neticede yine de kolay bir cevap vereceğim. Bunu herkes bilir. Şiir şuur ameliyesidir zaten. Dil ve kavram bilginiz varsa siz şiiri örersiniz. Ne kadar akıllı olursanız olun, bilgili olursanız olun şuur zaafiyetiniz varsa şiirsiz kalırsınız… Toplum ne kadar şuursuzlaşırsa şiirden o kadar uzaklaşır, ne kadar şuurlanırsa o kadar şiire yaklaşır…

Şiirin metropol ya da taşra ile bağı nedir? "Büyük şiir büyük şehirlerde mi yazılır"?

O eskidendi. Buna hâlâ inananlar var. Bunları aşmak lazım. Taşradan da çok iyi şairler çıkabilir ve çıkmışlardır. Bir tek örnek vereyim, Fuzuli. Metropollerde çok sayıda büyük şair çıkınca, taşrada da daha az büyük şair çıkınca böyle bir büyük laf edilmiştir. Bir dostun söylemiyle; metropoldeki şair kendini dünyanın en büyük şairi kabul ederse, bırakın taşrayı İstanbul'da olan diğer şairleri bile şair kabul etmiyor. Eğer gerçekten şairse her nerde olursa yine iyi şairdir.

Şiirde kuşak kavramı üzerine değerlendirme yapmak ister misiniz? Bu konuda neler söylersiniz?

Kuşak kavramı dönem dönem yazılan şiirler için belirleyici olabilir. Yoksa şiir ve şairi tedavülden kaldırmaz diye düşünüyorum. Birinci Yeni, İkinci Yeni, Hececiler, Toplumsal Bütüncüler ve buna benzer adlandırmalar sonradan yapılan isimlendirmelerdir. 60 kuşağı, 70 kuşağı, 80 kuşağı demek ortamın ve günün şartlarında yazılmış o dönemde ortaya çıkan ürünlerdir. Yoksa 80 kuşağı dendiğinde bu kuşak içinde yazanların bir bütünselliği ve ortak argümanı yoktur. Kolaylık sağlıyor ve şiiri ve dönemleri daha iyi tanımlıyor ise, kullanılmasında bir mahsur yoktur. Zaman kendi ağlarını örer. Kim ne ile isimlendiriliyorsa isimlendirilsin, şiir yine şiirdir…

Şiir eleştirisi var mı günümüzde? Bir şiir eleştirisi nasıl olmalıdır? Bu alanda dikkatinizi çeken isimler kimler?

Şiir eleştirmenleri vardır. Bunlar yine şairlerden oluşuyor. Ama azdır. Akademik çalışmaları olan akademisyenler de vardır. Aklıma ilk gelen isimler genç kuşaktan Hakan Aslanbenzer ve Hakan Şarkdemir'dir.

Şiir, kurucu bir unsur olarak geçmişten günümüze birçok toplumun duygu ve düşünce bütünlüğü içerisinde hareket etmesini sağlayan bir etkiye sahip tür. Bu bakımdan şiirin kurucu rolü üzerinden kültür ve medeniyet okumaları nasıl yapılabilir.

mustehir_3

Şiir kültürün en büyük paydalarından biridir. Bütün dünyada bu böyle bilinir. Literatürün yani edebiyatın mahfillerinde medeniyetleri ortaya çıkaran büyük etkileri vardır. Medeniyet okumak ve yazmak yanında, hukuksal, toplumsal öngörüler, anane, gelenek ve göreneklerin toplam bileşkesidir. Şiir bu yerleşkenin içinde bir çıtadır. Edebiyatın içinde de bir çıtadır hatta bir çatıdır. Kültür ve medeniyet bu çıtaların üstünde yükselir.

Şiirde usta-çırak ilişkisi bağlamında bu ilişkinin eğitim-etki/gölge riski üzerine neler düşünürsünüz?

Günümüzde bu etki/gölge hemen hemen kalkmak üzeredir. Herkesin her konuda bilgiye çok çabuk ulaşması bu itkiyi ortadan kaldırdı. Hazır veriler anında ve kesintisiz ulaşınca edep, adap, meşk, ustalık, çıraklık, bir potada erimeyi ve kişisel bağlantıları ortadan kaldırdı. Saygı olan her yerde korku vardır ama korku olan her yerde saygı yoktur, der bir düşünür. Bu bağlantısızlığın riskini sanırım herkes biliyor ama kabul etmiyor. Çünkü şiir yazdığını sanan ve kendini şair kabul eden, başka bir şeye ihtiyaç duyamayacağına inanıyor. Çok yazık!

Folklor şiire düşman mıydı hala öyle midir?

Folklor şiire düşman değildi, hâlâ değil. Öyle zannedildi. Bunu söyleyenler yeni bir şey icat etme peşindeydiler. Sonradan baktılar ki, bunu söylemekle yeni bir medeniyet inşa edemeyecekler, ömürlerinin sonunda bu keskin söylemlerinden yavaş yavaş vazgeçmeye başladılar. Onları takip edenler hâlâ aynı yerde dönüp duruyorlarsa hata işlerler. Her ne kadar öncüleri biz bundan vazgeçtik demeseler de…

Roman, hikâye/öykü yazarların birbirleriyle çekişmeleri pek gözlemlenen bir durum değilken şairlerin çekişmeleri, Türk edebiyatında en sık rastlanan bir durum olarak görülmektedir. Şiirin ve şairlerin çekişmeleri hakkında neler söylersiniz?

Buna ne denir bilmiyorum. Şiiri çok büyük bir yere koyduklarında, ki biz de şiirin büyük bir yerde durduğunu ve kolayca bu çıtaya yaklaşılamayacağına inananlardanız, şairler en büyük şair benim ve başardım dedikleri içi çatışma çıkıyor bu benlikten. Yüz roman okuyan oturup güzel bir roman yazabilir. Yüz hikâye kitabı okuyan güzel ve özgün hikâyeler yazabilir ancak bin şiir kitabı hatta beş bin şiir kitabı da okusanız şair olunamayacağı bilindiği için, yeni şiiri ben icat ettim diyecek ve başka şairleri kabul etmeyecektir. Racon mu böyle yoksa narsizm mi, tartışılır.

Teşekkür ederim, soruşturmanıza beni dahil ettiğiniz için…