‘Kırmızı kitap’ okuyarak günümüzü anlamaya çalıştığımda…

Fehmi Koru yazdı;

‘Kırmızı kitap’ okuyarak günümüzü anlamaya çalıştığımda…

‘Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’ denilince aklınıza ne gelir?

Benim aklıma, her beş yılda bir yenilenen, devletin iç ve dış siyasetinde izlenecek yolları belirleyen, güncel adıyla ‘Kırmızı Kitap’ diye anılmakta olan metin gelir.

Devletin kırmızı çizgilerini belirlediği için ondan ‘kırmızı kitap’ diye söz edildiğini sanırım.

Gizli bir belgedir.

Milli Güvenlik Kurulu’nda (MGK) görüşüldükten sonra nihai şeklini alan belge, siyasilere güvenilmediği için, MGK genel sekreteri tarafından bakanlara değil bakanlıkların müsteşarlarına imzayla emanet edilirdi.

Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi’ne geçildikten sonra belge bakanlara teslim edilmeye başladı.

En son güncellemesi ‘Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nin, 2019 yılı Temmuz ayında yapıldı. 

Strateji belgeleri, vaktiyle bizde olduğu gibi ‘iç düşman’ ağırlıklı kaleme alınmamakla birlikte, hemen bütün ülkelerde vardır ve bizdeki gibi belli aralıklarla güncellenir.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgale kalkışması ve Batı’nın işgale verdiği tepki sonrasında, olan biteni daha iyi anlamama yardımcı olabilir düşüncesiyle, ABD ve Rusya’nın en son güncellenmiş strateji belgelerine göz attım.

ABD’nin belgesi ‘Ulusal Güvenlik Strateji Rehberi’ adını taşıyor.

Joe Biden’in yemin edip başkanlık görevini üstlenerek Beyaz Saray’a taşınmasından (20 Ocak 2021) yalnızca iki ay sonra -Mart 2021’de- yeni başkanın tercihlerini yansıtacak biçimde güncellenen belgede temel hedef şu satırlara yansıtılmış:

“Dünyamız bir dönüm noktasında. Küresel dinamikler değişmekte. Yeni krizler bizden ilgi bekliyor. Küresel krizlerin pandemiden iklim krizine, nükleer yayılmacılığa ve dördüncü sanayi devrimine kadar hızlandığı şu sıralarda bir şey kesin: Biz ancak kendi çıkarlarımızı ilerletir, en yakın müttefiklerimiz ve paydaşlarımızla ortak amaçlar zemininde çalışarak evrensel değerlere sahip çıkarsak ve milli gücümüzün sapasağlam kaynaklarını yenilersek başarılı olabiliriz.”  

Washington’un gelişmelere yaklaşımını sergileyen bu paragrafa uluslararası arenada meydana gelen her yeni gelişme sırasında dönüp dönüp bakmakta yarar var.

Belgede ABD’nin uluslararası sistemi tehdit eden en önemli rakibinin Çin olduğu belirtiliyor; Rusya değil… Rusya için kullanılan sıfat farklı; ondan “Küresel nüfuzunu artırmaya ve dünya sahnesinde bozguncu rol oynamaya kararlı” diye söz ediliyor. Çin ile birlikte Rusya’nın, “ABD’nin gücünü sınadığını, ABD’nin ve dünyanın değişik yerlerindeki müttefiklerinin çıkarlarını korumasını engelleme çabasında olduğunu” kayda geçiriyor belge.

Aynı belgede Rusya’dan ne zaman söz edilse hemen önünde ‘istikrarı bozan’ ifadesi yer alıyor.

Biden’in imzaladığı Amerika’nın strateji belgesi Mart 2021 tarihli. Ondan sadece birkaç ay sonra -2 Temmuz 2021 tarihinde- Rusya devlet başkanı Vladimir Putin kendi ülkesinin güncellenmiş ‘Ulusal Güvenlik Strateji’ belgesini (UGSB) imzaladı.

Güncellenmeden önceki belge 2015 tarihliydi. 

Yenisiyle eski belge arasındaki çok ciddi farklılıklar kendisini hemen belli ediyor. 

Önceki metinde, ABD ile ortak çıkarlar etrafında birlikte hareket etme, Avrupa ülkeleri ve Avrupa Birliği ile karşılıklı birbirine yarayacak işbirliğini güçlendirme arzusuna yer veriliyordu. Ayrıca, Avrupa-Atlantik bölgesinde güvenliği artırma amacıyla NATO ile ilişkileri geliştirme niyeti de vurgulanmaktaydı. 

Son (Temmuz 2021 tarihli) metinde ise, ortaklık, işbirliği sözcükleri artık bulunmuyor, ABD’den sadece iki yerde söz ediliyor. Onlardan birinde, NATO tarafından sürekli yalanlanmasına rağmen ABD’nin Avrupa’ya orta-menzilli füzeler yerleştirme niyetinde olduğuna değiniliyor, diğerinde ise ABD küresel bir füze savunma sistemi geliştirme niyetiyle anılıyordu.

Ukrayna?

Putin’in imzasını taşıyan son belgede Ukrayna’dan hiç söz edilmiyor.

Ancak NATO adına yürütülen araştırmalara dayalı yayınlarda, Putin’in özellikle Kırım’ın Rusya sınırları içerisine ilhak edilmesi ve buna Batı’nın seyirci kalması sonrasında kazandığı özgüvenle Ukrayna’da kendisine her zaman dostane yaklaşacak bir yönetim görmek istediği ve son seçimde cumhurbaşkanı seçilen Volodymyr Zelensky’den hoşlanmadığı özellikle belirtiliyor.

Benim ancak şimdi göz attığım Rusya’nın son UGS Belgesi, hiç kuşkusuz, çıkar çıkmaz Batı başkentlerinde ve özellikle Washington’da satır satır okunmuştur. Satır aralarına sızmış niyetler de okunmaya çalışılmıştır. 

UGSB’de Ukrayna’nın adından hiç söz edilmemesinin hayra yorulduğunu sanmam. 

Niyet okumasına dayalı ön hazırlıkların en az bir yıl önceden başladığını öngörebiliriz.

ABD’nin Ukrayna’ya saldıran Rusya konusuna serinkanlı yaklaşımı ise Biden’ın imzasını taşıyan belgede kendini belli ediyor. Rusya’nın istikrarı bozucu tavrına karşı NATO üyeleri ve üye olmayan Avrupa ülkeleri ile ortak cephe oluşturma, askeri operasyonla sıcak savaşa girmek yerine farklı yollara başvurma yönteminin tercih edilmesi belgeden anlaşılabiliyor.

Ukrayna halkının can ve kan vermeyi göze alması Rusya’ya karşı Batı cephesinin işini kolaylaştırdı. Savaş, Putin’in kendi ülkesinde gözden düşmesine, işgalin Rusya’ya olumlu bakanlarda görüş tazeleme getirmesine ve esasen Çin kadar ‘önemli bir tehdit’ olarak görülmeyen Rusya’nın Batı için ‘istikrar bozucu’ olma özelliğini kaybetmesine yarayabilir.

Putin’in 2036’ya kadar sürmesini planladığı iktidarının tehlikeye düştüğünü söylemek zor olmasa gerek.

Hesap bu.

Altına imzasını koyduğu güvenlik stratejisi metnini onaylarken işlerin bu noktaya kadar varacağını öngörmüş müdür Putin?

Yoksa vaktiyle o metni hazırlayıp hayatının en büyük sürprizini şimdilerde dolaylı olarak kendisine yaşatan etrafındakilerin oyununa geldiğini mi düşünüyordur?