Tarih: 07.11.2021 13:59

Kadının maaşı kimindir?

Facebook Twitter Linked-in

Faruk Beşer yazdı;

Sorunun özeti şu: Kocam da ben de çalışıyoruz. Ben maaşımın bir miktarını biriktiriyorum, birazını da hayır işlerde harcıyorum. Kocam benim maaşımı da alıp evin ihtiyaçlarında harcamak istiyor. Giderler hepimizin, gelirleri de ortak harcamalıyız diyor. Benim bildiğim İslam’a göre kadının maaşı kendisinin olmalı, öyle değil mi?

Meselenin o kadar çok yönü var ki, hangisini anlatabiliriz?

Şöyle başlayalım: İslam toplumu aile merkezli bir toplumdur. Bu sebeple ailenin son derecede sağlam olması gerekir. Bu da ailenin huzur ve eğitim yuvası olmasıyla mümkündür. Bu iki değeri ailede öncelikle kadın üretir, erkek bu konuda onun yardımcısıdır. Din eğitiminin, ahlakın, nezaketin, adabımuaşeretin öğrenildiği ve uygulandığı yer ailedir. Bunu da birinci derecede kadın yapar. Bunları yapan bir kadın da çalışan kadındır.

Kadının çalışması elbette haram değildir, hayat şartlarına göre değişiklik arz eder. İslam’da herkes çalışmak zorundadır. Ancak mecbur kalınmadıkça kadının, bugünkü anlamda ‘çalışan kadın’ olması iki büyük olumsuzluğa yol açar. Birincisi, çocuk da varsa kadın üç kez çalışmış ve bu ölçüde yorulmuş ve yıpranmış olur. İkincisi, aile bağları zayıflar ve aile, yukarıda sözünü ettiğimiz fonksiyonları yerine getiremez. Eşler için de çocuklar için de sadece yatılıp kalkılan bir otel odası haline gelir. Herkes huzuru dışarıda, sokakta, işyerinde ya da arkadaşlarıyla arar. Bu da aile için, nesiller için, toplum için sağlıklı olmaz. Bugün bizim toplumumuz biraz gelenekçi, biraz Müslüman, büyük ölçüde de modern bir toplumdur. Taşlar yerinden oynamış, neyin ne olduğu belli olmayan kozmopolit bir hayat yaşıyoruz. İslam’ın yüklediği sorumluluklar ve verdiği haklar belli değil ya da yerine getirilmesi zor. Yapabildiğimiz kadarını yapmaya çalışacağız ve daha iyiye ulaşmanın yollarını arayacağız. Demokrasinin kaçınılmazı olan siyasi propaganda ve feminizm yaygarası bizim sesimizi çıkmadan boğuyor. Dindarlar bile kadının çalışmasını kaçınılmaz görüyorlar. Aksine bir fikrin sahibi önce dindarlardan ve ‘feminist Müslümanlardan’ tepki görüyor. Neyi niçin istediğimizi ya da istemediğimizi anlatabilme gücü bulamıyoruz. Feminizmin temel sloganlarından olan ‘çalış kızım, kocanın eline bakma’ mottosunu ‘dindarlar’ da dillendiriyor.

Oysa İslam kendi toplumunda erkeğe gerçekten büyük sorumluluklar yüklemiş. Ailesini insanca geçindirmekle yükümlü olan birinci derecede o. Gerektiğinde annesini babasını bakması gereken, onlara nafaka ödemesi gereken o. Trafik kazaları, iş kazaları ve diğer kazalar sebebiyle tazminat ödemesi gereken o. Biz buna Âkile Sistemi diyoruz ve bu muhteşem sistemi bir başka yazımızda anlattık. Kadın bunların hiçbirinden sorumlu değil. İslam’da miras da bu sorumluluklara göre bölüşülüyor ve denge sağlanmış oluyor. Şu andaki toplumumuzda iş hayatı, kısaca sosyal siyaset söylediklerimize imkân vermeyecek şekilde düzenleniyor. Pilot bir uygulama alanımız yok ki, iddialarımızın makul ve insani olduğunu ispat edebilelim.

Evet, İslam’da herkes çalışmak zorundadır. Ancak çalışma kavramı bugünkünden farklıdır. Meşru ve olması gereken bir işi yapan herkes çalışıyor demektir. Çalışan olmak için ‘bir iş yerinde, başkası hesabına, ücretle ve sürekli çalışma’ gerekmiyor. Bir ev kadınının yaptığı çalışma bu anlamda aktif çalışanlarınkinden ne daha azdır ne de daha önemsizdir. Ama bugün bunu anlamamız da zor. Dolayısıyla da erkek ya da kadın hesabına mağduriyetlerin olması kaçınılmaz oluyor.

Meseleyi tekrar maaş özeline getirecek olursak, dediğimiz gibi evi geçindirmekle sorumlu olan erkek olduğu için İslam fıkhına göre erkek, kendi görevlerini yerine getiriyor olduktan sonra karısının, bugünkü anlamda çalışan olmasına izin vermeyebilir. Ama izin verirse karısının aldığı maaşa da el koyamaz, onu kendisinin bilemez. Haram yollara harcamadıktan sonra, -ki bunu erkek de yapamaz-, kadın maaşını dilediği gibi kullanır. Ticaret yapıyorsa kazandığı yine kendinin olur.

Ancak giderlerin fazlalığı sebebiyle erkek evini geçindirmekte zorlanıyorsa kadın bu hakka istinaden ‘Ben evin giderlerine karışmıyorum’ diyebilir mi? Çünkü işin sevgiyle ilgili yönü ve ahlaki boyutu da var. Bu raddeye gelen bir karı koca ilişkisi aileyi ayakta tutabilir mi? Karı-koca aslında birleşmiş ve yekvücut olmuş çiftlerdir, böyle olması gerekir. Bunun tutkalı da sevgi ve saygıdır. Tam karı-koca olmuş eşler hiçbir zaman birbirine maaşla meydan okumazlar. Mesele bu raddeye geldikten sonra bunu düzeltmek zordur ve dediğimiz gibi ailenin yıkılmasına kadar gider.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —