Kadın hareketi içinde bir uyarı

Kadına şiddete göz yumduğunuzda bunun tahribatını kendi yüreğinizde, çocuklarınızda, toplum hayatında ödüyorsunuz. Aileyi tahrip ettiğinizde bedelini kendi yüreğinizde, çocuklarınızda, toplumunuzda ödüyorsunuz.

Kadın hareketi içinde bir uyarı

 Ahmet Taşgetiren Analiz Etti...

Gazete Duvar’daki mülakatta Filiz Gazi “Kadın Aleyhtarı Rivayetler Üzerinde Ataerkil Geleneğin Tesirleri” konulu teziyle doktorasını veren, 1994 yılından beri Başkent Kadın Platformu’nun aktif üyesi olan ilahiyatçı” diye tanıtıyor Hidayet Şefkatli Tuksal’ı.

Yani o bir “ilahiyatçı.” Kadın konusunda çalışmaları olan, bu çalışmalarda “dini metinlerin erkek egemen yorumlar” içerdiği tezini işleyen, bu alanda “yeni yorumlar” arayan ve “Kadın platformu üyeliğ”i ile bir anlamda aktivist kadın hareketleri ile dirsek teması içinde bulunan bir bilim insanı.

Hidayet Şefkatli Tuksal’ın bu vasıflarını paylaşma gereği duydum, çünkü onun o mülakatta söylediği bazı şeyler var ki, Türkiye’deki kadın hareketlerinin onlar üzerinde de hassasiyet göstermesi gerekiyor.

Hidayet hanım, muhafazakâr – dindar camianın duyarlılıklarını da bilen bir insan. Bir kısmına katılmıyor, zaman zaman eleştiriler alıyor olabilir ama bu camianın “aile ve kadına ayrıca önem vermesi”ni önemsiyor ve “Peki niçin?” diye sorulunca da “kadın özgürlüğü konusunda ileri standartlara ulaşmış ülkelerde karşı karşıya gelinen başka sorunlara” dikkat çekiyor. Şunları söylüyor:

“Bu iki konu bütün dünyada bir tartışma alanı, çünkü kadın özgürlüğü konusunda ileri kabul edilen standartlara ulaşmış ülkelerde, bu sefer başka sorunlar ortaya çıkıyor ve onlara çözüm aranıyor. Biz erken yaşta çocuk evlilikleriyle çocuk istismarını konuşuyoruz, onlar çocuk anneleri konuşuyorlar. Kadına yönelik şiddet, taciz ve tecavüzler hem buraların, hem de oraların sorunu olmaya devam ediyor, ama şiddetle mücadele mekanizmaları oralarda daha güçlü. Tek ebeveynli aileler, yalnızlık, alkol ve uyuşturucu gibi bağımlılıklar kadınları çok etkileyen sorunlar olmaya devam ediyor. Mesela eski Sovyet sisteminin parçası olmuş ve yasal olarak kadınlara erkeklerle eşit düzeyde hak ve özgürlüğün tanındığı ülkeler üzerine yapılan akademik çalışmalarda, kadınları güçlendiren bu politikanın, erkeği ailesi ve çocukları konusunda ilgisiz ve sorumsuz hale getirerek, aileyle ilgili her şeyin kadınların sırtına yüklenmesiyle sonuçlandığından şikayetçi kadınlar. Bu yüzden dini gruplar bu ülkelerde çok fazla kadın destekçi bulabiliyor. Özgürlüğün bedeli ya da faturası bazen kadınların beklemediği kadar ağır da olabiliyor. Bu yüzden, böyle konularda, karşıt kesimlerin kadınlara yönelik ‘Sizin için neyin iyi ve güzel olduğunu biz biliriz, bizi dinleyin, kurtuluşa erin’ tavrından uzaklaşmaları gerekiyor. Her kesimde ideolojik katılığa kapılmadan, daha çok kadını dinleyerek belki de görüşlerin revize edilmesi gerekiyor.”

Kadına yönelik şiddete sıfır tolerans, kadının onuru, islami metinlerin “erkek egemen” yorumuna radikal itiraz, bu noktada pek çok dışlanmayı göze alma vs gibi alanlarda tavrı bilinen birisinin “başka sorunlar”a dikkat çekmesini önemsedim. Neler diyor?

-Bizde erken yaşta evlilik varsa oralarda çocuk gelinler var, diyor.

-Şiddet, taciz, tecavüz özgürlük standardı yüksek ülkelerde de devam ediyor.

-Tek ebeveynli aileler, yalnızlık, alkol ve uyuşturucu oralardaki kadınların da problemi.

- Eski Sovyet toplumlarında kadın – erkek eşit ama ailede her şey kadınlara yüklenmiş durumda.

Hidayet hanım “Özgürlüğün bedeli ya da faturası bazen kadınların beklemediği kadar ağır olabiliyor” diyor. “Bu yüzden….. bu alandaki karşıt grupların “Sizin için neyin iyi ve güzel olduğunu biz biliriz, bizi dinleyin, kurtuluşa erin’ tavrından uzaklaşmaları gerekiyor” diyor. Daha da önemlisi “Her kesimde ideolojik katılığa kapılmadan, daha çok kadını dinleyerek belki de görüşlerin revize edilmesi gerekiyor” diyor.

Yani her kesimde bir “ideolojik katılık” bulunduğunu ifade etmeye çalışıyor ve “Birbirimizi dinleyelim” diyor.

Şu denemez mi:

Kadın, aile, cinsellik vs. alanlarda farklı görüşlere sahip insanlar, gruplar, örgütler bir arama konferansında bir araya gelse, bir “sorun taraması” yapsa ve sorunlar üzerinden çözüm arayışları ortaya konsa… Ben eminim ki, pek çok ortak nokta bulunacaktır. Bazı talepler var ki, onlar üzerinden yürürseniz diyelim bir nesil sonra duvara tosluyorsunuz, yanlış olmuş dönelim dediğinizde de kadın, erkek, çocuk, genç, yaşlı kitleler halinde bedel ödüyorsunuz.

Kadına şiddete göz yumduğunuzda bunun tahribatını kendi yüreğinizde, çocuklarınızda, toplum hayatında ödüyorsunuz. Aileyi tahrip ettiğinizde bedelini kendi yüreğinizde, çocuklarınızda, toplumunuzda ödüyorsunuz.

Evet, farklı startları deneyen toplumlar ileri merhaleleri gördüler ve bir kısmı kendini restore etme yolları arıyor.

Bence bir kadın hareketi aktivisti olarak Hidayet Şefkatli Tuksal’ın durduğu yer, iletişim sağlanacak bir nokta olabilir.