Tarih: 14.11.2022 17:12

İstanbul’da meydana gelen can alıcı patlama beni geçmişe doğru yolculuğa çıkardı…

Facebook Twitter Linked-in

Türkiye’nin gözbebeği İstanbul’un her an binlerce insanı bağrında barındıran en merkezi yeri İstiklal Caddesi üzerinde günün en kalabalık saatinde meydana gelen ve ilk tespitlere göre sekiz kişinin hayatını kaybettiği, çok sayıda yaralının olduğu patlama haberi ulaştığında, ben, Netflix platformu üzerinden bir film izliyordum.

Gerçek bir olaya dayanan filmin adı ‘Piazza Fontana: The Italian Conspiracy’ (İtalyan Komplosu: Piazza Fontana).

Piazza Fontana İtalya’nın önemli kenti Milano’da bir meydanın adı. 12 Aralık 1969 tarihinde o meydandaki Banca Nazionale dell’Agricoltura adlı bankaya bırakılan bir bombanın patlaması sonucu 17 insan can veriyor, 88 kişi de yaralanıyor.

Ve sonrasında İtalya siyasi hayatının bir türlü sona erdirilemeyen hesaplaşması başlıyor.

Terör olayının ardından olağan şüpheli konumundaki sol bir hücrenin elemanları tutuklanıyor. Gözaltına alınanlardan lider konumundaki bir demiryolu işçisi emniyet müdürlüğünün dördüncü katından aşağı düşerek ölüyor.

Bir taksi şoförünün tanıklığıyla gözaltına alınan aynı hücrenin bir elemanı yargılanıp hapse mahkum edildiği halde, neredeyse 20 yıl sonra “Pardon” denilip salıveriliyor.

İlk elde suçlanan ve üzerlerine gidilerek tutuklanan, yargılanıp cezaevlerine tıkılan aşırı sol örgütün olayda hiçbir sorumluluğu bulunmadığı yıllar sonra anlaşılıyor.

Bir dizi yargılamaya rağmen 1987 yılına gelindiğinde o kadar insanın canını alan terör olayının gerçek failleri bir türlü belirlenemiyor. [Haksız yere suçlanan sol örgüt, emniyette pencereden düşerek hayatını kaybeden üyesinin intikamı için, onu sorgulayan polis şefini infaz ediyor.]

Aradan onca zaman geçtikten sonra, 1987 yılında, bir savcı, yeni kanıtlar sayesinde davayı yeniden açıyor. Bu defa suçlananlar aşırı sağcı ‘Ordine Nuovo’ örgütü üyeleri.

‘Ordine Nuovo’ örgütü mü?

Bu ismi duyduğumda şöyle bir irkildim.

Çok uzun yıllar önce, 1990’larda, ülkemiz siyasi hayatı bir dizi terör olayıyla sarsılırken, bir yurtdışı seyahatim sırasında bir İngiliz gazetesinin İtalya muhabiri olan Philip Willan’ın yazdığı ‘Puppet Masters’ (Türkçeye ‘Kuklacılar’ adıyla çevrilip Pınar Yayınları tarafından yayımlandı) kitabı elime geçmiş ve bizdeki olayları da anlamaya yarayabileceği düşüncesiyle, yazılarımda o kitaptan geniş aktarmalar yapmıştım.   

Willan’ın İtalya tarihinin karanlık sayfalarına ışık tutan kitabında en fazla andığı örgütlerden biriydi Ordine Nuovo (Yeni Düzen). 1956 yılında Pino Rauti tarafından kurulmuş silahlı milisleri de bulunan bir örgüttü bu.

Neo-faşist bir örgüt.

Örgütün öndegelenleri 1987 yılında yeniden açılan davada yargılandılar, savcının müebbet hapis cezası istediği iki sanık İtalyan Yargıtayı tarafından beraat ettirildi.

İtalya’da siyasi hava 2000’li yılların başında yeniden değişince, yürekli savcılar Piazza Fontana terör eylemini bir kez daha canlandırdılar ve neo-faşist grubu yargılarken bu defa konuyu bütün ayrıntıları ve iltisaklarıyla ortaya çıkarma gayreti içerisine girdiler.

Şubat 2000’de açılan dava 2005 yılına kadar sürdü.

Yargılanan örgüt üyelerinin, bir önceki dava görülürken ucu biraz açılmış, bir yabancı ülkenin İtalya’da görevli unsurlarıyla ilişkileri, bu yeni mahkemece daha derinden ele alındı.

CIA ile İtalyan istihbarat örgütü SID (Servizio Informazioni Difesa) ve askeri istihbarat örgütü SISMI (Servizio per le Informazioni e la Sicurezza Militare) arasındaki ilişki de…

SID’in başındaki Gen. Gianadelio Maletti’nin ‘devlet içinde devlet’ görüntülü P-2 Locası üyesi olduğu ve Loca’nın başındaki Licio Gelli’den aldığı talimatla soruşturmayı saptırma görevini üstlendiği bu arada ortaya çıktı. Gen. Maletti ilk dava görülürken elinde bulunan asıl suçlu ‘Ordine Nuovo’ ile ilgili kanıtları yok ettiği gibi, bombayı temin edip eylemcilere sağlayan iki kişinin ülke dışına çıkmasını da sağlamıştı.

Maletti de sonunda ülkeden kaçıp Güney Afrika’ya sığındı.

Gladio diye bir örgüt

Konuya biraz aşina olanların da bilebileceği gibi, Piazza Fontana’daki bankaya bırakılan ve 17 kişinin canını alan bombalı eylem, her ne kadar ifasında yerli bir örgüt kullanılmış olsa da, bütün bu tartışmalar sırasında adı büyük gürültüyle gündeme gelen ‘Gladio’ örgütünün işiydi.

NATO tarafından 1950’lerin başında, üye ülkelerde istenmeyen iktidarların iş başına gelmesi ihtimali doğarsa, üyelerinin bunu önlemek üzere harekete geçmesi için oluşturulmuş ‘Gladio’ örgütünün…

Aşırı sağcı örgütten CIA’nin İtalya’daki bağlantılarına, oradan da ülkenin başbakanı –Giulio Andreotti- ve cumhurbaşkanına –Francesco Cossiga– kadar uzanan bir ilişkiler ağı söz konusuydu.

Giulio Andreotti (d. 1919 – ö. 2013) 24 Ekim 1990 günü başbakan olarak parlamentoda yaptığı konuşmada ‘Gladio’ örgütünün varlığını milletvekilleriyle ilk kez paylaştı. Dünya kamuoyu da örgütün varlığını resmen o sırada öğrendi.

1972 ile 1992 yılları arasında tam yedi kez başbakanlığa gidip gelmiş olan Andreotti 2000’li yılların başlarında yargılandı ve çeşitli cinayetlerin de içinde yer aldığı bir dizi suçlamaya muhatap edilerek 24 yıla mahkum edildi.

[En beğenilen filmler listesinin ilk sırasında yer alan ‘Godfather’ filminin üçüncüsündeki en karanlık politikacı tipi Andreotti’den esinlenilmiştir.]

Lafı uzattım, biliyorum, ama ne yapayım 1990’lardan başlayarak günlerimi ve gecelerimi yazar olarak meşgul etmiş eski hatıralar fazlasıyla depreşti.

Bu arka-planı akılda tutarsak...

İstanbul/Beyoğlu’nda meydana gelen olay Piazza Fontana’da gerçekleşmiş olan gibi bir terör eylemi midir? 

Yetkili ağızlardan çıkan açıklamalar onlarda ‘terör eylemi’ olduğu kanaatinin ağır bastığına işaret ediyor.

En son, bombalı paketi olay yerine getiren kişinin gözaltına alındığı duyuruldu.

Dünkü patlama bir ‘terör eylemi’ ise, İtalya’da olduğu gibi, onu başka benzer eylemler izleyecek midir?

Piazza Fontana ve eş-zamanlı başka bombalı eylemler İtalya siyasetini sarsma ve ülkeyi kaosa sürükleme amaçlıydı. Bu sebeple esas suçluların ortaya çıkmaması sağlanacak biçimde planlanıp icra edilmişlerdi. Toplumun kafasının karışması istendiği için… 

Kanıtlar usta eller tarafından karartılmıştı.

Bizde herhalde o tür yanlışlıklar söz konusu olmaz.

Olmamasını sağlayacak kadar bilgi ilgililerde, sağduyu da toplumda var zaten.

İşe terörü lanetleyerek başlamak gerek.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —