Tarih: 14.02.2022 17:07

Israrla Demokrasi’ye vurgu yapan bir Cumhurbaşkanı

Facebook Twitter Linked-in

Dün Federal Kongre toplandı.

Bu toplanmanın sebebi Cumhurbaşkanlığı seçimiydi. Şu an görevde olan Frank-Walter Steinmeier 12 Şubat 2017’de yapılan seçimle göreve gelmişti. Görev süresinin bitmesine bir aydan kısa zaman kalmıştı. Almanya Federal Kongresi toplandı ve yeni Cumhurbaşkanı’nı seçti.

Frank-Walter Steinmeier bir kez daha Cumhurbaşkanı seçildi.

Steinmeier’nın karşısında yarışanlar Gerhard Trabert ve Max Otte’ydı.

Trabert sol kesimden aday gösterilmişti ve Otte de AfD’den. (Almanya için Alternatif partisi yani aşırı sağcılar)

Geçerli olan 1472 oyun 96’sını Trabert, 140’ını Otte ve 1045’ini de Steinmeier aldı.

Steinmeier SPD de politika yapmış bir siyasetçiydi ama göreve geldiğinde partisi ile ilişiğini kesti ve bütün Almanya’nın Cumhurbaşkanı oldu.

İkinci kere seçilmesinde SPD, CDU ve CSU destek verdiler.

Peki Cumhurbaşkanını kimler seçti?

Almanya’da Cumhurbaşkanı’nı Almanya’nın federal meclis üyeleri, 16 eyaletten katılan temsilciler ve bazı vatandaşlardan oluşan Federal Seçiciler kurulu seçiyor.

Federal Mecliste görev yapan 736 vekil ve bunlara eklenen eyaletlerden gelen temsilciler de oylarını kullandılar.

Seçimde ayrıca kendisi hakkında teklifte bulunulan siviller de oy kullanabiliyorlar. Bu seçimde oy kullanan birisi daha vardı, sizler kendisini çok iyi tanıyorsunuz.

Biontech’in kurucusu Dr. Özlem Türeci.

Türeci de oy kullananlar arasındaydı.

Steinmeier’nın tekrar seçilmesi Almanya’da olumlu karşılandı. Nedeni de toplumun tüm kesimlerini kucaklayan, erdemli bir kişi olması.

Steinmeier, yüzüne baktığınızda sizin de algılayabileceğiniz gibi iyi bir insan. Almanlar ‘alman hesabı’ diye bilinen uygulamadan dolayı cimri olarak bilinirler ama Steinmeier farklı birisi bunu da böbrek rahatsızlığı olan eşine kendi böbreğini vermesinden anlıyoruz.

Seçimler esnasında salonda gözde olan birisi daha vardı: Angela Merkel. Her ne kadar görevi bıraksa da Merkel’in popülaritesi hala yüksek. Salonda kendisiyle fotoğraf çektirmek isteyenler çoktu. Fotoğraf çekilirken kendisine yardımcı olan kişi de Tarım Bakanı Cem Özdemir’di.

Bu bilgilerden sonra Steinmeier’in dediklerine bir göz atalım.

Frank-Walter Steinmeier ve Eşi

Steinmeier seçildikten sonra yaptığı konuşmada ‘Demokrasi’ vurgusu yaptı.

Sorumluluğunun ülkede yaşayan bütün insanlar olduğunu söyledi. Siyasi görüş, inanç, etnik köken ayırımı yapmadan ülkede yaşayan herkes.

Konu Demokrasi olursa tarafsız olmayacağını ve Demokrasi’nin karşısında olanların karşısında olacağını söyledi. Steinmeier’in bu demokrasi vurgusu çok önemli hem ülke içinde hem ülke dışında.

Ülke içinde olan yönü yabancılara ve sığınmacılara karşı düşmanca tavırda olan aşırı ırkçılara karşılık olması.

Ülke dışında olan yönü de gündemin sıcak maddesi Rusya-Ukrayna krizi.

İkinci kez beş yıllık süre için seçilen Steinmeier Rusya-Ukrayna krizindeki sorumlunun Rusya olduğunu açıkça ifade etti.

Aslında Putin de varlıksal olarak demokrasi karşıtı olduğu ve aynı zamanda despotik şekilde ülkeyi yönettiği için Steinmeier’nın deyimiyle ‘demokrasi karşıtı’ olanların başında geliyor.

Putin’e şu sözlerle seslendi: ‘Ukrayna’nın boynundaki ipi çözün ve bizimle Avrupa’da barışa yönelik arayışta olun’.

Pandemi döneminde bazı yanlışlıklar yapıldığını kabul ettiğini de ifade etti. Ancak bu yanlışlıkların devletin memurlarına yönelik yapılan tehdit ve şiddetin bahanesi olmadığını söyleyerek tehdit ve şiddet içinde olanlara ‘Buradayım ve kalıyorum’ dedi.

Steinmeier demokrasi vurgusu yaparken farklı görüşlerin ve bu görüşlerden kaynaklanan tartışmaların da olması gerektiğini ifade etti. Buna daha genel bir tabirle ‘çok seslilik’ diyebiliriz.

Almanya, 16 eyaletten oluşan bir federal cumhuriyet olduğu için farklılıklara önem veriyor. Tek bir görüşün hakim olması ve aynı zamanda başka görüşte olanlara bu görüşün dikte edilmesi normal karşılanan bir durum değil. Devleti yönetenlerin kendi görüşlerini halka dikte ettirmesi geleneğinde yetişenlerin çok da anlayabilecekleri bir durum değil bu.

Farklı görüşlerin olmasının ve bundan dolayı kaynaklanan tartışmaların da gerekliliğini savunan Steinmeier buradaki sınırın ne olduğunu da açıkladı: ‘Farklı görüşler ve tartışmalar olmalı ama kırmızı bir çizgi de var ve bu da nefret ve şiddet. Nefret ve şiddet noktasında her şey bitiyor. Bu ülkede bu kırmızı çizgiye sadık kalmalıyız’.

Türkiye’de etrafa kendi fikirlerini dikte etmeye çalışan birilerini sürekli gördüğümüz için Steinmeier’in söylediği cümleler biraz garip gelebilir ama böyle de ‘demokrasi’ vurgusu yapan Cumhurbaşkanları olabiliyor…

Sevgi ve Bilgiyle kalın




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —