Tarih: 13.03.2019 09:21

Islık, Ezan ve İslamî Feminizme Saldırı

Facebook Twitter Linked-in

Kadın karşıtı saldırıların din bahanesiyle, ezan kullanılarak yapılması İslamî feminizme kurulan bariyerlerden birisi olarak değerlendirilmeli.

?Ezanı ıslıkla susturmak istediler, ezan-ı Muhammediye saygısızlık ettiler? iftirası, bir delinin kuyuya attığı taş gibi. Ancak çıkarmaya çalışan kırk akıllı yok. Tersine o iftiraya sarılıp büyütmeye çalışan çok. Kadın örgütlerinin açıklamalarında da belirtildiği gibi her yıl aynı saatlerde gerçekleşiyor yürüyüş. Ancak sadece bu sene sloganlar, ıslıklar, düdük sesleri ezana saldırı sayılıyor. Sosyal medyada kadın/feminizm düşmanlığının aracı olarak kullanılan iftira, Cumhurbaşkanının miting konuşmalarına ve köşe yazılarına taşınıyor. Islıkların asıl sebebinin polis engeline, barikata tepki olduğu herkesin malumu. Ancak, polis/devlet engeli gözlerden gizlenerek ezan, kadın düşmanlığında araçsallaştırılıyor. Akşam iftirayı yazıp okurlarının zihnini bulandırdıktan sonra sabah özür dileyenler olsa da 10 Mart´taki kadın karşıtı sloganlarla yürüyüş yapıldığı gerçeği değişmiyor. Polisin mülayim(!) yanına denk gelen, kadın haklarına karşı ?istemezük? eylemi ve ezan iftirası, genel feminizm karşıtlığından biraz daha ötede bir anlam taşıyor.

Ezanın araç olarak kullanılmasının altında yatan nedenler arasında seçim atmosferi ve toplumsal kamplaştırma politikasıyla oyların pekiştirilmesi taktiği var kuşkusuz. Kadın kazanımlarına karşı son yıllarda güçlenen saldırılar da nedenlerden bir diğeri elbet. Fakat bu kolay tahmin edilen nedenlerin ötesi de var. Kadın düşmanlarını asıl korkutan ve dini araç olarak kullanmak yönünde pervasızlaştıran olgu, Müslüman feministlerin varlığı.

Son yıllarda 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü´ne katılan dindar kadın görünürlüğü yükseldi. Taşınan pankart ve dövizler geçmişe kıyasla daha net feminist sloganlar içerir oldu. Kadın karşıtı saldırıların din bahanesiyle, ezan kullanılarak yapılması İslamî feminizme kurulan bariyerlerden birisi olarak değerlendirilmeli. Atılan tweetlerde hedef gösterilen kadın örgütü Başkent Kadın Platformu. Yıllardır iktidar cenahından ?kapatın, yeni bir dernek kurun, hiç değilse isminizi değiştirin, adınız kirlendi? şeklinde çirkin, yakışıksız mesajlara maruz kaldığı halde direniyordu, platform. Şimdi de sosyal medya hesaplarından kadın düşmanlığıyla maruf kişiler, isim etiketleyerek milletvekilleri ve bakanları, platforma karşı kışkırtmaya çalışıyor.

Süresiz Nafaka Mağdurları Platformu adlı hesap da hiç şaşırtıcı olmayan bir şekilde bu furyaya katılmış halde.

 

Daha ilerisi de var elbette. WhatsApp gruplarında Ankara Sakarya Meydanı´ndaki yürüyüşe ait fotoğraflar, ezana saldırı adıyla Başkent Kadın üyelerini taciz ve tahkir aracı olarak dolaştırılıyor günlerdir. Aile düşmanlığı ithamı durdurmadı. Güya hak savunucusu sayılan A. Dilipak´ın köşesinden yönelttiği fahişelik ithamı durdurmadı kadınları. Şimdi ezana saldırı ithamıyla baskı kurmaya devam ediyorlar. Ancak ellerinde başka kozlar da var. Onları devreye sokuyorlar.

Polis devleti, Kafka´nın Davası´nı andıran yöntemlerle hissettiriyor varlığını. Dernek ofisinin mal sahibine ulaşarak gözünü korkutmuşlar. Adım verilmiş, hakkımda soruşturma olduğu söylenmiş ve zararın kendisine değmemesi için mülkünden platformu çıkarmaya ikna edilmiş. İlginç değil mi? Bana soruşturma bilgisi gelmiyor. İfadeye çağrılmıyorum. Adresim belli olduğu halde evime polis gelmiyor. Hatta dernek yönetimine de haber, uyarı, soruşturma bilgisi ulaşmıyor. Fakat dernek ofisinin mülk sahibi uyarılıyor. Gerekçe ?size inat hem Müslümanız hem feminist? yazılı dövizle çekilmiş fotoğrafım.

Yazının devamı için




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —