Tarih: 04.10.2020 20:55

İslamcılar ve İslamî düzen

Facebook Twitter Linked-in

 

İşi gücü bırakıp İslamcılarla uğraşan taifenin bir kısmı da bu "düzen meselesi"nden onlara vuruyorlar.

Neymiş?

İslamcıların ortaya koydukları "çağdaş, İslam"ı çağa sunacak bir düzen taslakları, projeleri, bu konuda eserleri, hazırlıkları yokmuş".

Bu iddianın sahiplerinin kime İslamcı dedikleri de belli değil. Tariflerine bakılırsa "İslamcılığın belli bir dönemin şartlarındaki uygulamasını alıp genelleştiriyor sonra da bunu eleştiriyorlar. O günün şartlarında uygulanan İslamcılığı ele alıp yine o günün şartlarında "öyle değil, şöyle olmalıydı" deseler mesele kalmayacak, ilim ve düşünce adamına yakışanı yapmış olacaklar. Ama genellemek, bütün zamanların İslamcılarını bir tarife/çuvala sokmak sonra da üzerinde sopa gezdirmek ilme, hikmete ve ahlaka uygun düşmüyor.

Düzen meselesine gelince, mesela Cevdet Paşa"dan, Said Halim Paşa"dan beri bizde, Nedvetu"l-ulemâ"nın kuruluşundan beri Hindistan"da, ilan edildiği günden beri Pakistan"da, Abduh"tan beri Mısır"da, Muhammed Tahir b. şur"dan beri Tunus"ta, Abdulhamîd b. Bâdîs"ten beri Cezayir"de, büyük Senûsî"den beri Fas"ta... İslam"ın çağdaş hukuk, ekonomi, cemiyet, siyaset, uluslararası ilişkiler, ahlak, estetik, eğitim... düzeni üzerinde düşünülmüş, yazılmış, tartışılmıştır. Mecelle böyle bir çalışmanın eseridir. Hukuk-ı aile kararnamesi öyledir. Mecelle"nin değişen şartlarda yeniden ele alınması (tadilat) çalışmaları böyledir. Cumhuriyet şeriatı lağvetmeseydi bu çalışmalar devam edecek, su yolunu bulacaktı. Başka İslam ülkelerinde devam etti ve yüzlerce eser ortaya çıktı. el-Ezher, İslam Anayasa Kanunu üzerinde bir çalışma yaptı. Dünyanın bir yerinde İslami düzene geçilirse uygulansın diye ilan etti. Bu çalışmayı yine İslâmî bakışla tenkit edenler, bir manada tamamlayanlar oldu. Ziyaulhak zamanında, diğer alanlarda olduğu gibi "Pakistan ekonomisini İslamileştirme" alanında da çalışma yapıldı, onlarca alim çalışarak kapsamlı bir rapor hazırladılar ve bu rapor, öngörülen aşamalar çerçevesinde uygulamaya kondu. Başkanı ABD öldürmeseydi bu çalışmalar devam edecekti.

İddia sahipleri ya bunlardan habersiz bulunuyorlar veya bunları beğenmiyor; yanlış, eksik, yetersiz buluyorlar. Eğer böyle ise onların zihninde doğru olan var demektir; neden ortaya çıkarmıyorlar? Böyle bir bilgi, tasavvur ve çalışmaları yoksa mevcudun uygunsuz olduğunu nereden biliyorlar?

Önemli bir hususa daha işaret edelim:

İslam"da bir değişmeyenler bir de şartlara göre değişmesi caiz olanlar vardır. Bir yerde bütünüyle İslami hayata geçme teşebbüsü başlamadan şartlar bilinemez; ne zaman başlanır ve şartlar ortaya çıkarsa İslam alimleri, değişmeyenlerin ışığında ictihad ederek yeni şartların İslamî düzenini ortaya koyarlar. Bundan önce de "teşebbüs ve geçiş" aşaması olur; bu teşebbüs ve geçiş aşamasının fıkhı, geçişten sonraki düzen kadar, hatta daha önemlidir. Laik bir ülkede "İslam ceza hukuku nasıl olmalıdır" konusu değil, "bu düzenden İslâmî düzene nasıl geçilir?" konusu ele alınmalı, işte bunun düzeni ortaya konmalıdır. Bu da yapılıyor, ama gel gör ki, sözde İslami düzenden yana olanların bir kısmı geçiş dönemi fıkhına "küfür" damgası basıyor, hayal aleminde tahtadan ata binerek cevelan ediyorlar.

 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —