Tarih: 17.07.2020 13:02

İşin aslı: Ekonomi yerine savaşları ele alan Müslüman bakış açısı

Facebook Twitter Linked-in

Hicretin sekizinci senesi.

Bu yıla dair yazılanlara şöyle bir göz atsanız ilk göreceğiniz Hz. Peygamber’in kızı Zeynep’in vefat etmesi olayıdır.

Hz. Peygamber’in çocukları kendisi hayatta iken vefat etmişlerdir. Tek istisna kızı Fatıma’dır.

Hz. Peygamber’den sonra hayatta kalmış olsalardı, çok büyük eziyetlere maruz kalmış olacaklardır belki de. Bunu İslam tarihindeki olaylardan anlıyoruz.

Eşleri ile kızları arasında çıkacak ve büyüyecek bir çekişme…

Bu yılda olan diğer olaylara baktığımızda bize sunulanlar başlıklar halinde şöyledir:

İslam’la müşerref olanlar,

Seferler,

Muharebe (savaş) ler,

İslam ordusu medhiyeleri,

Şehid ve gaziler,

Diğer dinlerden olanlarla savaşlar ve hesaplaşma…

Gördüğünüz gibi Müslümanların hicretten sonra yaşadıkları hep savaş, tahakküm kurma, hakimiyet altına alma ve başka dinden olanlarla savaş şeklinde bize sunulur.

Bu yüzden de zaten bugün Ayasofya’nın açılması için canla başla çalışıyoruz. Çünkü diğer dinlerle hesaplaşma ve tahakküm kurma alışkanlığı asırların birikimi olarak bize dayatılmış.

Okullardaki, dini sohbetlerdeki ve kitaplardaki olaylar hep bu minvaldedir.

Daha başka konular olmamış mıdır?
Tabiki olmuştur. İşin aslı bölümünde sizlere daha önce de belirtmiştim: ‘Müslümanlar normal hayatlarını yaşıyorlardı ve ayetler geldikçe de onları öğrenip, hayatlarına uyarlamaya çalışıyorlardı’.

Bunu formüle edelim isterseniz.

Normal yaşanan bir hayat ve onu eklenen ayetler ve hayatın şekillenmesi.

Hz. Peygamber’den daha İslami yaşamaya çalışan Müslümanlara göre ise şöyle:

Normal hayat, İslam’ın üzerine bina edilir. Yani normal yaşam yoktur ve İslam’a tam manasıyla uygun bir hayat yaşama çabası vardır. Bu anormallik çok doğal olarak başka anormallikleri de oluşturur. Çevrenize baktığınızda bu anormallikleri zaten her gün görüyorsunuz.

Normal hayat: Geçim derdi, günlük sorunlar, aile ve yeni nesiller ve onların sorunları, insanların özgürce yaşamaları ve hayatta mutlu olmaya çalışmaları.

Geçim derdi deyince hemen aklımıza iş gelir. Çalışma para kazanma, yani ekonomi. Ekonomi dediğimizde de piyasa.

Hicretten sonra Medine’de çarşı-Pazar yok muydu?

Evet, vardı.

Peki bu çarşıda piyasa nasıldı?
Hangi piyasa kuralları geçerliydi?
Eserlerde, sohbetlerde ve okullarda neden bunlara değinilmez, bu da benim çok merak ettiğim bir soru…

Neden?

Medine’deki çarşıya dönelim.

Medine’deki çarşıda piyasa vardı ve serbest piyasa hükümleri geçerliydi. Arz-talep dengesine göre işleyen bir piyasa.

Hicretin 8. yılında farklı bir durum oluştu. Neydi bu?

Gıda maddeleri sıkıntısı ve arz-talep dengesinde bozulma.

İşte bu anormal durum karşısında Hz. Peygamber ‘Narh’ koyma kararı aldı.

Narh nedir?

Farsça nirh kelimesinden gelir ve fiyat anlamındadır.

Kısa bir süreyle ürünlerin fiyatlarının aşırı artmaması için sınırlama konulmuştur. Daha sonra da satıcıların zarar görmemesi için bu sınırlandırma kaldırılmıştır.

Fıkıh alimleri ‘narh’ konusunda farklı hükümler vermişlerdir. Hanefilere göre mekruhtur, diğer mezheplere göre de haramdır.

Buradan ne sonuç çıkıyor?
İslam’ın ekonomi sistemi serbest piyasa kurallarına göredir.

Evet, artık daha fazla bu konualara gireceğim. Karanlıkta kalmış, kaybettirilmeye çalışılmış sistem prensipleri…

Sevgi ve Bigiyle kalın




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —