İran, bir kez daha geniş çaplı protestolarla sarsılıyor. Ekonomik kriz, yaptırımların yarattığı yapısal tıkanma ve siyasal sistemin toplumsal taleplere kapalı yapısı, sokaktaki öfkeyi derinleştiriyor. 20 günü geride eylemler, yalnızca güncel ekonomik sıkıntıların değil, uzun yıllara yayılan bir huzursuzluk birikiminin sonucu olarak okunuyor.
İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) Başkanı, İran uzmanı ve Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Serhan Afacan ile İran’daki protestoların nedenlerini, ölü sayısına ilişkin tartışmaları, devletin tutumunu, ABD ve İsrail ihtimallerini ve sürecin Türkiye ile bölgeye olası etkilerini konuştuk.
- 20 günü geride bırakan İran'daki eylemler neden başladı?
- İran'da yaşanan gelişmelerin hem kısa vadeli hem de uzun vadeli nedenleri bulunuyor. Kısa vadede belirleyici olan faktör, ülkenin giderek ağırlaşan ekonomik tablosu; daha açık bir ifadeyle döviz kurundaki hızlı yükseliş ve bunun yarattığı zincirleme sorunlardır. Nitekim 28 Aralık'ta Tahran'da başlayarak kısa sürede ülke geneline yayılan protestoların öncülüğünü, döviz kurundaki artıştan doğrudan etkilenen esnaf kesimleri üstlenmiştir.
Uzun vadeli faktörler ise başta ABD tarafından dayatılan tek taraflı yaptırımlar olmak üzere, İran'a uzun yıllardır uygulanan kapsamlı yaptırımlarla yakından ilişkilidir. Bu tabloya, süregelen kötü ekonomik yönetim de eklenmelidir. İran'ın milli geliri uzun zamandır düşüş eğilimindedir ve 2023'te ilan edilen Yedinci Kalkınma Planı'nda öngörülen yıllık ortalama yüzde 8 büyüme, beş yıl içinde enflasyonun yüzde 10'un altına indirilmesi ve yüzde 3,5 oranında istihdam artışı sağlanması gibi hedeflerin mevcut koşullar altında gerçekçi olmadığı açıktır. Dolayısıyla, İran ekonomisinin genel gidişatında yaşanan yapısal sorunların, özellikle de düşük gelirli kesimlerin yaşam standartlarındaki bozulmanın, mevcut ekonomi politikalarıyla giderilmesi mümkün görünmemektedir.

undefined
“Protestolardaki taleplerin haklılık payı olduğunu Pezeşkiyan da kabul etti”
Buna ek olarak, ülkede uzun yıllara yayılan bir siyasal huzursuzluk birikimi söz konusudur. Başlangıç gerekçesi ne olursa olsun, her yeni protesto dalgası bu birikmiş huzursuzluğu harekete geçirerek sokaktaki gerilimi daha da artırmaktadır. İran'ın siyasal sistemi, toplumsal taleplerin meşru siyasal kanallar aracılığıyla ifade edilmesine ve karşılık bulmasına yeterince alan tanımamaktadır. Köklü bir geçmişe sahip olan bu sorun, özellikle 2009'daki Yeşil Hareket'ten bu yana daha derin ve kalıcı bir nitelik kazanmıştır. Sonraki yıllarda çok sayıda üst düzey yetkili ve hatta cumhurbaşkanları, farklı vesilelerle bu duruma dikkat çekmiş ve toplumun siyasete duyduğu güveni yeniden tesis edecek adımların atılması gerektiğini dile getirmiştir.
Protestolardaki taleplerin haklılık payı olduğunu bizzat İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ve hatta Devrim Lideri Ali Hamaney ifade etti. Kaldı ki geride kalan yıllarda yaşanan protestolarda göstericilerin meşru ve makul taleplerinin karşılanmamasının İran'ı bugünkü sert ortamın içine ittiğini söylemek yanlış olmaz.
Ölü sayısı tartışmalı
Kaç kişinin öldürüldüğü konusu niye tartışmalı? Size gelen bilgilere göre şimdiye kadar kaç kişi öldürüldü?
Protestolara ilişkin belki de en spekülatif alanlardan biri ölü sayısı. Birçok farklı konuda olduğu gibi İran İslam Cumhuriyeti yönetimi bu konuda da şeffaf bilgi paylaşımı yapmadığı, hatta günlerdir interneti kestiği için doğal olarak eldeki iddialar sağlıklı olmuyor. Bu yönde spekülatif sayılar veren çok sayıda mecra var ama özellikle rejim muhalifi Iran International TV kanalı 12 binden fazla kişinin öldürüldüğü iddiasını birkaç gündür paylaşıyor.
Yine de elimizde nispeten daha dengeli bazı veriler de var. Örneğin Reuters 13 Ocak Salı günü, adı paylaşılmayan bir İranlı yetkiliyle yaptığı görüşmeye dayandırdığı haberde yaklaşık 2 bin kişinin öldüğünü ve İran yönetiminin sivillerden ve güvenlik personelinden oluşan bu ölümlerden "teröristleri" sorumlu tuttuğunu bildirdi. Oslo merkezli bağımsız bir kuruluş olan İran İnsan Hakları Örgütü (IHRNGO) ise 14 Ocak Çarşamba günü itibariyle "en az" 3 bin 379 kişinin hayatını kaybettiğini ve 10 binden fazla kişinin de gözaltına alındığını iddia etti. ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA) da protestocular ve güvenlik personeli de dahil olmak üzere en az 2 bin 500 kişinin öldüğünü ve bin 100'den fazla kişinin yaralandığını belirtti.
İran'ın resmi makamlarından gelen en güncel bilgi ise 14 Ocak gecesi ABD'de Fox News kanalına bağlanan Dışişleri Bakanı Arakçi'den geldi ve Arakçi ölü sayısına ilişkin soru üzerine 12.000'den fazla ölüm olduğu yönündeki haberleri "asılsız" ve "yanlış bilgilendirme kampanyasının" bir parçası olarak reddedip ölü sayısının "yüzlerle" ifade edildiğini ısrarla belirtti.

