İnsansız Daireler

Cafer KEKLİKÇİ - 11. 08. 2018 Cumartesi

İnsansız Daireler

11. 08. 2018 Cumartesi

Eviniz var mı? Kendinize ait bir daireniz varsa bu dünyanın sayılı şanslı insanlarından birisiniz demektir. Milyonlarca insanın kendine ait bir evi yok. Ülkemiz insanının yarısı kirada oturuyor. Kirada oturan milyonlarca insanın ev alma umudu da tükenmiş durumda. Hani yuva kurmaktan, iyilikten güzellikten bahsediliyor ya onların hepsi palavra. Kimsenin iyiliği güzelliği yok. Kimsenin kurulacak yuvaya bir tuğla da benim faydam dokunsun gibi bir insanlığı yok. Herkes parasına bakıyor. Din iman vicdan yok. Hak adalet hak getire. Kul hakkıymış kimsenin umurunda değil. Filan politikacı şöyle diyormuş çok iyiymiş falan hoca böyle buyuruyormuş çok maneviyatlıymış. Yok kardeşim yok, bu ülkede milyonlarca insanın bu dünyada bir evi dahi yoksa kim ne derse desin boş, bomboştur. Türkiye´de sapına kadar kapitalist sistem hüküm sürüyor. Ülkemizde kapitalist sistem bütün ilişkilerde belirleyici vazgeçilmez bir din olmuştur. Bu dinin tanrısı paradır, insanımız paraya tapar hale gelmiştir. Kanıt mı?

 

Emlak piyasasına bakın. Emlak piyasasında ne din iman, ne vicdan merhamet, ne ölçü tartı, ne hak hukuk var. Herkes tutturabildiğine satıyor. Devletin denetlemesi yok. Hükümetin bir belirleyiciliği yok. Daire satıcılarının vicdanı merhameti yok. Politikacıların insanlığı yok. Kapitalistlerin dini imanı yok. Türkiye´de kapitalist olmayan bir tek insan kalmamış durumda. Emlak piyasasında geçerli olan bir kanun yok. Bir tüzük bir madde bile yok. Emlak piyasasında Allah kitap yok. Emlak piyasasının tek tanrısı paradır.

Asgari ücretin binaltıyüz lira olduğu Türkiye´de, bir daireye bir milyon (bir trilyon) fiyat konuluyor. Yani bir daire bir trilyona satılıyor. Beşyüz bin liradan başlayan uygun fiyatlarla diye reklâmı yapılıyor. Bunun neresi uygun, bunun neresi helal! Bir trilyona satılan daireyi asgari ücretle çalışan bir vatandaş nasıl alacak? Alabilir mi? Kesinlikle alamaz. Bir trilyonu geçelim beşyüz bin denilen daireyi asgari ücretle çalışan bir insan nasıl alacak? Kesinlikle alamaz. Asgari ücretle çalışanı geçelim devlet memuru alabilir mi? Alamaz. Bir kere herhangi bir banka beşyüz bin lira kredi vermez üç bin maaşı olan birine. Trilyona nasıl verecek? Hangi paralarla kimler alıyor bu daireleri? Ancak fabrikatörler alır ama bir trilyona satılan daireler fabrikatörlerin tenezzül edip de oturacağı semtlerde değil. Peki, fabrikatörler almazsa kimler alır ya da kimler alıyor bir trilyona satılan daireleri? Pavyoncular, pahalı orospular, büyük hırsızlar, uyuşturucu tacirleri alıyor galiba. Normal vatandaşların almasının mümkünü yok. İsterse devlet memuru olsun, nereden bulacak bir trilyonu. Normal vatandaş isterse karı-koca çalışıyor olsun almasının mümkünü yok. Peki, ortalama daire fiyatlarının yüz bin lira olması gereken bir semtte daire fiyatlarının beşyüz olmasının yasal, insani bir tarafı var mı? Kesinlikle yok.

 

Yirmi yıl önce yapılmış binadaki dairenin fiyatı sekiz yıl önce altmış bin lirayken bugün yüzaltmış bin lira olmasının dini imanı vicdanı var mı? O daireleri satanların dini imanı vicdanı merhameti insanlığı var mı, kesinlikle yok. Daire sekiz yıl önce nasılsa şimdi de o şekilde. Herhangi bir masraf yapılmamış ki şu masrafın bedelidir denilsin. Durduğu yerde neden fiyatı artıyor? Ekmek bir lirayken iki liraya çıkınca ayağa kalkan insanlar yüz liraya aldığı daireyi üçyüz liraya satanlara hiç ayağa kalkmıyor. Bu nasıl insanlık, insanlık mı bu! Ki üstelik ekmeğe her gün emek harcanıyor. Her gün masrafı var. Bir dairenin durduğu yerde ne masrafı var, üstelik her gün üretilmiyor, bir kere üretiliyor en az elli yıl ayakta kalıyor. Daireye altın kaplama mı yapıldı ki yüzde binbeşyüz fiyatı artıyor. Yeni yapılan binalardaki daireler taş çatlasa elli bin liraya mal ediliyor üçyüz bin liraya satılıyor. Oysa yüz bin liraya satılsa yüzde yüz kâr edecek. Kimin maaşı yüzde yüz zamlanıyor da daire fiyatlarına yüzde yüzü bırakalım yüzde üçyüz zam konuluyor.

Hükümet, milleti kazıklayan ev sahiplerine ve müteahhitlere ne zaman dur diyecek!