Tarih: 23.05.2020 03:37

İnsanı insan yapan yaraya samimi bir güzelleme ‘Yaramla Yar Oldum’

Facebook Twitter Linked-in

Yaramla Yar Oldum kitabını bana takdim edeli uzunca bir zaman olması nedeniyle değerli İsa Akgül ağabeyime bir özür borcumu baştan söyleyeyim. Öncelikle İsa ağabeyin deneme türündeki kitabını her hangi bir açıdan değerlendirmek amacında ve yetkinliğinde olmadığımı belirtmeliyim. Ben sadece samimimi bir yürekten kaleme alınmış bir kitabı; okurken altını çizdiğim satırları, aldığım not ve duyguları dilimin döndüğünce paylaşmak istiyorum.

Toplam 45 başlık bulunan kitap; “İçe Bakış” ve  “Dün ve Bugün” olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır.

İçe Bakış” adındaki birinci bölümün ilk yazısında,  insan ve yara tanımıyla;  dertlerin, dert edindiklerinin şahsı insanlaştırmasından yola çıkıyor ve kapanan yaranın yara olmadığını söyleyerek, kitabın adına bir vurgu yapılıyor. İçerideki bir yazınında başlığı olan “Yürekten Geldiği Gibi” söyleyişine tanık oldum devamında. Yazar duyarsız bir yürek taşımaktansa yarasıyla yar olan bir kalp taşımayı yeğliyor diyebilirim.  

Okumayı sürdürdüğümüz kısımlarda yazma iştiyakı ve çekilen acılardan beslenen bir umut ışığı arayışına dönüşme çabalarını görüyoruz. Güzel bakmanın güzel görmek ve yaşamın güzel olmasına bağlıyor. Ön yargı ve gururun yıkıcılığından bahsederek bir kısa hikâye ile bağdaştırıyor.

İlerleyen yazılarda; toplumsal kaygıların yükseldiği, çoğu kimsenin dillendiremediği yerel veya küresel sorunları dert edinmiş insanın iç konuşmalarına şahit oluyoruz. Adeta bir dünya duyarlılığına açılıyor. Her türlü bozulma, fesat ve ayrışma nedenleri ve sonuçlarına işaret ediyor, sorguluyor. İnsan tarafsız kalmamalıdır diyor.

“Dün ve Bugün” bölümünde ise adından da anlaşılabileceği gibi geçmiş yaşantılar ile bu gün yaşananların şaşırtıcı dönüşümünü ele alınıyor çoğunlukla. Çocukluk anılarını okurken geçmişin sade yaşantısına özlem duygularının yoğunluğu sarıyor insanı.

Şehir yaşantısının yalnızlığından göçe, çocuk haklarından tüketim toplumuna, tabiat olaylarından eski bayramlara, akan pınarlardan mendile, tekne orucundan eski oyuncaklara, kapı kilidinden, komşuluk ilişkilerine değinerek dile getiriyor duygularını. Bütün yaşananlara karşın, son yazısının başlığında “Gönül Elleri ve Dilleri Gerçek Göreve” çağrısı yaparak sonlandırıyor eserini.

Kitabın bütünü hakkındaki duygularımı ifade edecek olursam; yazarın, şairliğinden de kaynaklı olduğunu düşündüğüm, kendine has benzetme, betimleme ve tanımlamalarına sıkça rastlıyoruz. Kitaba adını verdiği yaradan kastı insan vücudunun bir yeri sızlıyorsa, bütün benliğinle orda olmasıdır sanırım, bunu da inanç temellerine bağladığını ifade ediyor muhtelif yazılarında. İsa Akgül ağabeyimin Eskişehir Şairler Derneği’nin de üyesi olduğunu da belirterek yazımı tamamlamış olayım. Yüreğinize ve kaleminize sağlık, yarasıyla yar olan insan.

Eğitimci yazar İsa Akgğl...




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —