İKİ DAHİLİYE VEKİLİNİN İSTİFASI

Süleyman ARSLANTAŞ'ın Yazısı;

İKİ DAHİLİYE VEKİLİNİN İSTİFASI

Geçtiğimiz günlerde İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun istifası ve istifanın Cumhurbaşkanı tarafından kabul görmemesi bir an için de olsa önemli tartışma konusu olmuştu. Elbette Soylu’nun istifasının görünen ve görünmeyen, sadece bilmesi gerekenlerin bildiği boyutları vardır. Lakin hemen belirtmek gerekirse istifa, istifa gerekçesi keza öncesinde başta Cumhurbaşkanı olmak üzere kimlerle ne konuştuğu da yeterince açıklanmadı. İstifaya ilişkin olarak yapmış olduğu açıklamada özetle: “Gayretle ve titizlikle yürütülen bir süreçte, tamamen salgının önlenmesine yönelik hafta sonu sokağa çıkma yasağı kararının uygulanmasının sorumluluğu, her yönüyle şahsıma aittir. Yaşadığım onca tecrübe, sorumluluk kısmı üzerimizde olan bu olayda böyle görüntülere yol açmamalıydı. İyi niyetle, hafta sonunda salgını ve bulaşıcılığı bir nebze durdurabilmek adına atılan bir adımdı. Hiçbir zaman zarar vermek istemediğim aziz milletimiz, hayatımın sonuna kadar sadık kalacağım Cumhurbaşkanım beni bağışlasın..” diye biten bir açıklama.

Gecenin geç saatlerinde Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamanın son bölümünde: “Sayın Bakanımız istifa talebini Sayın Cumhurbaşkanımıza sunmuş, Cumhurbaşkanımız bu talebi uygun bulmadığını kendisine ifade etmiştir. Bir makam sahibinin istifasını sunması kendi takdiridir. Fakat nihai karar Sayın Cumhurbaşkanımıza aittir. İçişleri Bakanımızın istifası kabul edilmemiştir, kendisi görevine devam edecektir.” denilmiştir.

Sonrasında Bakan Soylu görevine bıraktığı yerden devam etmeye başlamıştır. Elbette bu istifa fevkalade hesaplanmış siyasi geleceği, siyasi getireceği ve de siyasi olarak götüreceği/götürecekleri hesap edilmiş bir istifa gibi gözüküyor. Adı geçen istifa Soylu’nun siyasi kariyerini daha da yükseltmiştir. Zira çok kısa bir zaman içerisinde istifanın duyurulması, ardından halkın önemli bir kısmının yoğun bir şekilde Soylu’ya sahip çıkması, Ak Parti ve kabine içerisinde şayet var ise (!) Soylu’nun muhaliflerine müthiş bir gözdağı olmuştur.

Muhakkak ki mahkeme kadıya mülk değil, hepimiz gibi Recep Tayyip Erdoğan da fanidir, Allah hayırlı ömürler versin, o da bir gün o makamı birilerine bırakacaktır. İşte Soylu’nun istifası ardından kamuoyunun desteği, Cumhurbaşkanlığının yaptığı açıklamadaki 15 Temmuz sonrası hizmet ve başarı vurguları bir bütünlüğe ulaşmıştır. Bu durum Soylu’yu sadece İçişleri Bakanlığı değil, daha üst seviyelere namzet haline getirmiştir. Ve bir hatırlatma, devlet 2. Mahmut’tan bu yana yönetimde alternatifsiz kalmamıştır. Keza Horasan Melik’i Çağrı Beyin oğlu sultan Alpaslan’dan bu yana devlet başsız da kalmamıştır. Dolayısıyla devlet alternatif başkan adaylarını toplum farkında olsun ya da olmasın bir şekilde hazırlar ve hazırlıyor da.. İsterseniz Soylu’nun istifasından sonra gelişmeleri bu zaviyeden okuyunuz.

Şimdi tarihte bir başka İçişleri Bakanının istifasına bakalım. Bahsedeceğim İçişleri Bakanı şimdiki İngiltere Başbakanı Boris Johnson’un büyük dedesi Ali Kemal Bey'in istifasıdır.

Kısaca Ali Kemal’in özgeçmişine baktığımızda, babası Çankırı’nın Kalfat Köyünden İstanbul’a göç eden Balmumcu Ahmet Efendidir.

Ahmet Efendinin 1867’de İstanbul’da bir oğlu olur. Adını Ali Rıza koyarlar. Ali Rıza gençlik çağına gelince Gülşen adlı bir dergi çıkartmaya başlar. Dergideki Şiir ve yazılarını Ali Kemal mahlası ile yazar. Ölünceye kadar (6.11.1922) gerek fikri gerekse siyasi olarak çeşitli maceralar yaşayan Ali Kemal 20 yaşında gittiği Paris’te bir Rus kızıyla aşk hayatı yaşasa da 1902’de tatil için gittiği İsviçre’de tanıştığı anası İngiliz, babası İsveçli olan Wirlfred isimli bir kızla evlenir. Bu evlilikten bir kızları olur. Adını Selma koyarlar (1906). Ali Kemal’in eşi Wirlfred 1909’da Londra’da ikinci çocuğunu doğurur. Onun da adını Osman Kemal koyarlar. Anne doğum yaptıktan kısa bir süre sonra ölür. Çocuklar anneannelerine kalır ve o büyütür. Bu arada anneanne çocukların isim ve soyatlarını değiştirir ve onları vaftiz ettirir. Selma Kemal, Celma Jonson olur, Osman Kemal de Wilfred Jonson olur. Boris Jonson Osman Kemal’in yani Wilfred Jonson’un torunudur. Bu arada Ali Kemal’in babası Hacı Ahmet Efendinin Çankırılı ilk eşi Ayşe hanımdan olan oğlu da Sinan Cemgil’in babası Adnan Cemgil’dir. ODTÜ’lü Sinan Cemgil ve arkadaşları Kadir Manga, Alparslan Özdoğan Malatya Kürecik Radar Üssünü basmak için yola çıktıklarında Elbistan’ın Nurhak Nahiyesi’nin İnekçi Muhtarının ihbarı ile 31 Mayıs 1971’de askerlerle çıkan çatışma sonucu öldürülürler. ÖDTÜ’lü Sinan Cemgil’in babasının, Sinan ve arkadaşlarının tabutları önünde yaptığı konuşma o günlerde dilden dile dolaşmıştı.

Galiba biraz konuyu uzattım, biraz da dağıttım. Bazan da bunu bilerek yapıyorum. Çünkü tarihten, tarihi kişi ve olaylardan uzak bir nesil ile yüzyüzeyiz. Geçenlerde bir yarışma programında kazık kadar beş adam Seyyit Onbaşının adını bilemediler.

Efendim Ali Kemal, Sultan Vahdettin’in başvekil olarak atadığı Damat Ferit hükümetinde Dahiliye Nazırıdır (16 Mayıs 1919). Aynı gün Padişah Mustafa Kemal ve arkadaşlarını, Rumları katletme iddiası ile müstevli güçlerin Samsun ve bölgesini istila edecekleri bilgisi nedeniyle işgali önlemek için Samsun’a gönderir. Lakin çeşitli siyasi nedenlerle Ali Kemal ve Mustafa Kemal arasında bir anlaşmazlık olur. Ali Kemal 17 Haziran’da Milis teşkilini ve Müdaafa-i Milliye anlayışını yasaklayan bir emir yayınlatır. 23 Haziran günü ise bu emri Mustafa Kemal’i azleden ikinci bir emir izler. Bu emirler Milli mücadeleyi desteklen kabine üyelerinde rahatsızlık meydana getirir. Ali Kemal kabine üyelerinin baskılarını daha fazla dayanamaz ve 27 Haziran 1919’da istifa eder.

Şimdi makalenin başlığının içini doldurmak adına bu istifa sonrası Ali Kemal’in ve Sultan Vahdettin’in karşılıklı mesajlarında birer alıntı yaparak Soylu’nun istifası ile benzerlik arzedip-etmediklerine hep birlikte bakmak istedim.

Ali Kemal: “Padişah’ın gösterdiği yakın ilgi ve güveni çekemeyen bazı arkadaşların birçok yersiz sebepler öne sürerek infialin daha da genişlemesine yol açtıklarını ifade ederek; ‘Resmi görevden çekilmekle birlikte özel olarak hizmet ve sadakate devam edeceğini’ belirtiyor.

Sultan Vahdettin ise: “Beni büsbütün yalnız bırakmayacağına güveniyorum. Bağlılığımız, bana büyük ümit ve teselliler vermiştir. Saray, her dadika size açıktır.” (x)

Ne bileyim Boris Johnson’dan hareketle Ali Kemal aklıma geldi. Acaba dedim, İçişleri Bakanı Ali Kemal ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun istifa gerekçelerinde ve yine o dönemin Devlet Başkanı ve günümüzün Devlet başkanlarının istifalara karşı ortaya koydukları tavırda bir benzerlik var mı diye düşündüm ve düşündürmek istedim.. (17.4.2020)

(x) Bakınız. (Yıldıray Oğur, Alternatif Türkiye tarihi-1, 1850-1950, s. 145-176, Vadi Yayınları)

NOT: Ali Kemal istifasının ardından Sakallı Nureddin Paşa’nın tertibi sonucu halka linç ettirilerek öldürüldü. Ali Kemal’in cesedi İzmit Tren İstasyonu’nun önünde günlerce asılı olarak tşhir edildi.