Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

İHH İNSAN HAK VE HÜRRİYETLERİ İNSANİ YARDIM VAKFI’NIN MİLLİ DAYANIŞMA, KARDEŞLİK VE DEMOKRASİ MECLİS KOMİSYONU’NDA YAPTIĞI SUNUMUN METNİ…

İHH, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda, sürece odaklı gelişmeler göz önüne alınarak, meclisin ve sivil toplumun üstlenebileceği toplumsallaşma rolleri üzerinden bir sunum gerçekleştirdi.

İHH İNSAN HAK VE HÜRRİYETLERİ İNSANİ YARDIM VAKFI’NIN MİLLİ DAYANIŞMA, KARDEŞLİK VE DEMOKRASİ MECLİS KOMİSYONU’NDA YAPTIĞI  SUNUMUN METNİ…

İHH İnsani Yardım Vakfı’nın Kürt meselesine yönelik uzun soluklu ve yapıcı çabalarının bir devamı niteliğinde olan bu rapor 20 Ağustos 2025’te “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Meclis Komisyonu” na sunulmak üzere yapılan çalışmaların sonucu olarak hazırlanmıştır. Şimdiye kadar yaptığımız çalışmalarda Kürt meselesine tarihsel, kültürel, sosyal, hukuksal, ekonomik, jeopolitik ve siyasi perspektiflerden yaklaşarak temel sorun alanları tespit edilmiştir. Bu sunum ise milli dayanışma, kardeşlik ve demokrasi sürecine odaklı gelişmeler göz önüne alınarak meclis komisyonun ve sivil toplumun üstlenebileceği toplumsallaşma rolleri üzerinden ele alınmıştır.

Süreci çözecek politika, dayanışma ve kardeşlik hukuku önceliklerinin iyi tespit edilmesiyle inşa edilmelidir. Sürecin olumlu bir şekilde yürütülmesi için tüm imkân ve olanaklar kullanılmalıdır. Bu sorun tek başına hükümetin sorunu değil, aynı zamanda yasama, yargı ve devletin tüm mekanizmalarının olduğu gibi bütün siyasi partilerin, STK’ların, üniversite, medrese, medya, cemaat, aydın ve tüm kanaat önderlerinin meselesidir. Bu saatten sonra çatışmalarda ölen her insan için herkes kendisini sorumlu hissetmelidir. Bu nedenle bütün siyasilerin politik beklenti ve hesaplardan öte insan hayatını önceleyen bir sorumlukla hareket etmesi gerekmektedir.

Türkiye’de uzun yıllardır süregelen çatışmalar ve terör olayları bugün tarihi kritik bir döneme girmiştir. Silahlı çatışmaların sona erdiği, PKK’nın fesih ve silah bırakma sürecine girdiği bu dönemde, meselenin çözümünde şiddetin dışlandığı, diyaloğun ve toplumsal uzlaşının öncelendiği yeni bir zemin oluşmaktadır. "Milli dayanışma, kardeşlik ve demokrasi süreci” olarak tarif edilen bu dönemde; demokratikleşme yönlü adımların artması, hukuk devleti ilkelerinin kurumsallaşması ve bölgesel iş birliklerinin gelişmesi gibi hususlar, yeni süreci güçlendiren temel faktörler olarak öne çıkmaktadır. Özellikle silahsızlanmanın bir ön koşul olduğu, toplumsal barış dilinin inşa edilmesi gerektiği, STK’ların bu süreçte aktif sorumluluk üstlenmeleri gerektiği hususu önem arz etmektedir.

Çatışma - Çözüm süreçlerinin bütün aşamalarında katılımcılığı sağlama konusundaki en önemli aktör sivil toplum kuruluşlarıdır. Çünkü sivil kuruluşlar toplumun bir yansımasıdır. Milli dayanışma ve kardeşliğin bütün toplumun ihtiyaç ve beklentilerini karşılayan bir özellikte olmasını sağlayacak olan sivil kesimlerdir. Çatışma ya da şiddet dönemi sonrasında bile çatışma ortamından direk ya da dolaylı olarak etkilenmiş olan bireylerin ve toplumun yeniden entegrasyonu açısından iyileşme süreci çok önemlidir. Şiddetten ve çatışmadan büyük zarar gördüğü halde insanlar bu aşamada umudun ve değişimin temsilcileri haline gelebilirler.

Bu rapor “Milli dayanışma, kardeşlik ve demokrasi meclis komisyonun” anayasal ve hukuki bir görevi olmadığı göz önünde bulundurularak gelinen noktada yürütülecek sürecin toplumsallaşma rollerine yönelik öneriler üzerinden ele alınacaktır. İHH bundan sonraki süreçte anayasal ve hukuki çerçevede yapılacak düzenlemeler içinde elinden gelen desteği sunmaya hazırdır.

Komisyon, hakikatin göz ardı edilmediği, duyguların inkâr edilmediği ve siyasetin çözüm üretme cesaretini gösterdiği bir anlayış ile yürütülmelidir. Bizler inanıyoruz ki, kim bu sürecin çözümünde katkıda bulunur ve bölgede akan kanı durdurup bir insanın hayatını kurtarırsa bütün insanlığın takdirini ve Allah’ın sevgisini kazanacaktır. Öte yandan bu süreci baltalamaya yönelik çalışma içerisinde olacak herkes de tarih önünde, toplum nezdinde ve Allah katında hesap verecektir. İHH olarak kuruluşumuzdan bu yana Türk, Kürt ve Arap ittifakının Ortadoğu’daki bütün oyunları bozacağına inanarak bölgemizde kan ve gözyaşını durduracak her türlü olumlu çabanın içerisinde yer almaktan onur duyduk. Tıpkı Kürt ve Türk halkının bakışına yansıdığı gibi, İHH olarak biz de adaletin, birlik, beraberliğin, dayanışmanın, barışın ve kardeşliğin takipçisiyiz.

 

 

SÜRECİN TOPLUMSALLAŞMASINI ÖNCELEYEN ÖNERİLER

1-Silahsızlanma süreci uzatılmamalıdır 

Silahsızlanma sürecinin herhangi bir provokasyona ve sabotaja maruz kalmaması için uzatılmaması önem arz etmektedir. Bu ihtimaller göz önünde bulundurularak güvenlik tedbirlerinin aksatılmadan silahsızlanma süreci bitmelidir. PKK silahsızlanma takvimini açıklamalı, silahsızlanmaya en kısa zamanda tümüyle son vermelidir. 

2. İç-Dış Tüm Kesimler, 

Türkiye ile Ortak Zeminde Buluşmalıdır Kürt meselesi, son dönemde Türkiye dışında yaşanan bölgesel gelişmelerden bağımsız değerlendirilmeyecek şekilde uluslararası bir boyut kazanmıştır. “7 Ekim 2023 Aksa Tufanı” sonrası Ortadoğu’da oluşan yeni dengeler ışığında Ortadoğu coğrafyasında yer alan tüm Kürt kesimlerinin Türkiye ile ortak zeminde buluşması gerekliliğini, bütün taraflar olumlu bir bakış açısıyla değerlendirmelidir

3. Süreç Toplumsallaştırılmalıdır 

Ülkemizde milli dayanışma ve kardeşliğin sağlanması ve kamuoyunun güveninin, desteğinin alınması için süreç toplumsallaştırılmadır. Sürecin toplumsallaştırılması için tüm kesimler sürece dâhil edilmelidir. Sivil Toplum Kuruluşları, çatışma-çözüm dönemlerinde sürece tüm kesimlerin katılımını sağlamada görevler üstlenmelidir. Sivil Toplum, süreci izleyen; şeffaflık, açıklık ve çoğulculuk ilkelerinin uygulanmasına katkı sağlamalıdır. Sivil toplum kuruluşları toplumsallaşmanın takibi ve uyarı raporlamaları ile sürecin devamlılığına katkı sağlamalıdır. 

4. Siyasi partiler ve STK’lar Süreci Topluma Mal Etmelidir 

Ülkemizin içerisinde bulunduğu Milli birlik, beraberlik, dayanışma ve kardeşlik sürecinin, devletçe ve milletçe desteklendiği unutulmamalıdır. Şüphesiz ki, sürecin önemli bir ayağı siyaset diğer ayağı da sivil toplum kuruluşlarıdır. Bu sebeple bu süreçte hiçbir siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu süreci sadece kendi talep ve çabalarına hasrederek hareket etmemelidir. Süreci topluma mal etmeye çalışmalıdır. Dolayısıyla bu sürecin hiçbir partinin ve sivil toplumun propagandasına dönmesine müsaade edilmemelidir.

5. Siyasi Aktörler Umut Dilini Kullanmalı 

Siyasi aktörler, milli dayanışma kardeşlik ve demokrasi sürecine dair söylemlerini hassasiyetle belirlemeli; toplumda öfke, umutsuzluk, acı hissettirecek ifadelerden kaçınmalıdır. Bu tarz ifadelerin bilinçli olarak manipülasyon ve dezenformasyon konusu olması ise süreci istemeyen tüm yapılar için yıkıcı fırsatlar doğuracaktır. 

6. Siyasiler Süreci Devam Ettirmede Kararlı Olmalıdır 

Milli dayanışma ve kardeşlik süreci mutlak olarak devam etmelidir. Tüm taraflar, kamuoyu önünde/hakemliğinde süreci şeffaflıkla sürdürmelidir. Ayrıca sürecin takvimi halka duyurulmalıdır. Adım adım ne yapılacağı, nasıl yapılacağı, ne istendiği belirtilmelidir. Halkın, temel sorunları ve talepleri ile ilgili her türlü gelişmeyi ve planı açıkça öğrenmesi en doğal hakkıdır. Öte yandan süreçte bölge halkının talepleri ve sürecin detayları ile ilgili tüm aktörlerin düşünce ve önerilerini halka açık ve net olarak ifade etmesi gerekmektedir.

7. Halka, Topluma Paneller Düzenlenebilir 

Bütün toplumsal kesimleri içeren ve toplumlar arasında karşılıklı saygıya dayalı bir diyalog ve sivil düşünce zemininin yakalanmasını sağlayacak koşullar oluşturulmalıdır. Farklı görüş ve perspektifleri duyabilmek açısından diyalog son derece önemlidir. Bu manada “milli dayanışma ve kardeşlik sürecine” toplumu dâhil etmek için siyasiler, kanaat önderleri, akademisyenler, âlimler, sosyologlar, psikologlar, tarihçiler, sivil toplum kuruluşları ve medya temsilcileri ile birlikte sunumların yapıldığı paneller düzenlenebilir. 7 Bölgede 81 il de yeni sürecin önemini anlatacak güvenilir komisyonlar kurulabilir. 

8. Dil ve Kimlik Problemi 

Dil ve Kimlik problemi, Kürt meselesinin en önemli başlığıdır. Bu başlığa dair sıkıntıların anayasal düzenlemeyle giderilmesi durumunda sorun büyük oranda çözülmüş olacaktır. 

9. Anadil Eğitim Hakkı 

Ana dilde eğitim hakkı gerek evrensel hukuk normları gerekse demokratik normlar bakımından bir insan hakkı olarak görülmektedir. Dil, hem bir iletişim aracı hem de bir kimliktir; ana dil ise bireyin kişiliğinin bir parçasıdır. İnsanın ana dili ile karakteri ve davranışları arasında sıkı bir ilişki vardır. Birçok etnik grup kendini dil üzerinden tanımlamaktadır. Bu sebeple anayasa, kanun ve yönetmenliklerdeki ana dil eğitimini yasaklayan ve dışlayan hükümler düzeltilmelidir

10. Ahmed-i Xani Kardeşlik Yılı 

2026 yılı Ahmed-i Xani Dayanışma ve Kardeşlik yılı ilan edilerek sürecin toplumsallaşmasına katkı sunulabilir. Geçmişte Yunus Emre ve Mevlana yılları ilan edildiği gibi Ahmed-i Xani yılı ilan edilmesi ülkemizin bir değerini göstermek açısından toplumdaki kardeşliğin inşasına katkı sağlanmalıdır. 

11. Diyanetin Toplumsallaşma Sürecine Katkısı 

Diyanet İşleri Başkanlığı dillerin yoğunlukla konuşulduğu illere göre ana dilde Kürtçe hutbe, vaaz okunmasını sağlayarak ve dini hizmetlerin anadilde de sunulmasını sağlayarak sürece katkı sunabilir

12. Medreselere Resmi Statü 

Medreselere, Diyanet-MEB işbirliğinde resmi statü vererek âlimlerin öğrenciler üzerinde milli manevi alanda eğitilmesinde sürece katkıları sağlanabilir. Ülkemizin geleceğini emanet edeceğimiz gençlerin, yetişmesine alternatif olanaklar sağlayarak birlik ve beraberliğin devamlılığına katkı sunulabilir. 

13. Milli Eğitim Ders Kitapları 

Milli Eğitim Bakanlığı ders kitapları yeniden yazılmalı ve öğrenilmiş yanlışların üstü çizilerek Türk - Kürt kardeşliğine yer veren Kürt tarihi bilgileriyle yenilenmelidir. Selçuklu sultanı Alparslan - Mervaniler, Diyarbakır’da kabri bulunan I. Kılıçarslan - Kürtler, Harzemşahlar – Diyarbekirliler, Selçuklular - Eyyubiler, Artuklular - Eyyubiler, Yavuz Sultan Selim - İdrisi Bitlisi, Osmanlı Devleti Kanuni dönemi - Kürdistan gibi Türk ve Kürtlerin bin yılı aşkın kader birliği din, tarih, coğrafya ve sosyoloji derslerinde işlenmelidir. 

14. Kürtçe Üniversite Kurulması 

Kürt nüfusun yoğun olduğu İstanbul ve Diyarbakır gibi sembol illerde Kürtçe, eğitim veren üniversiteler kurulabilir. Kurulan Üniversitelerle bölgede ortak bir zemin oluşturarak meseleye katkı sağlanabilir.

15. Diyarbakır Anneleri 

PKK, Dem Parti önünde çocuklarını bekleyen Diyarbakır Annelerinin çocuklarını bir an evvel ailelerine teslim etmelidir. Milli birlik, beraberlik ve dayanışma sürecine girdiğimiz bu günlerde kurtarılacak her can için büyük çabalar gösterilmelidir.

16. Anneler Diyaloğu 

Şehit Anneleri, Cumartesi Anneleri ve Diyarbakır Anneleri sürecin olumlu bir şekilde devam etmesini ve toplumsallaşmasını sağlayacak önemli dinamiklerdir. Bu sebeple anneleri sürece dâhil ederek akan kanın durması ve ölümlerin bitmesini, toplumda oluşan havanın desteklenmesini sağlayacak Anneler Diyaloğu arttırılabilir. 

17. Vatandaşların Duygularına Hitap 

Ülkemizde yaşanan 40 yıllık terör olayları boyunca ailesinden herhangi birini yitirmiş insanların acısını yaşaması ve geleneklerine göre yasını tutabilmesi için çatışmalarda yaşamını yitirenlerin mezar tespit çalışmaları yapılmalı ve ailelerine teslim edilmelidir. Yine çatışmalarda aileleri tarafından yıllardır ölü ve kayıp olarak bilinen, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) kaydında ölü olduğu tespit edilen ancak nüfus kaydında sağ olarak görülen kişilerin durum tespiti yapılmalı ve doğru bilgi mezarları ile birlikte ailelerine bildirilmelidir.

18. Milli Ekonomik Yatırımlar 

Geçmişte terör olaylarından dolayı sermayenin ve yatırımların yeteri kadar yapılamadığı Doğu, Güneydoğu bölgesi illerinin ekonomik olarak kalkınmasını sağlamak, iş imkânlarını arttırmak ve bölgeye yatırımları çekmek önem arz etmektedir. Devlet destekli yatırımlar, istihdam ve ekonomik canlılık oluşturacak şekilde bölgede yoğunlaştırılmalı; işsizlik ve yoksulluğun önüne geçilmelidir. Ülkemizde milli birlik, beraberlik, dayanışma ve kardeşliğin maddi olarak pekişmesi adına Örneğin; Devletimizin (TOGG vb.) milli yatırımlarının bazılarını bölge illerinde fabrikalarını açarak ekonomik toplumsallaşmaya büyük katkılar sunacaktır. 

19. Sembol Tarihi İsimler 

Cumhuriyetten günümüze kadar Kürtleri çağrıştırdığından dolayı değiştirilen yer, mekân vb. isimler aslına uygun olarak düzetilebilir. Örneğin; İstanbul Eyüp ilçesindeki Pierre Loti tepesinin ismi aslına uygun olarak İdris-i Bitlisi olarak düzeltilebilir.

20. Türkçeleştirilen Kürtçe İsimler 

Milli birlik, beraberlik, dayanışma ve kardeşliğin manevi olarak pekişmesini sağlamak için daha önce Kürtçe olup Türkçeleştirilen yer isimleri aslına uygun olarak düzeltilmelidir. 

21. Toplumda Oluşan Af Beklentisi

 Milli birlik, beraberlik, dayanışma ve kardeşliğin siyasi olarak pekişmesini sağlamak için başta siyasi tutuklulardan hasta ve tedavi sürecinde olanlar vd. gibi ihtiyaçlara göre toplumda cezaevlerinden serbest bırakılma beklentisi oluşmuştur. Bu konuda kapsamlı bir af çalışması yapılabilir. Ülkemizde geçmişte yaşanan siyasi olaylardan ya da çatışmalardan dolayı burayı terk etmek zorunda kalarak yurt dışına çıkmak zorunda kalan vatandaşların da geri dönmesi için oluşan af beklentisine olumlu cevap verilebilir.



Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


YAZARLAR

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

HABERLER