İçimiz fakir

Yaşar Süngü, içimizde var olan fakirliği yenmemiz için, her şeyden ziyade,empati yapmaya ihtiyacımız olduğunu; bunun da bize arız olan birçok sorunu çözebileceğini belirtiyor.

İçimiz fakir

İnsanın önemli ya da önemsiz bir karar alırken kendisini başkasının yerine koyabilmesi çok büyük bir zenginliktir.

Kendisini çalışanın yerine koyabilen bir idareci bu özelliğiyle tüm çalışanların işyerini kendi işyeri gibi görmesini sağlayabilir.

Kendini patronun yerine koyan bir çalışan ise, sahiplenme duygusunun verdiği arzu ve istekle, işyerinde verimli olmaya, iktisatlı davranmaya odaklanır.

Bir işyerinde herkesin kendisini başkalarının yerine koyarak davranması o kurumda büyük bir pozitif enerji üretir.

Sağlıklı karar alabilme yeteneğine sahip insanların çoğalması, bilgi ve tecrübenin çok hızlı biçimde paraya, sermayeye ekonomik kazanca dönüşmesini sağlar.

Bu yüzden empati paradan daha değerlidir.

Çünkü para kaybedilir ama empati her zaman senindir.

**

Herkesin gizlediği bir arka bahçesi vardır.

Bu aynı zamanda herkesin temizlemesi gerektiği bir bahçesi olduğu anlamına da gelir.

Üniversitede iken çok sevdiğim bir dostuma ne zaman birilerini çok övsem, beni uyarır; “Arkasına bak” derdi.

Herkesin kirli çamaşırı vardır ve bu son derece doğaldır.

Önemli olan nedir?

Hata yapıp yapmamak değil, o hataları düzeltmek için çaba sarf etmektir.

**

Kusursuzum diyen birinin en azından bir kusuru vardır derler.

Kusursuz olanlar bizim inancımıza göre sadece peygamberlerdir.

Küllü irade, rehberleri hatalardan ve yanlışlardan korumuştur.

Onların dışında kalan herkesin ki bu herkesin içine liderler, şeyhler, alimler, bilginler, askeri dehalar da dahildir, bir kusuru, eksik bir yanı vardır.

Herkes bildiğinin alimi, bilmediğinin cahilidir.

Mükemmeliyetçilik de bir hastalıktır.

Çünkü insan mükemmel değildir.

Mükemmel olma yolunda ilerleme potansiyeli olan bir canlıdır.

Kendini yetiştirenler, hatalarıyla yüzleşenler, her yanlıştan ders çıkarabilenler, empati yapabilenler, hata yapmaktan korkmayanlar, başkalarını affedebilenler, başkalarının hayatları yerine kendi yoluna odaklanabilenler mükemmel olma yolunda hızlı biçimde gidenlerdir.

Yollarda nasıl ki her araç kendi gücüne ve sürücüsüne göre yol alıyorsa, insanın da zaman içindeki bu yolculuğunda hızını kapasitesi belirler.

**

İnsanları hataları ile kabul etmeyen kişiler önünde sonunda yalnız kalmaya mahkumdur.

Çünkü dünyadaki her insan daha sonrasında pişman olacağı birçok hata yapar. Kusurlarını gidermeye çalışan insanlar ise zamanla olgunlaşır

Gerçek dostluklar da sadece olgun insanlar arasında kurulur.

Kusurlarımızla, eksiklerimizle, hata ve yanlışlarımızla, doğru ve güzel yanlarımızla bir bütünüz.

Hatalarımızı kabullendiğimiz ve yanlışlardan ders aldığımız kadar da insanız.

**

Kanadalı söz yazarı, şair ve müzisyen Leonard Cohen’in dediği gibi; “Kusursuzluğu unutun. Her şeyde bir çatlak vardır, ışık içeri böyle girer.”

Yaşam yolculuğunda vardır çatlakların, can kırıkların elbet. Gizlemek, görmezden gelmek yerine; herbir izi şefkat ve gururla sergilemek için bir neden olsun diye.

Ne güzel anlatmış burada insanı; “Hepimiz acıklı bir şarkıyı severiz. Herkes yenilgiyi tadar. Kimsenin tam istediği gibi bir hayatı olmaz. Hepimiz sahnenin ortasında kendi kahramanımız olarak yeni role başlarız ve zamanla kenara itilir kalırız. Zaman geçer; kahramanımız yenilir, hikâye değişir, tepetaklak olur ve biz bir kenarda artık neden bize rol verilmediğini merak ederiz.

Hatta neden rol istemediğimizi… Herkes bunu yaşar ve bir şarkının tatlı kaşığıyla verildiği anki duygusuyla kalpten kalbe bir yol açılır.

O zaman daha az dışlanmış hissederiz kendimizi. İşte herkes gibi bu olup biten lanet olası şeylerin, yaşamın olağan adımlarıdır der dururuz. Ve bu zincirin parçası olduğumuzu kabulleniriz.

Anlarız ki herkes yeniliyordur.”

**

Parasal zenginlikle kültürel zenginlik sahibi olamazsınız ama insani kültürel değerlerle parasal zenginliği ulaşmanın bin bir yolunu bulabilirsiniz.

“Bir toplumda en önemli ve öncelikli olan eğitimdir.” diyordu Nureddin Topçu.

Değerler eğitimini ilkokullara yeniden zorunlu ve uygulamalı ders olarak koymamız şart.

Önce içimizdeki fakirliğe bir çare bulmamız lazım.