Hüznü katmerli bir 21 Mayıs

Çerkes Soykırımı ve Sürgünü’nün 156. yıldönümünde, soykırımı, sürgünü, asimilasyonu

Hüznü katmerli bir 21 Mayıs

 

Çerkeslerin ve diğer Kuzey Kafkasya Halklarının en köklü derneklerini bünyesinde barındıran Kafkas Dernekleri Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Ünal Uluçay ile 21 Mayıs 1864 Çerkes Soykırımı ve Sürgünü’nün 156. yıldönümünde, soykırımı, sürgünü, asimilasyonu ve Çerkes toplumunun sorun ve taleplerini konuştuk.

Ülkemizin önemli bir toplumsal kesimi olan Çerkeslerin ve diğer Kuzey Kafkasya Halklarının en köklü derneklerini bünyesinde barındıran Kafkas Dernekleri Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Ünal Uluçay ile 21 Mayıs 1864 Çerkes Soykırımı ve Sürgünü’nün 156. yıldönümünde, soykırımı, sürgünü, asimilasyonu ve Çerkes toplumunun sorun ve taleplerini konuştuk.

21 Mayıs 1864 ün Çerkes tarihindeki yeri ve önemi ile ilgili bize neler söylersiniz?

Biz Çerkesler, masallara, destanlara ve efsanelere Kaf Dağı olarak geçen, doğası ile herkesin hayranlığını kazanan kuzey batı Kafkasya bölgesinde yer alan Çerkesya’nın otokton halkıyız. Bilinen tarih boyunca orada yaşamış ve vatanımızı da kat kat daha güçlü orduların her türlü işgal girişimine karşı da başarı ile savunduk. Rus Çarlığı’nın sivillere, hayvanlara ve hatta doğaya karşı her türlü insanlık dışı saldırıları da kapsayan işgal girişimine karşı da aynı şekilde 1763 yılından itibaren 101 yıl vatanımızı atalarımız kahramanca savundular. Gürcistan’ın Rus Çarlığınca ilhakı ile tamamen kuşatılan ve dışarıdan hiçbir destek görmeden savaşan halkımız, nüfusunun büyük kısmını yitirdiği bu savaşı bugün Soçi olarak adlandırılan bölgede yapılan son çarpışmadan sonra 21 Mayıs 1864’te kaybetmiştir. 

Rus Çarlığı “Kafkasya’yı istiyoruz; Kafkasya’lıları değil” anlayışı ile başta Karadeniz kıyısı olmak üzere Kafkasya genelinde ciddi kıyımlara ve bir insanlık suçu olan etnik temizlik uygulamalarına imza atmıştır. Çerkeslerin savaşlardan ve kıyımlardan sağ çıkan nüfusunun yüzde 90’ını da zorunlu sürgüne tabi tutmuştur. Çoğunlukla Karadeniz üzerinden böyle bir yolculuğa hiçbir şekilde uygun olmayan takalara kapasitesinin kat kat üstünde insanı balık istifi doldurarak Osmanlı coğrafyasının farklı bölgelerine gönderildiler. Yolculuğun bu olumsuz şartları, hastalık ve açlık nedeni ile sürgüne gönderilen 1,5 milyon kişinin üçte biri yolda hayatını kaybetti. Osmanlı sahillerine ulaşıp dağınık bir şekilde Balkanlardan Ortadoğu çöllerine kadar birçok bölgede iskân edilen insanlar, dillerini, adetlerini ve yaşamlarını bilmedikleri bu coğrafyalarda sıfırdan hayatlarını yeniden kurmaya çalıştılar.

Fakat aslında buna da pek fırsat bulamadılar. Balkanlarda ve Ortadoğu’da Osmanlı’nın çatırdamaya başladığı bir dönemde hem kendilerini hem de Osmanlı Devleti’ni savunmakla karşı karşıya kaldılar. Üst üste gerçekleşen savaşlarda da çok sayıda insanımız cephelere gitti ve büyük kısmı dönemedi. Örneğin Sarıkamış harekâtında birçok Çerkes hayatını kaybetti, bu harekatın acısı ağıtlarımızda izlerini günümüze taşımıştır. 

Çerkesler anavatanlarına büyük bir aşkla bağlıdır. O yüzden ilk gelenler hep dönmek umudu ile yaşadılar, hatta bir süre tam olarak da yerleşmediler. Özellikle Kafkas Cephesinde yapılan savaşlara kitlesel olarak katılarak Xeku olarak adlandırdığımız vatanımızı kurtarmaya çalıştılar. Ancak Sovyetler Birliği’nin kurulması ve Türkiye ile farklı bloklarda yer alması ile vatan ile temas imkanları oldukça daralmıştır. Tekrar temas kurulabilmesi derneklerimizin gayretleri ile ancak 70 li yıllarda mümkün olabilmiştir. 90 lardan sonra ise yine büyük ölçüde STK larımızın öncülüğünde anavatanla köprüler yeniden kurulmuş ve parçalanmış aileler yeniden buluşabilmiştir.

21 Mayıs Anmaları vesilesi ile kamuoyu Çerkesler ile ilgili diğer zamanlara nazaran daha duyarlı oluyor. Bu çerçevede taleplerinize de değinir misiniz? 

Onlarca yıldır farklı platformlarda çeşitli şekillerde dile getirdiğimiz demokratik taleplerimizi TBMM de 2011 yılında yaşadığımız Anayasa değişikliği sürecinde yaptığımız bölgesel toplantılar ile halkımızdan derlediğimiz veriler ışığında yazılı hale getirmiş ve TBMM’deki bütün siyasi partilere iletmiştik. Her Genel Kurulumuzda en büyük pankart olarak salona astığımız gibi her platformda da bu demokratik taleplerimizi dile getiriyoruz.

Sürgünle vatanından kopartılmış, etnik temizliğe ve soykırıma maruz bırakılmış bir halk olarak en önemli demokratik talebimiz adalettir. Etkinliklerimizde dile getirdiğimiz sloganlarımızdan birisinde haykırdığımız gibi “intikam değil adalet istiyoruz”. Adalet talebimizin en önemli ayağı Rusya Federasyonu’nun, ardılı olduğu Çarlık Rusyası tarafından yapılan soykırımı kabul etmesi ve tarihi ile yüzleşmesidir. Aynı şekilde dünyada en fazla Çerkes’in yaşadığı Türkiye’den ve diğer dünya ülkelerinden de Çerkes Soykırımı’nı tanımalarını bekliyoruz. Uluslararası kuruluşların Rusya Federasyonu’na bu yönde telkin ve tavsiyede bulunmasını bekliyoruz. Bu yüzleşmenin bir parçası olarak soykırım ve sürgünün sonuçlarının ortadan kaldırılmasını, anavatana dönüş hakkımızın ve çifte vatandaşlık hakkımızın tanınmasını istiyoruz. 

Anavatanımız ile ilişkilenme hakkımızın kısıtlamasız sağlanmasını istiyoruz. Bu çerçevede Türkiye’nin Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlığını tanımasını talep ediyoruz. Ayrıca bu ülkelere seyahatin önündeki engellerin ortadan kaldırılmasını istiyoruz. İnkâr, red ve asimilasyon politikalarının mağduru olan halkımızın, sembolik öneme sahip anadilinde kamusal yayın hakkının tanınmasını istiyoruz. Kültür Bakanlığı’nın ve halkımızın yaşadığı kentlerdeki yerel yönetimlerin duyarlı olmalarını bekliyoruz.  Bütün bunların üstünde de ülkemizde haklarımız açısından her türlü kısıtlamayı kaldıran bir demokratik anayasa ve bu anayasaya uygun yasal düzenlemeler ile uygulamaların hayata geçirilmesini talep ediyoruz.

Ayrıca, hem parlamentoda hem de soydaşlarımızın yaşadığı şehirlerin il ve ilçe belediye meclislerinde nüfumuza oranla yeterince temsil edilmediğimizi düşünüyoruz. Bu konuda son yıllarda yapıcı bir yaklaşım ile tüm siyasi partiler ile ve yerel yönetimlerle diyalog halindeyiz. Demokratik temsil düzeyimizin hakettiğimiz seviyeye çıkartmak için çalışmalarımızı yoğunlaştıracağız.

Bu yıl 21 Mayıs dünyanın ve ülkemizin Korona virüsü önlemleri altında yaşadığı bir zamana denk geldi. Bu Federasyonunuzun ve toplumunuzun anma çalışmalarını nasıl etkiledi? 

21 Mayıs bizim için bir takvim yılının en önemli günü olduğu gibi 21 Mayıs 1864 de tarihimizin en önemli günü. Bütün savaşlara, etnik temizliğe, soykırıma, sürgüne, asimilasyon politikalarına, kentleşme ve küreselleşme ile gelen zorluklara rağmen atalarımızın dil, kültür ve kimliğimizi bize ulaştırmış olmaları başlı başına bir başarıdır. Biz de Çerkes toplumu ve bu toplumun STK’ları olarak bu bayrağı daha ileriye taşımak için yarım asrı geçen bir süredir mücadele veriyoruz. O yüzden biz federasyonumuzu oluşturan derneklerin çalışmaları ile Soykırım ve Sürgünün 125. Yılında başlatılan 21 Mayıs anmalarını aynı zamanda bir diriliş olarak da görüyoruz. Bu önemi nedeni ile de şartlar ne olursa olsun 156. Yılda da anmalarımızı gerçekleştirmek durumundayız. 

Dünya daha önce emsali görülmemiş ölçekte bir pandemi ile karşı karşıya ve buna uygun şekilde çok geniş çaplı kısıtlamalar yürürlükte. Bu önlemler kamu sağlığı açısından zorunlu ve biz de her adımda buna uygun şekilde davranıyoruz. 21 Mayıs anmalarının bu kısıtlama dönemine denk gelmesi bize hüznü katmerli bir 21 Mayıs yaşatıyor bu yıl. Umarım tüm dünya bir an önce ve en az kayıpla normale döner.
Bizim için cenazelerimiz ve düğünlerimiz kültürümüzün ana taşıyıcı kolonları gibidir ve çok önemlidir. Ancak bu dönemde cenazelerimize dahi kültürümüze uygun şekilde katılıp acılarımızı paylaşamıyoruz. 

Bu yıla kadar 21 Mayıs anma etkinliklerini 53 üye derneğimiz yerelde, Federasyonumuz ise ülke genelinden halkımızın katılımı ile kitlesel olarak ile kamusal alanlarda gerçekleştiriyordu. Aynı şekilde kitlesel olarak anavatanımızda düzenlenen etkinliklere katılıyorduk.

Dernekler kapalı, üyelerinin katılımı ile binalarında etkinlikler yapamıyorlar ancak Federasyon çalışmalarını internet üzerinden büyük ölçüde sürdürüyor, Yönetim Kurulu, Başkanlar Kurulu ve komisyonlarımız online toplantılar ile 21 Mayıs anma etkinlikleri hazırlıkları başta olmak üzere birçok konuda çalışmalarını aksatmadan sürdürüyor. Korona sürecinde hayat adeta durdu ancak asimilasyon hız kesmeden devam ediyor. Dolayısı ile bizim bu süreçte dahi durmak veya yavaşlamak gibi bir lüksümüz olamaz. 

Cenazelerimizi, düğünlerimizi yapamıyor oluşumuz, derneklerde bir araya gelemeyişimiz, dil, folklor, el sanatları kurslarımızı sürdüremeyişimiz bu anlamda büyük kayıp. Ancak diğer yandan daha etkin kullanmaya başladığımız online platformlar üzerinden derneklerimiz üzerinden ulaşamadığımız farklı kitlelere de ulaşmaya başladık. 21 Mayıs anma etkinliklerimizin de bu şekilde yeni kitlelere ulaşmasını ve kimlik bilincinin güçlenmesine katkı sağlamasını bekliyoruz. Bu durum katmerli hüznümüzü belki bir nebze hafifletebilir.

Anavatanınız Kafkasya Korona sürecinden ne ölçüde etkilendi? 

Anavatanımızdaki korona sürecini yakından takip ediyoruz. Rusya’nın Moskova ve St. Petersburg gibi büyük şehirleri kadar olmasa da bizim cumhuriyetlerimizde de Korona maalesef etkisini artırıyor. Özellikle Dağıstan ve İnguşetya oldukça olumsuz etkilenmiş durumda. Kuzey Osetya’ya kardeş kuruluşumuz Alan Vakfının çalışmaları sonucu tıbbi yardım ulaştırıldı. Benzer bir çalışmayı oradaki cumhuriyetlerimizin talep etmesi halinde ülkemiz ve Rusya Federasyonu yetkili makamları ile koordineli şekilde yapmak üzere hazırlıklarımızı yapıyoruz. Anavatanımız ile bu konuda sürekli diyalog halindeyiz. Web sayfamızdan periyodik olarak anavatanımızdaki Korona istatistikleriniz yayınlıyoruz. Geçen hafta Kabardey-Balkar, Adıgey ve Abhazya’dan canlı bağlantılarla oradaki durumu halkımıza da aktardık. Bu yayınları da dönem dönem tekrarlayacağız.

Korona şartlarında 21 Mayıs Çerkes Soykırımı ve Sürgünü’nü anmak için neler yapıyorsunuz?

Bahsettiğim gibi online toplantılar ile yetkili kurullarımız ve komisyonlarımız yoğun şekilde hazırlıklarını tamamladılar. Çalışmalara federasyon organlarının ötesinde toplumun farklı alanlarda yetkin bireyleri de katkı veriyor. Bu yıla özgü yeni görseller (afişler, pankartlar ve sosyal medya görselleri) hazırlandı. Yine geçmişte yapılan anmaların derlendiği arşiv mahiyetinde videolar hazırlandı. Sanat, spor ve siyaset dünyasından isimler ile anavatandan tanınmış kişilerin 21 Mayıs mesajları video olarak hazırlandı.

Geleceğe yatırım yapmanın önemli olduğu gerçeğinden hareketle gençlerin katılımı ile öykü yarışması ve 2 ayrı yaş grubunda resim yarışması düzenledik. Toplumun farklı alanlarda yetişmiş insanları tarafından yazılan 21 Mayıs ile ilgili düşüncelerin yanı sıra toplumsal mesajları da içeren yazılar yayınlandı. Online yayınlanan YouTube programları ile hem salon etkinliklerimize katılanlardan kat kat daha fazla insana hem de çeşitli nedenlerle henüz derneklerimiz ile ilişkilenmemiş kişilere ulaştık. Son yaptığımız canlı yayında Çerkes Soykırımı ve Sürgünü üzerinde de çalışmaları olan ve bu konuda İtalyan kaynaklarını da derleyerek önemli bir eser yayınlayan İtalyan tarihçi Doç. Dr. Fabio L. Grassi konuğumuz oldu. Halkımız bu yayınları hem canlı yayın sırasında hem de sonrasında yoğun bir ilgi ile takip ediyor. Sizin gibi ulusal ve yerel çeşitli basın kuruluşları her yıl olduğu gibi bu yılda Çerkes Soykırımı ve Sürgünü’nün yıldönümünde acımızı paylaşıyor ve taleplerimize yer veriyorlar. Halkımızın yaşadığı kentlerde belediyeler astıkları pankartlar ile acımıza ortak oluyorlar.

Her yıl ülke genelindeki derneklerimizden onbinlerce üye ve gönüllümüzün katılımı ile anma etkinliklerini gerçekleştirdiğimiz Kefken’de sembolik bir grup arkadaşımız anıta çelenk koyacak ve tarihi mezarlıkta dua okuyacak. Ayrıca Çerkes Soykırımı ve Sürgünü ile ilgili anıtların bulunduğu diğer illerde de derneklerimizin yöneticileri yine korona önlemlerine en üst düzeyde uyarak anıtlara çelenk koyacaklar. Denize kıyı kentlerdeki derneklerimiz de yine önlemlere riayet ederek sembolik gruplarla denize karanfil bırakacaklar. Ayrıca üye derneklerimiz de korona şartları çerçevesinde çeşitli anma etkinlikleri düzenliyorlar.