Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

HİCRET -2… HABEŞİSTAN HİCRETİ: ADALETİN COĞRAFYASI

Araştırmacı yazar Muhammed Gülnar, Hz. Muhammed(s)’in Mekke’den Medine’ye olan hicretinin, adalet diyarı sayılan Habeşistan’da vukubulan gerçekten hareketle geçmiş ile birlikte bugün ne anlam ifade ettiğini dile getiriyor.

HİCRET -2… HABEŞİSTAN HİCRETİ: ADALETİN COĞRAFYASI

Hicret, yalnızca baskıdan kurtulmak için yapılan bir yolculuk değildir.

O; imanın korunacağı zemini arama, davetin emniyet altına alınması ve ümmet bilincinin inşasıdır.

Bu yönüyle Habeşistan hicreti, Medine hicretinin ön hazırlığı, İslâm toplumunun ise ahlâkî provası mahiyetindedir.

 

1. HİCRET İZNİ: ZULÜMDEN ADALETE

Mekke’de iman edenlere yönelik işkence sistematik bir hâl alınca, Hz. Muhammed ﷺ sahâbelerine şu tarihî yönlendirmede bulundu:

“Habeşistan’a gidin.

Orada, yanında kimseye zulmedilmeyen bir hükümdar vardır.”

Bu cümle, hicretin rastgele bir kaçış değil; adaleti esas alan bilinçli bir tercih olduğunu göstermektedir.

İslâm, yalnızca Müslümanların hâkim olduğu coğrafyaları değil; adaletin yaşatıldığı her yeri insan onuruna uygun görür.

Günümüze Bakan Ders

>Zulüm ortamında kalmak kader değildir

>İman, kendisini koruyacak zemini arama hakkına sahiptir

>Davet, önce insanı ve davetçiyi yaşatmayı hedefler

 

2. BİRİNCİ VE İKİNCİ HİCRET: RAKAMLAR VE HAKİKAT

Birinci Habeşistan Hicreti

>11 erkek, 4 kadın (15 kişi)

>İçlerinde Hz. Osman ve eşi Hz. Rukiyye de vardı.

İkinci Habeşistan Hicreti

>83 erkek, 18 kadın

>Kafile reisi: Cafer bin Ebu Talib

Bu belirgin artış, Mekke’deki baskının geçici değil; kalıcı ve sistematik bir zulüm düzenine dönüştüğünü açıkça göstermektedir.

Günümüze Bakan Ders

>Zulüm derinleştikçe, imanlı duruş ve davet daha organize hâle gelmelidir

>Hicret, plansız bir kaçış değil; toplumsal bir üst zemin arama stratejisidir

 

3. MEKKELİ MÜŞRİKLERİN PANİĞİ

 

Hicret haberi Mekke’de ciddi bir rahatsızlık oluşturdu.

Müşrikler, Habeşistan’da yeni bir İslâmî davet merkezinin doğmasından endişe ettiler.

Bu sebeple:

>Hediyeler hazırlandı

>Bir heyet oluşturuldu

>Heyetin başına ikna kabiliyeti yüksek Amr bin As getirildi

Amaç açıktı:

“Muhacir Müslümanları Habeşistan’dan geri almak.”

Günümüze Bakan Ders

>Zulüm sahipleri, imanın özgürce yaşandığı her ortamdan rahatsız olur

>Hakikat, çoğu zaman menfaatle susturulmak istenir

 

4. NECÂŞÎ’NİN HUZURUNDA: DAVETİN ZİRVESİ

Habeşistan kralı Necasi, müşrikleri dinledi; fakat tek taraflı hüküm vermedi:

“Onları da dinlemeden karar vermem.”

Muhacirler, aralarında Ca‘fer b. Ebî Tâlib’i sözcü seçtiler.

Ca‘fer huzura çıktı ve davetin özünü yansıtan şu sözlerle konuştu:

“Ey hükümdar!

Biz cahiliye toplumuyduk; leş yer, kan döker, kadını hor görürdük.

Allah içimizden bir peygamber gönderdi.

Bizi doğruluğa, emanete ve iffete çağırdı…”

Ardından Meryem Sûresi’nin başından ayetleri okudu:

كهيعص ۝ ذِكْرُ رَحْمَتِ رَبِّكَ عَبْدَهُ زَكَرِيَّا

“Kâf, Hâ, Yâ, Ayn, Sâd.

Bu, Rabbinin kulu Zekeriyyâ’ya olan rahmetinin anılmasıdır.”

(Meryem, 1–2)

Hz. Meryem’in iffeti, Hz. İsa’nın Allah’a teslimiyeti anlatıldıkça Necâşî gözyaşlarını tutamadı.

Davet Dili Açısından Ders

>Ca‘fer tartışmadı, suçlamaya cevap vermedi

>İnanç farkını değil, tevhid ve İslâm ahlâkını öne çıkardı

>Kur’an’ı savunma aracı değil, kalpleri fetheden bir davet vesilesi olarak sundu

 

5. GÖZYAŞLARI VE ADALET

Necâşî yerden bir çöp aldı ve şöyle dedi:

“Vallahi, sizin dininizle bizim aramızdaki fark,

şu çöp kadar bile değildir.”

Ardından tarihî kararını ilan etti:

“Bu topraklarda dilediğiniz kadar kalabilirsiniz.

Sizi kimseye teslim etmeyeceğim.”

Mekkeli heyet, hediyeleriyle birlikte geri gönderildi.

Günümüze Bakan Ders

>Hakikat, samimi bir kalpte mutlaka karşılık bulur

>Adalet, bazen Müslüman olmayan ama vicdan sahibi bir yöneticide tecelli eder

>Davet; baskıyla değil, kavl-i leyyin, güzel söz ve ahlâkla yapılır

 

6. BİR KADININ CESARETİ, BİR KALBİN ÇATLAĞI

İkinci hicrete hazırlanan bir kadın sahâbî —

Hz. Ömer’in akrabası Fâtıma —

Hazırlık yaparken Ömer’le karşılaştı.

Ömer sordu:

“Nereye gidiyorsunuz?”

Kadın hiç tereddüt etmeden cevap verdi:

“Bu topraklarda bize yaşama hakkı tanınmadı.

Biz de öz yurdumuzu bırakıp Allah için hicret ediyoruz.”

Bu söz, Ömer’in kalbinde ilk vicdan çatlağını oluşturdu.

Henüz iman yoktu; fakat hakikat kapısı aralanmıştı.

Günümüze Bakan Ders

>Bazen bir kadının cesur ve sahih sözü, bir devrin yönünü değiştirir

>Davet, yalnızca kürsüden değil; hayatın içinden yapılır

 

7. HİCRETİN MESAJI: BUGÜNE BAKAN YÖNÜ

 

Habeşistan hicreti bize şunu öğretir:

>Hicret, coğrafya değil ilke meselesidir

>İman, güvenli bir zemin ister

>Zulüm kimden gelirse gelsin zulümdür

>Adalet kimde varsa, orası yaşanabilir bir yerdir

Kur’an bu ölçüyü şöyle belirler:

“Allah adaleti, ihsanı ve yakınlara vermeyi emreder.”

(Nahl, 90)

SONUÇ

Habeşistan hicreti, Medine’ye giden yolun ahlâkî temelini atmıştır.

Henüz bir devlet yoktur; fakat devleti ayakta tutacak ruh burada inşa edilmiştir.

Güç değil ahlâk, sayı değil sadakat, galibiyet değil hakikat esas alınmıştır.



Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


YAZARLAR

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

HABERLER