Hediye Levent: Dostluk Nişanesi Bir Mossad Ajanı

Rusların mezarlıkta ne aradığına dair iddiaların teyidi İsrail basınından geldi. Başbakan Benjamin Netanyahu “Evet doğru, bütün söyleyebileceğim bu” dedi. Ruslar, Suriye’de idam edilen Mossad’ın Ünlü Ajanının kemiklerin arıyor.

Hediye Levent: Dostluk Nişanesi Bir Mossad Ajanı

Hediye Levent, everensel.net’de “Dostluk Nişanesi Bir Mossad Ajanı” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Yazıyı aşağıya alıntılıyoruz.

Şam’daki Yarmuk mezarlığında bir süredir harıl harıl çalışma yapılıyor. Sosyal medyaya düşen fotoğraflardan anlaşıldığı kadarıyla Rus güçler tarafından mezarlığın bir bölümü çadır bezleri ile kapatılmış ve bu alana giriş çıkışlar da yasaklanmış.

Rusların mezarlıkta ne aradığına dair iddiaların teyidi İsrail basınından geldi.

Başbakan Benjamin Netanyahu “Evet doğru, bütün söyleyebileceğim bu” dedi.

Ruslar, Suriye’de idam edilen Mossad’ın Ünlü Ajanı Eli Cohen’in kemiklerini arıyor!

RUS AJANIN KAMERASINDA MOSSAD AJANI

Bu arada Russia Today bir haber yayımladı.

Habere göre, Saint Petersburg’daki bir antikacı, satışa çıkarılan bir dairedeki eski eşyaları alır. Eşyaların içinden 1960’larda kullanılan Japon malı bir kamera ve film ruloları çıkar. Antikacının elinde filmleri görüntüleyecek cihaz yoktur. Ancak Şam’daki Rus güçler, Eli Cohen’in mezarını, Saint Petersburg’da Rus antikacı rulolarda ne olduğunu bulmaya azmetmiştir. Epeyce uğraşıdan sonra ruloların 1960’ların başında Şam’da görev yapan bir Sovyet ajanı tarafından çekildiği anlaşılır.

Boris Lukin adlı bu ajanın çektiği görüntüler arasında birkaç saniyeliğine bir adam belirir. Aslında sadece kameranın önünden geçmekte olan bu adam Eli Cohen’dir.

Eli Cohen ve Boris Lukin, Şam’da tanıştılar mı bilinmez ancak Lukin, Cohen’i haberi olmadan görüntülemiştir. Cohen ise, Şam’a Lukin’in de aralarında olduğu 50’den fazla Sovyet subayının ve istihbaratçının geldiğini çoktan Mossad’a bildirmiştir.

Cohen’in yakalanmasında Lukin’in de aralarında olduğu Sovyet istihbaratçılar kilit rol oynar.

Aradan on yıllar geçer ve Lukin şahsen olmasa da çektiği görüntüler ile Cohen’in hikayesine bir kez daha dahil olur.

AJAN 88

Son olarak Netflix’te yayımlanan dizi ile ünü dünyaya yayılan Cohen’in hayatı ve ajanlık faaliyetleri kitaplara, filmlere konu olacak cinsten. Ancak Netlflix’teki diziye ailesi ve Cohen konusunda çalışmalar yapan araştırmacılar bile “fazla James Bondvari” şeklinde tepki göstermiş.

İsrailli araştırmacılar “Cohen konusundaki gerçekleri Mossad ve Suriye istihbaratı arşivlerini açmadığı sürece öğrenemeyeceğiz” diyor.

Ancak Cohen’e dair hikayelerde “Şam’da 17 sevgilisi vardı” veya “Şam’daki evinde grup seks partileri düzenlerdi” gibi detayları görmek mümkün. “Charlie’nin renk renk melekleri var. James Bond’un afilli silahlarla paket halinde gelen sevgilileri var. Eli Cohen’in neyi eksik?” diye düşünmüşler galiba!

Cohen daha kuruluş aşamasında sayılan İsrail’in ve Mossad’ın kahraman yaratmaya, kahramanı efsaneleştirmeye ihtiyacı olduğu bir dönemde ortaya çıkıyor.

Cohen’in ajanlık yaptığı dönemde topyekün bölgenin kaderini değiştiren birçok gelişme de yıllar içinde hikayesine eklemleniyor.

Popüler kültürle birlikte Cohen’in hikayesi ölümünden sonra bile yarı gerçek-yarı kurgu ögelerle büyümeye devam ediyor.

Cohen için Agent (Ajan) 88 ve “Our man in Damascus” (Şam’daki adamımız) kod adlarının kullanıldığı biliniyor.

Mısır’ın İskenderiye kentinde doğmuş olsa da ailesi Halep Yahudilerinden. Ailesi İsrail’e göç ediyor ancak Eli Cohen Mısır’da kalıyor. Bir taraftan üniversite öğrenimine devam ediyor diğer tarafından siyonist gençlik örgütlerinde aktif rol alıyor.

Eşi Nadia Cohen kocasını “Siyonizme gönülden inanmış biriydi” diye anlatıyor.

İsrail istihbaratı ile teması da Mısır’da başlıyor. Mısırlılar tarafından yapılmış gibi gösterilmeye çalışılan bir bombalama eylemine katılıyor. Amerikan ve İngiliz üslerine yönelik bu eylem başarısız oluyor. Tutuklanıyor ancak 1956’da sınır dışı ediliyor.

Eli Cohen Mısır’ı terk ettiği dönemde bölgede Cemal Abdul Nasır rüzgarı esiyor. Zaten çok değil yaklaşık 2 yıl sonra, 1958’de Mısır ve Suriye birleşecek ve 1961 yılına kadar Birleşik Arap Cumhuriyeti adı altında yönetilecektir.

Cohen’in Suriye için hazırlıkları 1961 yılında başlıyor ancak Suriye’ye girişi Suriye ve Mısır ayrıldıktan sonraki aylarda gerçekleşiyor.

Eli Cohen, Mısır istihbaratı tarafından yakından tanınan bir isim ancak dikkatli zamanlama ile kimliğini saklamayı başarıyor.

BAŞARISIZ AJANIN YENİ KİMLİĞİ

Aslında Cohen’in hikayesi Mısır’dan sınır dışı edildikten sonra belirsizleşmeye başlıyor.

İsrail kaynaklarına göre Cohen, Mısır’daki başarısızlıklarının üstüne bir de İsrail güvenlik kurumları tarafından yapılan değerlendirmelerde “Çok zeki, çok iyi bir hafızası var ancak fazla heyecanlı, gereksiz risk alan ve risk yönetemeyen biri” olarak tanımlanıyor. Cohen’in kızı bir röportajında bu profile şiddetle itiraz ediyor.

1960 yılında bir taraftan İsrail istihbaratı dünyada Nazi subaylarına yönelik operasyon yaparken diğer taraftan Filistin meselesi ve Suriye sınırı kaynamaya başlıyor.

Cohen’e Beyrutlu bir Müslüman ailenin Kemal Emin Sabit adlı çocuğu olarak yeni bir kimlik yaratılıyor. Yeni kimliğine göre Sabit’in ailesi Arjantin’e göç etmiş ve tekstil işi ile uğraşıyor.

Arjantin’e giden Cohen burada Suriyelilerin ve Lübnanlıların yoğun olduğu çevrelerde gece hayatına düşkün, eli açık zengin iş adamı olarak boy göstermeye başlıyor.

Cohen’in hikayesine dair belirsizliklerden biri de daha sonra 3 yıl Suriye devlet başkanlığı yapacak olan Emin El Hafız ile Arjantin’de tanışıp tanışmadığına dair. Bazı kaynaklara göre, Emin El Hafız o dönemde Suriye’nin Arjantin elçiliğinde askeri ateşe ve Cohen’e Şam kapılarını açan kişi. Ancak El Hafız bunu yalanlayarak kendisinin o dönemde Moskova’da görevli olduğunu söylüyor.

ŞAM’DAKİ NAZİ SUBAYI

Eli Cohen’in Suriye’ye girişi de hâlâ muamma. Kimileri Arjantin’deki “Sevilen ve milliyetçi hisleri olan iş adamı profili sayesinde iş bağlantıları kurduğunu” söylüyor. Kimileri de CIA ajanı bir Suriyelinin Cohen’i Suriye’ye getirdiğini öne sürüyor. Muhtemelen Cohen’in hikayesinde iki versiyonun da yeri var çünkü Cohen Şam’a zorluk çekmeden ve cebinde kısa sürede Şam’ın üst tabakası ile bağlantılar kurmasını sağlayan referans mektupları ile geliyor.

Günümüzde çoğu kapalı olsa da yabancı elçiliklerin ve misyonların sıralandığı Ebu Rummani Mahallesi’nde daire kiralıyor. Üstelik bugün hâlâ Suriye hava istihbaratı olan askeri kompleksin tam karşısında…

Cohen’in ilk görevi sahte kimliklerle farklı ülkelere dağılmış olan Nazi subaylarından Suriye’de olanları bulmak…

Söylentilere göre Cohen, İngiliz ismi ve kimliği ile iş adamı profiline bürünen eski Nazi subaylarından birini Şam’da buluyor. Hedefi ile görüşmeye gittikten çok kısa süre sonra Nazi subayının Şam’da deşifre edildiği İsrail radyosunda duyuruluyor. Bu durum sorun yaratmasa da Cohen’den şüphelenenlerin sayısını artırıyor.

Zaten Suriye üst tabakasına neredeyse ‘Paraşütle inen ve el üstünde tutulan’ Eli Cohen’den ilk günden itibaren hazzetmeyenler de var. Mesela, istihbarat Albayı Ahmet Suveydani…

Bu arada Suveydani, Netflix dizisinin hayali karakterlerinden biri değil. Cohen’in yakalanmasının yanı sıra BAAS karşıtı darbe girişimine katılıp 25 yıl hapse mahkum edilen gerçek biri.

SU SAVAŞLARI

Cohen ikinci ve esas görevine geçiyor; yeni kurulmakta olan İsrail’in şiddetle ihtiyaç duyduğu su kaynaklarına dair bilgiler edinmek…

O dönemde Suriye, İsrail tarafından kullanımına engel olmak için Ürdün Nehri’nin ve Golan Tepeleri’ndeki su kaynaklarının yönünü değiştirmek için çalışmalar yürütüyor.

Cohen, Suriye’nin su kaynaklarına dair çalışmaları ile birlikte Golan Tepeleri’ndeki askeri yığınakları ve savunma stratejileri gibi bilgileri de toplamaya başlıyor.

Yine Cohen’in hikayesi ile bütünleşmiş ancak gerçekliği şüpheli detaylardan biri Golan’a dair. Anlatılara göre Cohen, sadece üst düzey askerlere açık olan Golan Tepeleri’nde kişisel ilişkileri sayesinde dolaşırken Suriye tahkimatlarının olduğu bir yeri görür ve “Buraya okaliptüs ağacı dikilebilir. Hem İsrail, askeri yığınakların olduğunu anlamaz hem de askerler serinler” der. Fikri çok beğenilir. İsrail’in Suriye’nin tahkimatlarını bulmak için çaba harcamasına gerek kalmaz.

Ancak Golan’daki askeri bölgeye girmediğini savunanlara göre Cohen, istihbaratı Şam’da topladı ve su yataklarına dair çalışmayı projede yer alan bir mühendis dostundan aldı.

Cohen, Golan Tepeleri’ne girdi mi girmedi mi bilinmez ancak İsrail, Suriye tarafının su yataklarına ilişkin çalışmalar yürüttüğü noktalara etkili saldırılar yaptı.

1967’deki 6 gün savaşlarında da Golan Tepeleri sadece 2 gün içinde İsrail’in eline geçti.

İsrail kaynakları bunların Eli Cohen’in sağladığı bilgiler sayesinde mümkün olduğunu yazıyor ancak bölge 1900’lerin başından itibaren büyük kırılmaların, sancılı yeni doğuşların, eller tetikte birbirlerinden gözünü ayırmayan komşu ülkelerin olduğu bir yere dönüşmüştü. Her milletten casusların mesken tuttuğu coğrafyada Cohen gibi üne kavuşmamış çok sayıda kritik casusluk faaliyeti devam ediyordu.

Mesela, İsrail’in tek başına Cohen’e mal ettiği 6 gün savaşları sadece Suriye ile ilgili olmadığı gibi ihmallerle, zekice ve denenmemiş askeri hamlelerle, dost ihanetleriyle, zamanı doğru okuyamayan yöneticilerle, nokta atışı diplomatik hamlelerle dolu bir külliyatı var. Bu da başka bir yazının konusu olsun.

HATLARI KİM MEŞGUL EDİYOR?

Cohen’in Kemal Emin Sabit olarak Şam’da yeni hayatına başladığı yıllarda Suriye ‘Erken kalkanın darbe yaptığı’ istikrarsız bir ülke olarak biliniyor.

Şartlar Cohen’in işini kolaylaştırdığı gibi bir ara adı Savunma Bakanlığı müsteşarlığı için geçecek kadar sıkı dostlar ediniyor.

1963 yılında Baas Partisinin iktidara gelişi, Suriye’nin Rusya ile yakınlaşması gibi gelişmeler nedeniyle bölge kaynıyor ancak Cohen belki çevresine, belki kendine güveni sebebiyle giderek daha dikkatsiz hareket etmeye başlıyor.

Mossad’ın günde sadece 1 kez ve 2 dakikayı aşmayacak şekilde mesaj gönder direktifine karşılık Cohen günde birkaç kez uzun uzun mesajlar göndermeye başlıyor.

Hatta Şam’daki bazı büyükelçilikler, yoğunluk sebebiyle mesaj gönderemediklerinden şikayetçi oluyorlar.

Suriye istihbaratı hatları meşgul eden, kayıtsız kaynağı aramaya başlıyor.

Bunu tespit etmek için gerekli cihazlara ve uzmanlara sahip Sovyetler Birliği’nden yardım isteniyor.

Velhasıl, Suriye istihbaratı Eli Cohen’i şifreli mesaj gönderirken evinde yakalıyor. Anlatılanlara göre, kapı kırıldıktan sonra Cohen’in ilk gördüğü yüz Albay Ahmet Süveydani imiş.

Cohen’e dair bir belgeselde, hikayeyi Süveydani’den duyduğunu söyleyen bir tarihçiye göre, Suriyeli istihbaratçılar baskını yaptıklarında cihazları bulamıyor. Etrafı aramaya devam ederken subaylardan biri sıkışan perdeyi çekiştirirken cihazın bir parçası tavandan düşüyor. Diğer parçası ise, çalışma masasına oyulmuş bir bölümde bulunuyor. Cohen’i önce yabancı istihbarat örgütlerine çalışan bir Suriyeli veya Arap zannediyorlar.

Bütün bunlar yaşanırken Cohen’e Şam’ın kapılarını açmakla suçlanan Emin El Hafız hâlâ devlet başkanı olarak görevde.

El Hafız bir röportajda, “Kur’an’dan çok bilinen birkaç sure okumasını istedim. Okuyamayınca anladık” diyor ancak Mısır’da büyüyen Cohen’in Mısır şivesini düzeltmek için bile eğitim aldığı düşünüldüğünde bu iddia pek ikna edici görünmüyor. Müslüman bir kimlik yaratılan Cohen’e topografyaya varana kadar detaylı eğitim veren Mossad’ın bir iki sure ezberletmemiş olması garip.

Kimileri de Cohen’i iyi tanıyan Mısır istihbaratının epey geç olsa da Suriye’yi uyardığını söylüyor. Suriye istihbaratı tarafından yakalanan iki CIA ajanının Cohen’in adını verdiğini ve bu sayede yakalandığını savunanlar da var.

Dönemin İsrail Dışişleri Bakanı Golda Meir Sovyetler Birliği dahil birçok ülkeden Cohen’in serbest bırakılması için yardım istiyor. Ancak Cohen 18 Mayıs 1965’te Şam’daki Merce Meydanı’nda idam ediliyor ve mezar yerinin birkaç kez değiştirildiği söyleniyor.

Devamı >>>