Tarih: 26.11.2018 16:28

Hayırlı olurdu inşallah? Açık Toplum Vakfı tasfiyesini istedi!

Facebook Twitter Linked-in

Açık Toplum Vakfı, faaliyetlerine son verilmesi ve hukuki varlığının tasfiyesi için mahkemeye başvurulacağını açıkladı.

Vakıftan yapılan açıklamada, 2008 yılında kurulan vakfın bütün faaliyetlerini Türkiye Cumhuriyeti yasalarına uygun yürüttüğü,faaliyetlerin, İçişleri Bakanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından düzenli denetlendiği belirtildi. 

Bugün gelinen noktada Açık Toplum Vakfı Yönetim Kurulu´nun, Vakıf Senedi´nin 16. maddesi uyarınca, Mütevelli Heyeti´ne, vakfın tüm faaliyetlerini sonlandırmayı teklif ettiği aktarılan açıklamada, Vakıf Senedi´nde, "Vakfın devamında yarar olmayacağı anlaşılır ya da vakfın amaç ve hizmet konularının gerçekleştirilmesinin olanaksız duruma geldiği kanısına varılırsa, vakfın dağılmasına karar verilir." denildiği hatırlatıldı.

Açıklamada, Mütevelli Heyeti´nin "son günlerde vakıf hakkında medyada yer alan asılsız iddia ve ölçüsüz spekülasyonların yoğunlaşmasının, vakfın faaliyetlerini sürdürmeyi imkansız kıldığı" düşüncesiyle bu teklifi onayladığı bildirildi.

Vakfın faaliyetlerine son verilmesi ve hukuki varlığının tasfiye edilmesi için başvurunun, ilgili mahkemeye en kısa zamanda yapılacağı belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi: 

"Açık Toplum Vakfı 2008 yılında kurulmuş olmakla birlikte, Türkiye´de Açık Toplum´un faaliyetleri 2001´de Açık Toplum Enstitüsü´nün kuruluşuyla başlamıştır. Bu süre zarfında, Türkiye´de demokratik, sivil ve eşitlikçi bir siyasi iklimin yaratılması konusunda, başta Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfı olmak üzere pek çok kuruluşa, enstitü ve vakfın amaçlarına uygun projeler için mali destek sağlanmıştır.

Açık Toplum Vakfı yöneticileri, zaman zaman hükümet yetkilileri tarafından kabul edilmiş, görüş alışverişinde bulunulmuş, Açık Toplum Vakfı öncülüğünde oluşturulan ´Bağımsız Türkiye Komisyonu´ Türkiye´nin AB ile tam üyelik görüşmelerinin başlaması sürecinde önemli işlev üslenmiştir. Kurulduğu günden bu yana, vakıf faaliyetleri İçişleri Bakanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından düzenli olarak denetlenmiştir. Ancak, yeni açılan soruşturmalarla Açık Toplum Vakfı ile 2013 yılındaki Gezi olayları arasında bağlantı kurma çabaları olduğu görülmektedir. Bu çabalar yeni değildir ve tümü gerçek dışıdır."

Haberlerde bahsedilen yurt dışı bağışların, usulüne uygun şekilde, devletin yetkili kurumu olan Vakıflar Genel Müdürlüğü´ne bildirildiği ve Genel Müdürlük tarafından bu bildirimlerin onaylandığı belirtilen açıklamada, "Bu bağışların, Türkiye´de hangi kurum ve projelere hibe edildiği de Vakıflar Genel Müdürlüğü´ne her yılın haziran ayında bildirilmektedir. Bu süreçlerle ilgili belgelerin tümü zaten Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivlerindedir. Bilgi edinmek isteyenlerle de, talep üzerine paylaşmak mümkündür." ifadelerine yer verildi.

__________________________

(*)Açık toplum olgusu bizler için Batının zaman içerisinde, birtakım etki-tepki sonucunda elde ettiği bir değer olmaktan ziyade, kendi bağlamında ?bağımsızlık içerisinde yaşaması gereken devletin varlığının devamını isteyen, arzulayan sade ?Türk´ vatandaşının çabasının yanında, gerek batı ve gerekse de doğu cenahına karşı kendi kültürü ile,kendi toprağında her tür ifsattan uzak bir şekilde yaşaması gerekem Müslüman çoğunluğun, İslam´ı hem yaşama ve hem de diğer insanlara anlatma  ve aktarma konusunda şeffaf, açık ve yanlışı var ise de bunu en az´a indirme gayreti güden Müslümanların var olacak olan yapısını resmetmede kullanacağı bir vasıf idi?

Bu olgu, ideolojojisiz bir bağlamdan koparıp, Batı´ya, hem de ona entegre oluyoruz diye küresel liberal sermayeye payanda kıldığımızda ise, karşımıza sözde bizi var olan devlet karşısında, ?dünya vatandaşı´ makamına(!) ulaştırıcı ?iyi ve güzel´ çabalar peşinde olan, ama sonuçta, bizleri kendi dini/manevi değerlerimizden koparan, ama dünyevi olarak bize ?yine onları istediği oranda ve çerçevede- imkânlar sunduğu savlanan yapıların kendilerine örtü, perde yapmalarını da doğuruyordu.

Açık Toplum Vakfı sonuçta bir stk idi. Görünüşte de Türkiyeli insanı devletin eski geleneksel ?baskı´ yöntemlerinden koruduğu söyleniyor ve öngörülüyordu. Bunun yanında, bu postmodern süreçte, Yahudiliğe yer verme, onu küresel ölçekte önceleme açısından, sermayesi Soros´tan geldiği düşünülen finans kaynağıyla, istedikleri ülkelerde´ kadife devrimler gerçekleştirma çabalarının, hemen her ülkede olduğu gibi, ülkemiz insanının moralinin bozulmasına sebebiyet vermesine karşılık olarak, kırıp dökmeden, Anadolu insanını olumsuz bir eylem içerisine girmekten alıkoyarak Açık Toplum Vakfı´nın kendini lağvetme çabası, insanımızın, dahası hepimiz için olumlu bir adımdı.

Vakıf Senedi´nde, "Vakfın devamında yarar olmayacağı anlaşılır ya da vakfın amaç ve hizmet konularının gerçekleştirilmesinin olanaksız duruma geldiği kanısına varılırsa, vakfın dağılmasına karar verilir." Maddesinin yanında, birde Açık Toplum Vakfı, ?Kadim Müslüman kimliğe zarar teşkil etmesi durumunda..? meyanında bir ifaadenin olmaması, onun açıklık vasfını tartışılır hale getiriyordu. Bu ince noktayı da göz ardı edip unutmamak gerekirdi.

Bu tür yapılara karşı, sonuçta kendisi de Batıcı olan Kemalist refleksten ziyade, İslâmî/İslâmcı duygu, düşünce ve aşırılığa gitmeyecek hareketle karşı çıkmak daha anlamlı ve daha mantıklı idi.

Sonuçta, şu ya da bu, esas ve esaslı olmayan durum ise, ?Batıcı söylem ve sömürgeci mantık´tan azade olabilmekti?




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —