Fatma TUNCER- 13. 08. 2018 Pazartesi
Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz
HANGİ KOORDİNATTAYIZ?
Müslümanlar kendi paradigmalarından uzaklaştırılarak Batı´nın seküler ideolojilerine bağlanma ve teslim olma durumuyla yüz yüze kaldı ve bu durum bir duruş kaybına sebebiyet verdi. Ötekilerin güdümünde hareket eden Müslümanların kendi düşüncelerini ileri
Küresel kültürün kuşatması altında yaşayan bireylerin en büyük sorunu köklerinden uzaklaşarak edilgen birer varlık haline gelmeleridir. Varoluşsal bütünlüğün bozulması ile birlikte insanın dünyasında yoğun bir boşluk ve anlamsızlık ortaya çıkıyor. Ve ne yazık ki ahlaki değerlerin yerine konulan maddiyat ve seküler odaklı ideolojiler insanı yolunu kaybetmiş bir yolcuya dönüştürmekle kalmıyor bununla birlikte eşyanın kölesi haline getiriyor? Oysa İslam, tarihi, kültürü, medeniyet ve tevhidi dünya görüşü ile bütündü ve bu bütünün korunması esas alınmalıydı. Fakat olmadı.
Müslümanlar kendi paradigmalarından uzaklaştırılarak Batı´nın seküler ideolojilerine bağlanma ve teslim olma durumuyla yüz yüze kaldı ve bu durum bir duruş kaybına sebebiyet verdi. Ötekilerin güdümünde hareket eden Müslümanların kendi düşüncelerini ileri sürme ve ?biz buyuz? deme cesareti kalmayacaktı ve nitekim öyle de oldu. Ne acıdır ki bu durum bizleri kültürel, felsefi ve siyasi anlamda hiçbir sorgulama yapmaksızın seküler kültürün hamiliğini yapmaya itti.
Küresel odakların güdümünde hareket eden Müslümanların özlerine dönebilmeleri için yeni bir medeniyet tasavvuruna ve yeni bir tarih inşasına ihtiyaçları var. Kültürel dokumuza yeniden döndüğümüzde bize ihraç edilen özgürleşme ve demokrasi gibi yapay kavramlara hiç ihtiyaç olmadığı anlaşılacaktır. Bu bir gerçek!
İnsanın varoluş bütünlüğünün bozulması karmaşık ve girift sorunların ortaya çıkmasına, olayları dünyevi ve uhrevi olarak ayrıştırmaları ise fıtratın bozulmasına ve insan yaşamındaki ahengin ortadan kalkmasına neden oldu. Maddiyatın ön planda tutulması fertlerin ahiret inancını zayıflattı ve onların kendilerini dünyevi bir varlık olarak algılamalarına neden oldu. Böylesine bir ikilem içinde yer alan insan parçalanmışlığın ve belirsizliğin içine sürüklendi. Vahyi öğretileri hayatından çıkaran insan doğal olarak ahlaki değerlerden de uzaklaştı ve dünyayı çıkarların çatıştığı bir ortam olarak görmeye başladı. Fertler iman ekseninde yaşamak şöyle dursun, kendilerini teşhir etmek ve bu doğrultuda varlık gösterebilmek için çaba sarf eder hale geldiler.
Bilim ve teknolojide büyük mesafeler kat eden insan şımardıkça şımardı ve kendini evrenin hükümdarı olarak görmeye başladı. Ahlaki değerlerden uzaklaşan insan dışsal unsurları metalaştırarak varlığını bu unsurlar üzerinden tanımlamaya çalıştı.
Günümüzde yediden yetmişe herkesin diline pelesenk yaptığı ?özgürleşme? kavramı, asli değerlerden uzaklaşmak olarak algılandı. Oysa Allah´ın dininden uzaklaşan fertler özgürleştik zannetseler de aslında köleleşiyor ve insan olmaktan beşer olmaya doğru düşüş gösteriyorlar.
Peki, İslam üzere yaşamak nasıl olmayı ve neyi gerekli kılar?
İslam üzere yaşamak, iman, ihlâs ve cihat şuuru ile yani hakikatin şahitliğini yapmakla mümkün olabilir. İslam üzere yaşamak nesnelerin kölesi olmaktan uzaklaşıp yüce Yaratıcı´ya kul olmakla ve asli değerlerin hayata taşınması ile mümkün olabilir.
İslam üzere yaşamak, ferdin kendi haklarını koruduğu gibi karşı tarafın haklarını da koruyabilmesi ile zulmün karşısında durmakla mümkün olabilir.
Hülasa İslam üzere yaşamak akıl ve iradenin vahye teslim olması ile mümkün olabilir, nesnelere kul olmakla değil.
Kaynak: islamvehayat.com
Anahtar Kelimeler:
HANGİ
KOORDİNATTAYIZ
Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir
Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz
HABERLER
-
İran’ın Uzun Oyunu -
BUGÜN DEVRİK SADDAM YÖNETİMİNİN IRAK TÜRKMENLERİNE YÖNELİK KATLİAMIN OTUZ ALTINCI YILDÖNÜMÜ… -
İsrail savaşı tırmandırıyor. Rubio: Savaş 2-4 hafta daha sürer -
insan ve Özgürlük Partisi Kongreye Gidiyor -
“Netanyahu, İsrail’i yeni Sparta, garnizon devlet yapmak istiyor” -
MHP'de 'ajan' tartışması: İzzet Ulvi Yönter görevinden istifa etti -
"İran’da Stratejik Tutarsızlığın Bedeli"(*) -
Çin'den müzakere açıklaması: Bir an önce yapılmalı -
Kürt siyasi hareketinde taşlar yerinden oynuyor: “Mekanın sahipleri geliyor” -
“TCMB savaş sonrası 60 ton altın sattı”: Küresel düşüşün nedeni Türkiye mi? -
AİHM’deki Kavala davasında Türkiye’yi Boğaziçi Dekanı savundu:“Gezi ayaklanma hareketidir; hedefin gerçekleşmesi gerekli değil” -
Etyen Mahçupyan: “Ben de kültürel Müslümanım” -
SUNİ TENEFFÜS ADLI ŞİİR KİTABI ÇIKTI! -
SUSTUKÇA İÇİM GÜLÜYOR ADLI ŞİİR KİTABI ÇIKTI! -
HAKİKATİN GÖLGESİNDE ADLI ESER ÇIKTI! -
Eski CIA yetkilisi: Yeni bir '11 Eylül' tezgâhlayabilirler! -
Pepe Escobar: BRICS'in yıllardır yapamadığını İran tek hamlede başardı -
Alparslan ve Selçuklular adlı tarihi roman çıktı! -
Tarık Bin Ziyad ve Endülüs adlı tarihi roman çıktı! -
Eski AKP Milletvekili Bayram Ali Bayramoğlu tutuklandı -
The Times’ın iki muhabiri ABD-İsrail’in İran’a saldırısına yönelik çok çarpıcı gerçekleri ortaya çıkardılar


