Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Halep’te çatışma, Paris’te görüşme ve Almanya’da çıkan bir gazete…

Yıldıray Oğur, Şam güçleri ile SDG’nin çatıştığı ve Şam ile İsrail’in bir anlaşmaya niyetlendiği bir ortmda Mihraç Ural’ın, PKK’nın yayın organında, Kürtler ile Şam’ın bir anlaşmaya dair olumsuz kanaatinin arkaplanına değiniyor.

Halep’te çatışma, Paris’te görüşme ve Almanya’da çıkan bir gazete…

Mihraç Ural, Suriye iç savaşı sırasında sık sık öldüğü haber yapılan ama sonra yine ortaya çıkan karanlık bir figürdü.

Türkiye Halk Kurtuluş Partisi Cephesi ile başlayan silahlı sol hayatına sonra memleketi Hatay ve çevresinde THKP-C Acilciler Örgütü’nde devam etti, 80 darbesinde bir süre tutuklu kaldıktan sonra Suriye’ye kaçtı.

Mezhepsel ilişkisi olan Esad ailesine yaklaştı. Esad ailesine yakın bir isimle evlendi.

Burada El Muhaberat’ın desteği ile ‘Hatay Kurtuluş Örgütünü’ kurdu ve Türkiye’ye karşı o yıllardan beri Suriye’de aktif. Öcalan’ın Suriye’ye ilk geçtiğinde bir süre onun evinde kaldığı söylenir. 80’lerden sonra PKK ile de yakın ilişkisi oldu.

Türkiye’de ise adı daha çok Suriye İç Savaşı’nda duyuldu. Türkiyeli bir şebbiha komutanı olarak.

Kurduğu Mukaveme Suriye isimli bir örgüt 2013’de Tartus’a bağlı Banyas kasabasında 400’e yakın sivilin katledildiği katliama karıştı.

Reyhanlı’da 52 insanın öldüğü saldırıda da Mihraç Ural’ın dahli vardı.

Esad’ın düşmesinden sonra Mihraç Ural da katıldığı katliamlar yüzünden aranan isimler arasındaydı. Ama bir türlü bulunamadı.

Dün tesadüfen bir SDG açıklamasını okurken Mihraç Ural’la aynı işi yaptığımızı öğrendim.

Meğerse Mihraç Ural, PKK’nın Avrupa’da çıkan gazetesi Yeni Özgür Politika’da köşe yazısı yazıyormuş.

Nurettin Demirtaş’ın da yazarları arasında olduğu bu gazete doğrudan PKK eylemlerini ve açıklamalarını manşetlerine taşıyan, bir örgüt yayını.

PKK’nın her zaman daha şahin olmuş Avrupa kanadının yayın organı. Almanya’da basılıyor.

Mihraç Ural’a köşe açmaları başlı başına çok ilginç.

Ama bu kadarla da kalmamışlar.

Mihraç Ural’ın gazetede önceki gün çıkan son yazısı bir röportaj.

Röportajı yaptığı kişi önceki gün Şam’da Mazlum Abdi’yle birlikte 10 Mart Mutabakatı için Suriye heyetiyle görüşen SDG komutanlarından Sipân Hemo.

Yazının başlığı “Sipân Hemo Şam’daki toplantıyı sordum”

SDG komutanı Baas iktidarını devirmiş Suriye’deki yeni yönetimle entegrasyon görüşmesini eski bir Baas şebbihasına anlatmış ve şöyle demiş:

“Şam’da önceki gün yapılan görüşmedeki QSD heyetinde yer alan Komutan Sipân Hemo’ya toplantının nasıl geçtiğini sordum. Aldığım yanıt, Şam’ın çözümsüz duruşunun sürdüğü yönünde.”

Bunun kendisi tek başına bir skandal.

SDG’nin Şam’la entegre olmaya çalışırken, Esad adına katliamlar yapmış bir karanlık adama konuşması ve bunun PKK’nın gazetesinde yayınlanması bu entegrasyonun neden bir türlü olamadığının bir kanıtı.

SDG, örgütün gazetesinde çıkan bu röportajı yalanladı:

“YPG Komutanı Sipan Hamo, Özgür Politika ve Mihraç Ural'a röportaj vermedi. SDG ve Şam entegrasyon görüşmeleriyle ilgili olarak kendisine atfedilen tüm açıklamalar yanlıştır.”

Fakat bu yalanlama Mihraç Ural’ın PKK gazetesinde ne işi olduğunu ve örgütün onayı olmadan böyle bir röportajın nasıl yayınlanabildiğini açıklamıyor.

Ama karşılıklı güvensizliklerin derinliğini açıklıyor.

Nitekim, en son Washington Post’un İsrail’in Dürzilere SDG üzerinden desteği haberi ve Al Jazera’nın açıkladığı Esad’a yakın isimlerin konuşmalarına göre Suriye’de ayaklanma çağrısı yapan Nusayri dini lider Gazal Gazal’ın Haseke’de olduğu iddiası bu güvensizlikleri artırıyor.

SDG-Şam arasındaki en son görüşmeler de bu karşıkıklı güvensizlikler nedeniyle sonuçsuz kaldı. Görüşmelerden çıkan tek pozitif sonuç görüşmelere devam etme kararı oldu.

Ama dün Halep’te SDG ve Suriye güçleri arasında yine çatışmalar çıktı.

Ve dün daha önemli bir gelişme oldu. Bugüne kadar SDG ile ilgili daha uzlaşmacı mesajlar veren Bahçeli çok sert konuştu.

SDG’yi açıkça İsrail ile işbirliğiyle suçladı. Operasyon için Şam’a destek verilmesi gerektiğini söyledi.

Peki bu tansiyonu düşürecek gelişme nerede yaşandı?

Paris’te.

Dün Paris’te İsrail ve Suriye görüşmesi pozitif bitti. İsrail ve Suriye arasında iletişimi sürekli kılacak bir istihbarat hücresi kurulması kararlaştırıldı. Görüşmelerde ABD’nin Gazze’deki arabulucu ekibi yani Witkoff, Jared Kushner ve Barrack arabulucuydu. Bu görüşmeler için Hakan Fidan da Paris’teydi. O da hem Şabani hem de Barrack’le görüştü.

Görüşmenin en pozitif sonuçlarından biri İsrail’in Suriye’deki askeri faaliyetlerini bu görüşmeler devam ettikçe bitirme kararı alması oldu.

Ama İsrail medyasında çok daha ilginç bir haber çıktı.

Şara'ya yakın bir Suriyeli kaynak İsrail’in i24 kanalına konuştu.

Suriyeli kaynak, İsrail'in Şam'da diplomatik statüye sahip olmayan bir irtibat bürosu açmasına Suriye'nin itiraz etmediğini söyledi.

Ama söylediği daha ilginç bir şey daha vardı. Haberden okuyalım:

“Kaynak, İsrail'in Washington'dan, Şam ile kendi güvenlik anlaşmasını sonuçlandırana kadar Kürt liderliğindeki SDF ile güvenlik anlaşması konusunun çözümünü ertelemesini acilen talep ettiğini belirtti. Kaynaklara göre, İsrail, Şam'ın Süveyda'daki SDF ve Dürzi gruplarıyla yaşadığı sürtüşmeyi Suriye hükümetiyle yaptığı müzakerelerde kullanmaya çalışıyor olabilir.”

Yani SDG-Şam mutabakatı, İsrail-Şam mutabakatıyla birbirine bağlanmış gibi görünüyor.

Kürt kamuoyu ve Türkiye’de Kürtlerin pozisyonuna yakın olan çevreler bu iddiayı bir devlet propagandası olarak görse de Suriye-İsrail-Türkiye arasında Suriye merkezli güç mücadelesini SDG’nin bir fırsat olarak gördüğü, İsrail’in de Dürziler ve SDG meselesini Türkiye ve Suriye’ye karşı bir kart olarak kullanmak istediği bir saha gerçeği artık.

Bu bir iftira değil.

Eğer İsrail Suriye’yi istikrarsızlaştırmaya devam ederse, Suriye’de Dürziler ve Aleviler ayaklanırsa, Şam zayıflarsa bu tabii ki SDG’nin masadaki gücünü artıracaktır.

SDG, zaten güvenmediği Şam’a karşı elinin daha güçlü olacağı bir zamanın gelmesini bekliyor, bu yüzden anlaşma için ayak sürtüyor olabilir.

PKK da İsrail İran’ı vurursa ve İran rejimi sarsılırsa, orada PJAK’ın da aralarında olduğu silahlı Kürt grupların etkisi artabilir diye bekliyor olabilir.

Bu örgüt hep bu fırsatları gözeterek ve pragmatik davranarak 40 yıldır bölgedeki varlığını korudu.

O yüzden bu meseleye herkesin daha objektif bakmasında fayda var.

Ama sahadaki gelişmeler SDG’nin beklediği gibi de gitmeyebilir.

ABD’nin bastırmasıyla İsrail ve Suriye arasında bir anlaşma yakın görünüyor. O zaman SDG’nin eli bugünkünden bile zayıf olur.

O yüzden bazen en iyi fırsat elindeki fırsattır. Gelecekteki daha fırsatlar için elindekini de kaybedebilirsin.

Hala Mihraç Ural’a bir kol mesafede bu fırsatları görmek çok da mümkün değil.

 

Kaynak: karar.com



Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


YAZARLAR

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

HABERLER