Tarih: 17.11.2017 17:22

´Hafifçe soldan devam edin´

Facebook Twitter Linked-in

Makinalar mı bizim için çalışıyor, biz mi makinalar için?

Bu soruyu daha önce de, ?insan mı makinaların uzantısı, makine mı insanların´ şeklinde sorduğum olmuştur.

İnsanların makinalara alet edildiklerini ilk ?wolkman´lar icat edildiği zaman hissetmiştim.

Walkman´ı hatırlıyor musunuz? Cebinizde ufak bir teyip, kafanızda kulaklık. Sokakta dolaşıyorsunuz. Teyipte zevkinize uygun bir müzik...

Sokakta wolkmanlı birini gördüğüm zaman, adamın kafasına walkman taktığını değil, adamı walkmana taktıklarını düşünüyordum.

Walkman ilk defa 1979´da çıkmış. Demek ki 30 seneden fazla olmuş.

Makinaya hizmet ettiğimizi bir de şöyle fark ettim.

İşinizi daha hızlı yapmak için bir makine alıyorsunuz.

Borca giriyorsunuz.

Evet, artık daha çok üretiyorsunuz.

Fakat makinanın borcu bitmeden o makinaların daha hızlı ve daha marifetli yeni modeli icat ediliyor.

Ve siz, bir yandan taksit öderken bir yandan makinanın yeni modelini satın almak için hesap yapmaya başlıyorsunuz.

Ne yapmış oldunuz?

Güya kendiniz için çalışırken, kazancınızın önemli bir kısmını Mikrosoft´a veya Apple´a tahsis etmiş oldunuz.

30 senede, bilgisayarların gitgide üzerimizde hakimiyet kurduğunu anlamamıza yardım edecek başka şeyler de oldu.

Akıllı telefonlar bizi kendisine raptetti. Artık, ılımlılarımız gönde iki üç saat, bağımlılarımız günde 7-8 saat, manyaklarımız 10-15 saat akıllı telefona çivilenmiş vaziyette yaşıyor.

Hadi, telefona raptolunmak, telefonun kötülüğü değil bizim zaafımız sayılsın.

Aletlerin bizi anlamasına, çözmesine ne diyeceğiz?

Hele akıllı telefonlarımız, ciğerimizi biliyor.

Bazı telefonlar gideceğimiz yeri tahmin edip bize navigasyon öneriyor.

Google´da aradığımız şeylerin istatistiğini tutarak, internette gazete okurken alaka gösterebileceğimiz ürünlerin reklamlarını burnumuza dayıyorlar.

Veya, merak edeceğimiz haberleri, makaleleri, videoları önümüze diziyorlar.

Geçenlerde bir haber çıktı.

Facebook´un sohbet robotları İngilizceyi kendi aralarında farklı bir şekilde kullanmışlar.

Hatta, yerli otomobil toplantıları sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan´ı ziyaret eden Tesla´nın sahibi Musk ile Facebook´un kurucusu Zuckerberg, yapay zekanın haddini aşması konusunda ihtilafa düşmüş.

Sonunda Musk haklı çıkmış ve robotların fişi çekilmiş.

Demek ki, alet edevat kontrolden çıkabiliyor. Bizim kurguladığımız işlevlerin dışında, başka sonuçlara ulaşabiliyorlar.

Akıllı alet edevat, bizim üzerimizde de, öngörülemeyen değişiklikler yapabiliyor.

Zannediyorum, insanların parmakları, elleri, telefonun camına sürtünüp durmaktan dolayı değişecek.

?Parmak izi´ ileriki nesillerde silinir diye endişe ediyorum.

Belki o kadar olmaz, ama şu kadarı oluyor.

Mesela, navigasyonla bir yere giderken... Bir kadın, donuk sesiyle bize talimat veriyor.

?Hafifçe sağdan devam edin.?

?Sola dönün.?

?Tünele doğru hafifçe soldan devam edin.?

Telefonumuz bu talimatları verirken, dikkat ediyor musunuz, kendi aklımız devreden çıkıyor.

Veya tamamen devreden çıkmıyor da, aklımız telefona tabi oluyor.

O sırada evimizin önünden geçiyor olsak, evimizi tanımıyoruz.

İnisiyatif, telefona geçiyor.

Telefon bize bir şey demedikçe, sağa, sola dönmüyoruz. Yolun doğrusunu aslında biliyorsak bile, talimat bekliyoruz.

Ne var bunda? Diyeceksiniz. İşte, teknolojiden istifade ediyoruz.

Fakat, bu davranış modeli, siyasete, bürokrasiye, hatta sivil topluma sirayet ediyor.

Yöneticiler veya personel arasında, velev doğru olsun, yapmaları gereken herhangi bir işi talimatsız yapamayan bir zümre oluştu.

İlle bir talimat gelecek.

?Sola dönün. Sonra hafifçe sağdan devam edin.?

Bu zümrenin azaları sadece menfaatin söz konusu olduğu durumlarda inisiyatif kullanıyor.

Hatta sistem, Facebook´un sohbet robotlarının İngilizcede kaide üretmesine benzer bir şekilde, icabında yapay talimat üretebiliyor.

Yani, teknoloji acayip ilerliyor.

Biz de acayip ilerliyoruz.

Bakalım daha neler göreceğiz.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —