Tarih: 09.07.2018 09:15

Gündem sistem değişikliği? Almanya´dan birkaç örnek vereyim istedim?

Facebook Twitter Linked-in

Bugün önemli bir gün. Yeni sisteme geçildi ve bugün de Tayyip Erdoğan başkanlık sisteminin cumhurbaşkanı olarak yemin ederek resmi olarak göreve başlayacak. Ülkemiz ve dünya için hayırlı uğurlu olsun.

Sistem yenilenecek iyi güzel de, sistemi çalıştıracak olan insanlar. Zihniyet değişimi olmadan yeni sistem nasıl daha iyi olabilecek diye de endişelerim var.

Neden mi?

Dün meydana gelen acı tren kazası.

İsterseniz buradan başlayalım. Öncelikle kazada hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah´tan rahmet, ailelerine sabir diliyorum. Yaralanan vatandaşlarımız için de acil şifalar.

Bilmem, sizler de rayları gösteren karelere şahit oldunuz mu. Rayları taşıyan beton parçalar direk toprağın üzerine konulmuş ve yağan yağmurla kayan toprak, rayların dengesini bozarak trenin kaza yapmasına sebep olmuş.

Bununla ilgili Almanya´dan örnek vereyim.

Almanya´da engebeli arazi de olsa, böyle yerler, rayların sağına ve soluna en az dört metre mesafesinde düzleştirilir. Toprağın sıkılaştırılması için çalışma yapılır ve ayrıca toprağın dejenere olmaması için önce büyük taşlar ve sonra küçük taşlarla sabitlenir.

Kazanın meydana geldiği yerdeki gibi geçiştirilmiş bir ray sistemi göremezsiniz.

Bunları neden ayrıntılı aktardım.

Çünkü esas olan eski-yeni sistem değil. Asıl önemli olan sistemi çalıştıracak olan insanların zihniyeti.

Türkçe´de ?mantalite´ yazılışı doğru olanı sanırım. Evet doğru kelime ?mantalite´.

Nedir bu: ?Anlayış, düşünme yapısı, düşünüş biçimi.

İşte anlatmak istediğim tam da bu.

Hani kimilerinin ?gavur´ dediği insanlardan bahsediyorum.

Buradaki mantalite şöyle çalışır:

İşimizi en iyi şekilde yapalım. Eksiğimiz olmasın. Bir kere yapalım ama tam yapalım, sürekli tamirle zaman ve masraf olmasın. Döşenen rayların üzerinden yüzlerce tren geçecek ve bu trenler de ?CAN´ taşıyacak, bu yüzden çok daha dikkatli olmalıyız.

Yapımından sonra ?onay´ veren memurlar da, kimsenin gözünün yaşına bakmadan, kalite onayı verirler ya da vermezler. İşte burada da, şunun adamı-bunun adamı, diye bir durum söz konusu değildir.

Daha evvelki yazılarımda da ifade etmiştim: ?Herkes kendi işini en iyi şekilde yaparsa, müdahil olduğumuz sistem en güzel şekilde çalışır.

Toplumda iş sahibi insanların hepsi işine büyük önem verir ve en iyi şekilde yapmanın derdindedir.

Bundan dolayı da Almanya dünya savaşlarını yaşamış olmasına rağmen kalkınmayı sağlamış ve işleyen bir sistemi inşa etmiştir.

Gelelim diğer konuya.

KHK ile ihraç edilenler.

Gazetemizden de takip etmişsinizdir, eminim. Son KHK ile görevlerinden ihraç edilenler Pazar günü ilan edildi.

18 bin 632 kişi, 701 sayılı KHK ile görevlerinden uzaklaştırıldılar. Haberde aynı zamanda listenin linki de yayınlandı.

Ben de sabırla o linki açarak bütün listeyi inceledim. Bir saatimi aldı ama iyi oldu.

Neden biliyor musunuz?

Görevden atılan bu insanların ne kadar çok olduğunu daha iyi anlıyor insan ve ben de bir hayli hüzünlendim.

18 bin 632 kişinin eşi de var ve böylece sayı 37 bin küsur. En az iki çocuğu da varsa sayı 74 bine varıyor.

Bu rakam sadece son KHK ile görevden uzaklaştırılanlar.

Toplamda bu sayı yüzbinleri geçti.

Peki bu insanlar (masum çocuklar da dahil) nasıl hayatlarını idame ettirecekler?

OHAL sebebiyle sürekli örnek gösterilen Fransa´da acaba böyle KHK ile kaç yüzbin kişi görevden uzaklaştırıldı?

Başta Almanya´da ve kısmen de bütün Avrupa´da bu şekilde görevden KHK ile ihraç edilenleri bulamazsınız. Bu zaten mümkün değildir.

Olsa bile, hadi oldu diyelim.

Sistem, bu insanların hayatlarını idame ettirmeleri için sosyal yardımda bulunur. Suçlu olarak görülen insanlar sebebiyle eşleri ve çocukları da suçlu statüsüne sokulmazlar. Bu sebeple de insanlar devlete ve sisteme güven duyarlar. Bilirler ki; ?devlet ve sistem, benim başıma bir terslik geldiğinde benim yanımdadır´.

Aç kalmayacak, evimin kirasını karşılayacak, çocuklarımın eğitimini devam ettirebileceğim ve hayatta kalabileceğim kadar maddi yardımı bana sunar.

Bundan dolayı da, sistem çok önemlidir ve bu sistemi ayakta tutmak için var güçleriyle çalışırlar.

İnsanlar bilirler ki; Sistemleri işleten ve çalıştıran insanlardır. İnsanlar doğru ve dürüst olurlarsa, sistem de doğru ve dürüst olur.

Bilirler ki; en güzel sistem yoktur, en kötü sistem bile olsa, onu güzelleştirecek olan insandır ve kollektif bilinçtir.

Şunu aklımızdan çıkarmayalım derim: ?Toplumların ve ülkelerin kalkınmaları, gelişmeleri ve erdemli olmaları sistemleri değiştirmekle değil; sistemleri işletecek olan insanların zihinlerinin değiştirilmesi ile olmuştur ve böyle olmaya da devam edecektir´.

 

Sevgi ve Bilgiyle kalın




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —