FETÖ soruşturmaları kapsamında firari olan ve Fetullah Gülen’e en yakın isimlerden biri olan Osman Şimşek, katıldığı Youtube yayınında, Fethullah Gülen’in 15 Temmuz darbe girişimine nasıl ikna edildiğini örneklerle anlattı.
Şimşek, Bank Asya’nın kurucularından Cahit Değerli’nin işinsanı olan oğlu Mehmet Değerli’nin, 2014’ün sonunda cemaat yöneticisi Mustafa Özcan, TSK imamı Adil Öksüz ve Gülen’in sağ kolu Cevdet Türkyolu’nun desteğiyle Pensilvanya’daki kampa yerleştiğini, Değerli’nin o sırada Kara Kuvvetleri Komutanı olan Hulusi Akar’dan Gülen’e mektuplar ve mesajlar getirerek, darbeye hazır olduğu mesajı verdiğini anlattı.
Şimşek 2014’ün sonundan itibaren 1,5 yıl boyunca Pensilvanya’daki kampta kalan Değerli’nin Gülen’i nasıl kandırdığı üç örnekle anlattı:
“Bakın emin olun hocaefendi manipüle edilmedi ve edilemezdi de o kandırılamazdı diyenler onu en çok manipüle etmiş ve kandırmış insanlardır. O dedi biz de yaptık demek için kendi cürüm ve günahlarını örtmek için bu yalana başvuruyorlar. Yoksa neler olduğunu çok iyi biliyorlar.
O bir buçuk senede hoca efendi de biz de defalarca aldandık, kandık, göz göre göre tuzağa düştük. Hoca efendinin adalet ve demokrasi yörüngeli bir Türkiye için nasıl çırpındığına yeniden döneceğim ona zaman kalırsam. Ama önce nasıl kandığımıza ve kandırıldığımıza dair üç örnek dedim. O üç örneği anlatacağım. Vereceğim örnekler noktasına kadar gerçektir.
Eksi olabilir ama fazlası yoktur ve bu örnekler o dönemdeki kumpasların sadece onda biridir. Bir şey anlamanız için, anlaşılması için sadece misal veriyorum. Şimdi 2015’in başından itibaren de artık işte orada tamamen kalmaya da başlamıştı. Sürekli tarihler veriyor ve imalar yapıyor. Şu gün şöyle bir şey olacak.
“7 Haziran’da seçim olmayacak diyordu”
Bugün böyle bir şey olacak, şu gün bunu yapacak. Bu dedikleri olmayınca da ya bir hain vardı ondan dolayı işte deşifre oldu da yapamadı falan diyor veya ABD biraz daha bekleyin dedi. İşte İngiltere biraz daha bekleyin dedi falan gibi şeyler söylüyor. Mesela yedi Haziran seçimlerinde katiyen böyle bir seçim olmayacak diyordu böyle. Seçim anket yapmaya gerek yok. Paşa dedi ki işte neticeyi düşünmeye gerek yok. Seçim olmayacak. Seçimden önce ya da seçim günü tırnak içinde baba bir şey yapacak. Hayat. Baba o gün de uyuyakaldı ve seçim oldu. Değerli ekibi durumu düzeltecek başka bir yalan bulması gerekli. Vereceğim birinci misal bu.
“’Bu işin sonunda ölmek de olsa haramilere yeter diyeceğim’ dedi”
Şimdi bir gün Hulusi Akar’ın böyle kendisi için çok hayati ve şahsi bir mesaj gönderdiğini söyledi. Genelkurmay Başkanı olacağı günleri hemen öncesiydi. Diyor ki Hulusi Akar, hocam bu işin sonunda ölmek de olsa haramilere yeter diyeceğim. Eşim ve kızımı size ediyorum. Sizden başka güvenebileceğim kimse yok. Ne olacak yani? Eşini ve kızını Amerika’ya gönderiyor. Hoca efendi onlara baksın, korusun, kollasın diye. Hocaefendi gözyaşlarıyla böyle hani o andaki halini hatırlıyorum yani canı istense verecek bir heyecanla o hali gözlerinin önünde. Çok geçmeden Değerli geldi. İşte Akar’ın eşini kızını New York’ta karşıladım. Her şey bana emanet. Uygun zamanda ziyarete de gelecekler falan dedi.
Güzel bir apartman dairesi tuttuğunu, bütün ihtiyaçlarıyla ilgilendiğini, hatta kızının bir muayenehane açmak istediğini ve buna da yardım edeceğini belirtti. Bunun için de çok yüklü paralar aldı. Ara ara New York’a gidiyorum. Aileyle görüşeceğim deyip oradan Hoca Efendi’ye selamlar getiriyor. Tabi bunlar içinin içini yiyor.
Duydukça böyle. Yalan olduğuna inanıyorum. Güvenmiyorum. Teyit etmek için bir iki defa ona teklif ettim. Dedim ki seninle beraber biz de gelelim mi eşimle beraber?
Yani farklı bir sima oldu biz de konuşuruz falan veya onları alın bizim evde yemek yedirelim falan. Yok dedi. Bu tebliğe uygun değil. Yani başkasının görüşmesi uygun değil. Peki dedim yani olur.
Şimdi tam o günlerde Asrın Bey hoca efendi üst üste kabuslar görmeye başladı. Benim için önemliydi. Birkaç gün üst üste kalktı hoca efendi dedi ki, yatağımda kobra görüyorum dedi. Sürekli kalkıyorum, yatağımda kobra görüyorum. Kobrayla uyanıyorum. Kobra böyle bana hücum ediyor. Bunlar da belki beni o gün böyle yani bu işte bir şey var. İnancımı perçinledi yani. Çünkü hoca efendi üst üste üç gün, dört gün, beş gün kobra görüyorum, diyor. Şimdi bir gün yine Değerli geldi. Cevdet Bey’den para aldı. Dedi ki işte misafirleri akşam yemeğine götüreceğim. Güzel bir mekan ayarladım. Birkaç ihtiyaçlarını da karşılayacağım. Gitti.
O gece ben bütün gece yemin edebilirim belki beş saat, altı saat o zaman internet belki o kadar da gelişmişti değildi yani. Böyle oturdum haber aradın. O gece Hulusi Akar nerede? Acaba bir şey bulabilir miyim yani? Ve Allah’ın işi.
Ben sadece Allah’ın lütfu olarak görüyorum. Bir baktım Hulusi Akar o gece bütün ailesiyle eşi ve kızı da yanında olmakla beraber İstanbul’da bir kutlamada. Ya dedim acaba haber yanlış olabilir mi falan böyle. Tuttum tekrar başka haberlere baktım. Bir başka haber de aile fotoğrafı buldum.
Kokteylde o gece, tarihler tam o geceyi gösteriyor. Aile fotoğrafı buldum. Çok heyecanlandım tabi. Ama heyecanla bekledim. Ertesi gün Değerli geldi.
Dört gözle bekledim onu. Hemen görür görmez sordum ona. Hani dese ki gitmişler falan. Tamam yani. Görür görmez sordum.
Akşam yemek nasıl geçti dedim. Ballandıra ballandıra anlattı. Mekan şöyle güzeldi. Hulusi Akar’ın eşi şunu dedi. Kızı bunu dedi.
Çok mutlu oldular. Hocamıza çok minnettar olduklarını söylediler. Sevgi ve hürmetlerini ilettiler. Yani apaçık yalan söylüyor. Tabi bunu ilk fırsatta hemen gidip hocaefendiye hadiseyi anlattım.
O ilgili internet haberlerini falan gösterdim. Hocam siz geldi bugün söyledi. Dün akşam beraberiz dedi. Bakın başkasına da sorabilirsiniz. Haberin kötü haber burada.
İnternet sitesi burası. Tarih burada. Ama ne oldu biliyor musunuz? Onu kollayan insanlar kimlerin kolladığını ilk programda anlattım. Tekrar aynı şeyleri geçmeyeceğim.
Başka isimler sonra söyleyeceğim belki. Onu kollayan insanlar hemen aynı şeyi söylediler. Dediler hocam biraz paragöz. Yani hovarda ama hani Hulusi’nin konusunda söyledikleri doğru. Yani belki paraya ihtiyacı olmuştur falan.

