Eski Fransa Başbakanı Manuel Valls, işgal altındaki Kudüs’te yaptığı açıklamada “İsrail düşerse, biz de düşeriz” ifadesini kullanarak Fransa ve Avrupa’nın geleceğini İsrail’in desteklenmesine bağladı.
The Jerusalem Post’un haberine göre, eski Fransa Başbakanı Manuel Valls, perşembe günü işgal altındaki Kudüs’te yaptığı açıklamada, “İsrail düşerse, biz de düşeriz.” ifadesini kullandı.
Valls, dünyanın geleceğine ilişkin değerlendirmesinde, “İslamcılıkla mücadele”, “‘mollalar rejimi’ olarak tanımladığı İran’daki yönetim” ve bunun oluşturduğunu ileri sürdüğü riskler ile İran-Rusya ilişkilerinin, Fransa ve Avrupa’nın geleceği açısından belirleyici olduğunu savundu. Bu sürecin merkezinde, ‘İsrail toprakları’ olarak tanımladığı alanların bulunduğunu öne süren Valls, bu nedenle İsrail’in desteklenmesi gerektiğini dile getirdi.
İsrail ziyareti ve temaslar
Uzun süredir “İsrail ve Yahudi toplumu ile yakın ilişkileriyle” bilinen Valls’in, İsrail ziyareti kapsamında Knesset Başkanı Amir Ohana dahil çeşitli İsrailli yetkililerle görüştüğü aktarıldı.
Valls’in İsrail’e ilk ziyaretini 1982 yılında, 20 yaşındayken “Fransız Genç Sosyalistlerin” uluslararası sekreteri olarak gerçekleştirdiği, o tarihten bu yana ülkeye “birçok kez” geldiği kaydedildi.
Post’a konuşan Valls, Yahudi olmadığını ancak “çok uzun zamandır İsrail’in dostu” olduğunu söyledi. İsrail’e yönelik tutumunun, “sol siyasi geçmişiyle” bağlantılı olduğunu belirten Valls, “Fransa ile İsrail arasındaki ilişkilerin tarihsel olarak çoğu zaman sol siyaset üzerinden ilerlediğini” ifade etti. Bu kapsamda Golda Meir, Yitzhak Rabin, Şimon Peres, François Mitterrand ve Lionel Jospin gibi isimleri örnek gösterdi.
Antisemitizm tartışması
Valls, “antisemitizmle mücadelenin en etkili yolunun İsrail’i desteklemek olduğunu” ileri sürdü. Antisemitizmi, “Yahudilere yönelik nefret ile İsrail’e yönelik nefretin iç içe geçtiği bir olgu” olarak tanımladı.
Buna karşın, Fransa’daki bazı siyasi liderlerin çağdaş antisemitizmin niteliğini yanlış değerlendirdiğini ileri süren Valls, geçmişte yaşanan Dreyfus Davası, Nazi işgali dönemindeki iş birliği, Shoah ve Fransız Yahudilerinin sürgünü gibi tarihsel olguların hâlâ hatırlanması ve eğitim müfredatında yer alması gerektiğini söyledi.
Valls, günümüzde “Yahudilere yönelik nefreti İsrail’e yönelik tutumlarla ilişkilendirdiğini” belirterek, bu yaklaşımı paylaşmayan siyasetçilerle, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron dahil, görüş ayrılığı yaşadığını ifade etti.
Fransa’daki Müslüman nüfus içinde Yahudilere karşı düşmanca tutum sergileyen bir “azınlık” bulunduğunu iddia eden Valls, “İslamcılığın hem Yahudi toplumunu hem de Fransız Cumhuriyeti’ni tehdit ettiğini” iddia etti. Yahudi karşıtlarının çoğunluk olmadığını, ancak etkilerinin dikkate alınması gerektiğini savundu.
Fransız siyasetine yönelik eleştiriler
Valls, “aşırı sol parti” La France Insoumise’i, antisemitizmi siyasi çıkar amacıyla kullandığını ileri sürerek eleştirdi. Bu nedenle söz konusu partiyi, geçmişte antisemitizmle ilişkilendirilen Ulusal Birlik’ten daha sorunlu gördüğünü söyledi.
Kasım 2023’te antisemitizme karşı düzenlenen kitlesel gösteride aşırı solun yer almadığını, buna karşılık “aşırı sağın” katıldığını hatırlatan Valls, bu durumu Fransız siyasetinde “yeni bir kırılma” olarak nitelendirdi.

