Financial Times gazetesi, ABD Başkanı Donald Trump’ın, ikinci başkanlık döneminin ilk yılında İran’a yönelik dış politika hamlelerinin “yüksek riskli bir kumar” olduğunu yazdı. Gazeteye göre Trump’ın İran rejimini hedef alan stratejisi, yönetiminin dışişleri yaklaşımını daha sert ve müdahaleci bir çizgiye kaydırdı.
Analizde, İran rejiminin çökmesi ihtimalinin sadece yönetimin yıkılmasıyla sınırlı kalmayacağı; Tahran’ın uluslararası güçleri ve bölgesel müttefiklerinin sert bir misillemeye yönelebileceği vurgulandı. Bu durumun, bölgedeki güvenlik ortamını daha da kırılgan hale getirebileceği belirtildi.
Trump, Cumartesi günü İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in, ABD ve İsrail ortak harekâtı sırasında öldürüldüğünü duyurdu; İran devlet televizyonu bu haberi doğruladı. Trump, bunu Ortadoğu’da yeni bir dönemin başlangıcı ve İran halkının ülkesini “geri alma fırsatı” olarak nitelendirdi.
Financial Times’a göre Trump yönetimi İran’da olası bir rejim değişikliğini desteklemek istese de, ülkedeki muhalif grupların örgütsel gücünün zayıf olması ve merkezî liderlik boşluğu, karmaşık ve belirsiz bir süreç yaratabilir. Bu nedenle siyasi geçişin nasıl yönetileceği konusunda ciddi soru işaretleri bulunuyor.
Gazeteye konuşan eski bir ABD yetkilisi, İran’da kitlesel halk hareketlerinin rejimi devireceği beklentisinin gerçekçi olmadığını, sürecin “uzun, maliyetli ve karmaşık” olacağını vurguladı. Amerikan kamuoyunun bu tür bir sürece hazır olup olmadığı konusunda da şüpheler olduğunu ifade etti.
Analizde ayrıca Trump’ın bu dış politika yaklaşımının, 2003’teki Irak işgaliyle benzerlikler taşıdığına dikkat çekildi. O dönemde de hızlı bir rejim değişikliği hedefiyle girilen operasyon, beklenen istikrarı sağlayamamıştı. Trump’ın İran politikası ile bu miras arasındaki paralelliklerin, uluslararası gözlemciler tarafından yakından izlendiği belirtildi.

