Tarih: 16.02.2019 09:53

Fehmi KORU; Biri eski bagajları altında eziliyor, diğeri her seçimde kendini sıfırlıyor. Seçime Giderken CHP ile AK Parti?

Facebook Twitter Linked-in

Meslek basamaklarını muhabirlikten başlayıp en tepeye kadar bir zamanlar ?merkez´ denilen medyada teker teker atlayan bir dostum, önemli bir gazetenin başına getirildiğinde, bana, ?Bir-iki sorunum var, sonrasında bu gazetede birlikte olacağız? demişti.

Kendisine gazetesinin kimlik algısını hatırlatarak ?Beni bırak, sen orada o kimliği koruyarak başarılı olmaya bak? dediğimi hatırlıyorum.

O da hatırlıyordur.

/resimler/2019-2/16/0956369236919.jpg

Algılar dünyasında yaşıyoruz

Algıların gerçeklerden daha önemli olduğu bir dünyada yaşıyoruz. İnsanlar önlerine sunulanlar hakkında etraftan duyduklarıyla bir kanaat belirliyorlar ve o kanaati kolay kolay terk etmiyorlar. Taa ki, edindikleri kanaatin gerçeklere ters düştüğü kafalarına dank edene kadar?

Günün medya düzeni ve özellikle sosyal medya o kanaatin oluşmasında bayağı etkili.

?Başarılı´ görünen ne kadar politikacı varsa dünyada, aslında onların hepsi bu gerçeği anlamış ve algı yöntemini en çok kullanan kişiler?

Geçen gün bir İsviçreli gazeteciden öğrenerek, Amerikalı iki siyaset danışmanının ?algı´siyasetiyle önce kendi ülkelerinde, sonraları değişik Avrupa ülkelerinde gidişi değiştirmeyi başardıklarını burada yazdım. Okumanızı tavsiye ederim.

Macaristan´da, İsrail´de bu yöntemle iş başındaki politikacıları yerlerinde tutabilmişler?

Daha yakından, kendi ülkemizden tersinden bir örnek var: CHP? Algı dünyasında CHP´nin üzerine yapışanlar sandığı da etkiliyor. Sahil kentlerinde işe yarıyor yaramasına CHP ile ilgili algı, ancak ülkenin genelinde oylarının belli bir orandan yükseğe çıkmasını da engelliyor.

Bugünkü CHP´nin yalnızca yönetim kademesinde yer alanlar bakımından değil, temel felsefe açısından da 1930´lar ve 1980 öncesi CHP´si ile bir ilişkisi olduğu iddia edilemez; Kemal Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP, İsmet İnönü ve onun lideri olduğu CHP ile hiç benzeşmiyor. Ancak, genel algıda bugünkü CHP geçmişin CHP´sinin bütün günahlarının da sahibi?

Son ?domates-biber-patlıcan olayı´ sırasında da gördük; iktidar partisi CHP´yi 1980 öncesinin yoklukları ve kuyrukları ile vurdu. Hem de kurulan tanzim çadırları önünde bazı yerlerde kilometrelerce kuyrukların oluştuğu bir ortamda.

Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP hakkındaki ?algı´yı aşmak ve mümkünse değiştirmek için çaba sarf ediyor. Devlet Bahçeli?ye ve MHP´ye itirazlarını bir parti oluşturarak ilan etmiş İYİ Partikadrosu ve Saadet Partisi ile ?ittifak´ kurması CHP´nin, biraz da ?algı´ çemberini kırma çabasıyla izah edilebilir.

Yalnız o değil, klasik CHP´li denilemeyecek isimleri listelerinden Meclis´e taşımasını, bazı il ve ilçelerde de aynı yola başvurmasını da algı tazeleme amaçlı hamleler olarak görebiliriz.

İktidar partisi ise, CHP´nin aksine, ?algı´ seferberliği sayesinde neredeyse her seçimde oylarını artırmayı bildi, ?algı´ yıpranmasına rağmen iktidarını koruyabiliyor.

Her seçime geçmişinden üzerine yapışabilecek yanlışlıkları sıfırlayarak giriyor AK Parti. ?Her dem taze´ görünmek de ?algı´ yönetiminin bir parçası.

Bu yazı için bilgisayarın başına oturduğumda, önce AK Parti´nin fazla uzak olmayan geçmişinde katıldığı seçimler öncesinde ilan ettiği bazı belgelere göz attım.

Her seçimde değişen yaklaşım

Mesela 30 Eylül 2012 tarihi taşıyan ?Büyük Millet, Büyük Güç, Hedef 2023´ belgesi?

Daha girişinde şu satırlarla karşılaşılıyor:

?Muhafazakâr demokratlığa göre siyaset alanı uzlaşma kültürüne dayanır. Toplumsal alandaki farklılıkların siyasi alanda kendilerini dile getirmeleri ancak siyasi alanın uzlaşma temelinde kurulmasıyla mümkündür. Toplumsal ve kültürel çeşitlilikler demokratik çoğulculuğun üreteceği tolerans ve hoşgörü zemininde siyasete bir renklilik olarak katılmalıdır. Katılımcı demokrasi de kendisini bu farklılıklara temsil imkânı sağlayarak ve siyasi sürece katarak geliştirir. // Sınırlandırılmış ve tanımlanmış bir siyasi iktidardan yana olan muhafazakâr demokratlık, totaliter ve otoriter anlayışları demokratik siyasetin düşmanı olarak görür.?

Göründüğü kadarıyla, ?muhafazakar demokrat´ sıfatını artık eskisi kadar vurgulamıyor AK Parti ve yukarıdaki satırlara yansıyan görüşleri de tadil etmiş durumda.

O kadar uzağı bir tarafa bırakalım. ?Yeni Türkiye Sözleşmesi´ başlığını taşıyan belge 15 Nisan 2015 tarihli. Bir tür taahhütname bu.

Sözleşmenin topluma söz veren maddelerinden bir-ikisini okuyalım:

?26: Her özgürlük bir sorumluluk getirir. Basın ve ifade özgürlüğü özel hayata saygılı basın ahlakını, girişim özgürlüğü meşru ve vergilendirilmiş kazanç anlayışını, inanç özgürlüğü diğer inançlara saygıyı gerektirir.? 29: ?Güvenlik adına özgürlüklerin kısıtlanmasının insan onurunu yok eden dikta rejimlerine, özgürlük adına güvenliğin ihmal edilmesinin ise kaosa ve iç çatışmalara yol açtığı gerçeğinden hareketle, özgürlük-güvenlik dengesini ve uyumunu siyasal meşruiyetin temeli olarak görüyoruz.?

Yaklaşık bir ay sonra yapılacak seçimler öncesinde açıklanan ?Gönül Belediyeciliği Manifestosu´nun üslubu öncekilerden farklı:

?Seçim yarışının iftira, yalan, hakaret, husumet değil; plan, proje, hizmet etrafında şekillenmesi en büyük temennimizdir. // Darbe çığırtkanlığı yapan, asmayı, kesmeyi, zehirlemeyi, sürmeyi hesap eden anti-demokratik siyaset anlayışının dönemi, inşallah 31 Mart´ta tamamen kapanacaktır. // Türkiye´nin, tehdit siyasetine değil hizmet siyasetine ihtiyacı vardır.?

Gördüğünüz gibi, sadece yayımlandığı güne özel olarak hazırlanmış ve bu sebeple de herbiri ayrı telden çalan beyannameler bunlar.

Algıların belirlediği günümüz ortamında CHP eski dönemiyle özdeşleştiriliyor ve o algı yüzünden kaybediyor, AK Parti ise her seçime yeni bir algı ile girerek kazanıyor?

İyi de, görevini ?AK Parti´yi her halükarda savunmak? olarak belirlediğini belli eden kalemlerin destek verdikleri partinin oylarını yüzde 30´larda görmeleri ve bundan kaynaklanan telaşları neden?

?Algı yönetimi´ yüzünden olabilir mi?

????




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —