Ey İman edenler, ey Müslümanlar; trafik kurallarına uyunuz?

Sinan ESKİCİOĞLU

Ey İman edenler, ey Müslümanlar; trafik kurallarına uyunuz?

?Ey İman edenler´ ya da ?Ey Müslümanlar´ diye başlayan bir ayet, bir hadis olsaydı; acaba İslam ülkelerinde trafik nasıl olurdu? 

Kimine göre belki çok düzgün olurdu, kimine göre de hiç farkı olmazdı. 

Tecrübe sahibi büyüklerimiz anlatırlar ki, ülkemiz diğer İslam ülkelerine nazaran çok daha iyiymiş. Diğer Müslüman beldelerde kırmızı ışıklarda kimi zaman durulmazmış bile. Gerçi ülkemizde de durulmuyor ki, bazı şehirlerde trafik lambalarını caddenin ortasına kadar uzatma ihtiyacı duymuşlar. 

Trafik sorunu, doğu ülkelerinin bir problemi mi diye düşünmeden de edemiyorum. Sorunun kaynağı doğulu olmak mı, çok akıllı olup ?trafiğin kurallarını ben koyarım´ düşüncesi mi, yoksa toplumsal alanda ?insan insanın kurdudur´ düşüncesi ile salt egoizm içeren kapitalist yaklaşım mı? 

Kaynağı ne olursa olsun, gerçek şu ki, trafik sorunumuz var. 

Eskiden yollar azdı, şimdi daha fazla ve hatta duble yollarla donatılan bir ülkede yaşıyoruz. Eskiden bu kadar yeni ve modern araçlarımız yoktu, şimdi var. 

Ama geçen zamanda trafik adına sanki değişen bir şey yok. 

Maddi gelişme ve ilerleme kadar, onun alt yapısı olan zihinsel, psikolojik ve kollektif bilinç yeterli seviyeye ulaşmamış gibi geliyor bana. 

Camilerde bile trafik kurallarına uyulmasının önemi anlatılıyor. 

Acaba diyorum bu uyarılar anlaşılmıyor mı? 

?Trafik kurallarına uyun´ ibaresi çok mu muğlak kalıyor. Hani bazı ayetler vardır ya, anlamı kapalıdır da açılması gerekir (Müteşabih), sanki bu ibare de öyle gibi mi?

Trafik kurallarının daha mı fazla tefsirlerinin yapılması gerekiyor? 

Neden dini tabirlerle ve dini alt yapıyla yaklaşıyorum? 

Müslüman bir ülkedeyiz. Trafik, kamuyu ilgilendiren bir konu, yani İslam´ın toplumsal alanda hakları ve görevleri barındırdığına inanıyoruz. 

Sonuçta çok garip bir trafik anlayışını yaşıyoruz.

Nasıl mı? 

Düzensizlik içinde düzen. 

İnsanlarımız düzensizlik içinde bir düzen tutturmuşlar ve trafik bu düzensizlik içinde garip bir düzenle işliyor. 

Düzen fikriyle bakınca şunu görüyorsunuz: ?Bu duruma göre, gene de az kaza oluyor ve az insan can veriyor´. 

Örnek verelim: ?Hatalı sollama yapmayın´. 

Ülkemizde trafik sağdan akıyor. Yani İngiltere gibi değil. Peki bu durumda nasıl bir trafik seyri olmalıdır? (Normal şartlarda) 

Trafikte araçlar sağ merkezli ilerlerler. Başka aracı geçmek isteyen sollama yapar ve bu yüzden ?hatalı sollama´ deriz. 

Ancak ülkemizde trafik İngiltere´de olduğu gibi sanki soldan akıyor. Trafikte olan kişiler ısrarla solda gitmek istiyorlar. Aracı yavaş giden de, hızlı giden de şeridin solunda kalıyor. 

Bu durumda hızı fazla olan araçlar ilerlemek için sağdan geçmek zorunda kalıyorlar. Bu garip sistem bütün katılımcılar tarafından kabullenilmiş. Hal böyle olunca, her birey kendi kafasına göre hareket ediyor ve düzensizlik içinde bir düzen oluşuyor. 

Eğer siz normal şartları düşünüp kurallara uyduğunuzda hata etmiş oluyorsunuz. 

Tekrar başa geliyorum: İslam, inananların özel hayatlarında ve birlikte yaşadıkları toplumsal hayatta sınırlar ve ölçüler getiren bir din ise; Müslümanların da bunları hayata geçirmeleri gerekir. 

Trafik de toplumsal alan olduğuna göre Müslümanların bu alanda düzeni tesis etmeleri gerekir, kanaatindeyim. 

Kişiselleştirilmiş İslam sisteminde, kendi hayatınız olduğu için ?içtihat´ yaparak, kararlarınızı uygulayabilirsiniz, çünkü sizin hayatınızdır.

Trafiğe çıktığınızda kurallara uymayarak ?içtihat´ yapıp kararlar alamazsınız, çünkü bu alan kamuya aittir ve kamusal alandır. Kamu alanında ?kul hakkı´ vardır. 

Kul hakkına girmeyi istemiyorsak, trafikte hukuka ve kurallara riayet etmek dini vecibelerden sayılmalı mıdır?

Sevgi ve Bilgiyle kalın