Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

'Evlilik kurumunun çökmesi, kadına biçilen rolün değişmesiyle doğrudan ilgilidir'

Siyaset Bilimci Dr. Nurettin Kalkan, evlilik oranlarının düşüp boşanma oranlarının artmasının arka planı ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Siyaset Bilimci Dr. Nurettin Kalkan, evlilik oranlarının düşüp boşanma oranlarının artmasının arka planı ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Kalkan, sosyal medya hesabından esas nedenin ekonomi değil, değişen sosyoloji olduğuna dikkat çekti:

''Evlilik kurumu çoktan çöktü. Bu enkazın asıl müsebbibi ise sanıldığı gibi sadece ekonomi değil, kökten değişen sosyoloji.

Eskiden evlilik; kadın için bir liman, erkek içinse gündelik hayatın yükünden arındığı bir konfor alanı demekti. Ne var ki, bu denklem bozuldu.

Kadının ekonomik özgürlüğünü kazanıp kendi ayakları üzerinde durmasıyla birlikte, evlilik kadınlar için bir kurtuluş ihtimali olmaktan çıkıp omuzlarında ağırlaşan bir esarete dönüştü. Bu yeni düzende kadın, erkeğin atalarından miras kalan o "geleneksel ev konforu" rüyasını gerçeğe dönüştüremiyor. Esasen bu durum, kadın namına bir eksilik de değil, aksine, hayatın müşterek yükü altında ezilmeye karşı gösterilen haklı bir isyan. Zira ev dışındaki iş hayatı, kadını da aynı amansızlıkla hırpalıyor. Öte yandan, artık kadın, dış dünyanın sunduğu o çok renkli cazibenin ve başarı tutkusunun sadece uzaktan seyircisi değil, asli ortağı. Kariyer ve statü mücadelesi onun da varoluşsal bir parçası.

Yani insanlar artık bir elmanın iki yarısı olmak istemiyor; herkes tek başına tam ve müstakil bir elma olduğunu ispatlama derdinde...

Dahası şehirleşme ve dijitalleşmeden beslenen bireycilik, insanlara zahmetsiz ve geniş bir özgürlük alanı içerisinde evliliğe alternatif sayısız seçenek sunuyor. Herkesin tek başına bir kale olabildiği bu vasatta da hâliyle evlilik sürdürülebilir bir ortaklıktan ziyade tadımlık/keyfe keder bir deneyime dönüşüyor.

Son olarak evlilik kurumu ancak çocuk, miras, ekonomik dayanışma ve ortak gelecek inşası gibi somut unsurlar/ihtiyaçlar üzerine yükseldiğinde ayakta kalabilir. Oysa günümüz evlilikleri rasyonel bir ortaklıktan ziyade tamamen süper-duygusal bir motivasyonun üzerine inşa ediliyor. Nihayetinde bu mevsimlik heveslerle çatılan evlilikler, hayatın ilk sillesinde ya yerle bir oluyor ya da telafi edilmesi muhal darbeler alıyor.

Hülasa mevcut değer yargıları ve bu amorf kültürel düzlem içerisinde evlilik kurumunu ayakta tutabilmek imkansıza yakın bir uğraş.

Peyami Safa'nın sorusuyla bitirelim: "Şuhluk ve zerafet arayana mezbahada vazife teklif olunabilir mi?"



Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir


YAZARLAR

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

HABERLER