Tarih: 17.06.2019 14:27

Etnik azınlıklar ülkenin dört bir yanında her zamankinden daha fazla şiddete maruz kalıyor ve hepsi Brexit yüzünden

Facebook Twitter Linked-in

Daniel İzzeddin´in fotoğrafları, onu 17 yaşında, taze yüzlü, neşeli ve sıcak bir gülümsemeyle gösteriyor. Ebeveynleri Lübnanlı, fakat Daniel okulu henüz bitirdiği Almanya´da büyüdü. Mezuniyet kutlaması için öğretmenleri tarafından gezi için getirildiği Canterbury´de, gençlerden oluşan bir çetenin, yerel halkın ırkçı bir saldırı olduğuna kanaat getirdiği saldırısına uğradı ve öldüresiye dövüldü.

Saldırı 6 Haziran akşamı saat 18.00´de, Canterbury Katedrali´nin yaklaşık 250 yard (230 metre) ötesinde, şehir merkezindeki Rose Yolu´nda gerçekleşti. Çok sayıda saldırgan Daniel´ı acımasız biçimde defalarca darp ettikten sonra, neredeyse ölmek üzereyken bırakıp gitti. Londra´da bir hastaneye helikopterle yetiştirilen ve doktorların ilk başta, yaşama şansının sadece yüzde 30 olduğunu söylediği Daniel hala komada. 6´sı genç, 7 kişi gözaltına alındı ancak hiçbiri suçlanmadı.

Aile, 30 yıldır Almanya´da yaşamasına karşın Alman vatandaşı değil. Bu yüzden evlatlarını görmek için İngiltere vizesi almakta ilk başta zorluk yaşadı. Daniel´ın 5 kardeşinden biri olan Bassam "Küçük kardeşim, tekrar ayağa kalkabilmen için dua ediyor ve sana merhamet göstermesi için Allah´a yalvarıyorum" diye yazıyor, ?ölümü haketmiyorsun!?

Canterbury´de yaşıyorum ve Daniel´ın saldırıya uğradığı, Tesco, Marks and Spencer ve HSBC yakınındaki noktadan sıklıkla geçiyorum. Ne yaşandığına dair ayrıntılar çok az çünkü polis bildiklerini açıklamıyor ve Daniel komada. Ancak çetenin, Canterbury´nin bu sıklıkla ziyaret edilen bölgesindeki tüm yayalar içinde Lübnanlı bir Müslüman´ı hedef olarak seçtiği anlaşılıyor.

Saldırı, Dane John adında, son yıllarda uyuşturucu satıcısı çetelerin mekanı olarak ün salmış küçük bir parkın yakınında gerçekleşti. Genç bir adama söz konusu parkta gece yürüyüp yürümediğini sordum. Bana "O parkta gündüzleri dahi yürümeyi sevmiyorum" dedi. Parktaki çetelerin çoğu zaman kendilerine bir kurban aradığını ve bir Müslüman´ı veya kendilerinden farklı herhangi birini kolaylıkla hedef alabileceklerini söyledi. Çarşamba günü şehirde geniş katılımlı ırkçılık karşıtı bir gösteri gerçekleşti.

Daniel İzzeddin´in kaderi, Brexit sonrası İngiltere´nin daha ırkçı bir ülke olduğunun kanıtı. Michael Gove gibi Brexit taraftarı siyasetçiler bunu inkar etse de, Opinium tarafından gerçekleştirilen bir anket, etnik azınlıklar tarafından bildirilen aleni etnik tacizlerin ve ayrımcılığın 2016 başlarında yüzde 64 iken bugün yüzde 76´ya ulaştığını ortaya koyuyor.

Ancak bu, gördüğümüz en kötü değişimi olduğundan hafif gösteriyor. Brexit oylaması, İngiliz milli kimliğini ve kimin İngiliz olup kimin olmadığı sorularını -bu mesele gün geçtikçe, Britanyalı olmaktan da ayrışıyor- siyasi gündemin en tepesine taşıdı. Üstelik bu durum sona ermiyor. Herhangi biri bunu Canterbury´de, yani normalde liberal ve hoşgörülü olan, çok sayıda yabancı ziyaretçi ve öğrenciye alışkın şehirde gözlemlemleyebilir.

Ancak 2016´dan bu yana güçlü ırkçı ifadeler çok daha yaygın hale geldi. Referandumdan kısa bir süre sonra, Canterbury Katedrali´ndeki bir güvenlik görevlisine yol tarifi soran Arjantinli bir kadın "Dover şu tarafta, aşkım" cevabını aldı. (ÇN:Dover, İngiltere´nin en güneyinde, Fransa´ya giden tünelin yer aldığı şehir) Daha yakın zamanda, caddede yaşayan bir evsiz de arkadaşıma şöyle dedi: Yakında göçmenler gidecek ve ben de iş bulabileceğim.

Kaynak. independentturkish.com




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —