Eski Google CEO'su Schmidt: Yapay zeka, nükleer silahlar kadar güçlü

Eric Schmidt, gelecekte yapay zekalarla ilgili devletlerarası anlaşmalar gerekebileceğini söyledi

Eski Google CEO

Eski Google CEO'su Eric Schmidt, yapay zekanın nükleer silahlar kadar güçlü olduğunu söyledi.

Schmidt, ABD'nin Colorado eyaletinde düzenlenen Aspen Güvenlik Forumu'nda 22 Temmuz'da yaptığı konuşmada, devletler arasında yapay zeka alanında, geçmişte nükleer silahlarla ilgili anlaşmalara benzer anlaşmalar yapılabileceğini belirtti.

67 yaşındaki yazılım mühendisi, "1950'lerde ve 60'larda, nükleer silah testleriyle ilgili 'sürprize yer yok' kuralıyla bir dünya kurmayı başardık ve testler de nihayetinde yasaklandı. Şimdi bir ülke test için füze fırlatmak istediğinde diğerlerine haber veriyor. Diğer ülkeler de füze savunma sistemlerini kullanarak test edilen füzeyi takip ediyor ve böylece sistemlerini buna göre eğitebiliyor. Bu 'sürprize yer yok' kuralı, karşılıklı güven ya da güvensizlik dengesi meselesi" ifadelerini kullandı.

Schmidt, gelecekte ABD ve Çin arasında yapay zeka konusunda karşılıklı caydırma anlaşmalarının yapılabileceğini savundu.

Mühendis, "ABD'nin Çin'i yozlaşmış komünistler olarak gördüğünü, Çin'in de ABD'nin başarısız olduğunu düşündüğünü" söyleyerek, bu tutumun ileride bir açmaza neden olabileceğini iddia etti.

2001 ila 2011'de Google'ı yöneten Schmidt, bu açmazda her iki devletin birbirine karşı şüpheli ve güvensiz tutumunun artacağını ve karşılıklı olarak silahlandıklarını düşünebileceğini savundu.

Schmidt, nükleer silahlarla ilgili "sürprize yer bırakmayan" karşılıklı caydırıcılığın gelecekte yapay zeka için de oluşturulabileceğini savunarak, "Şu anda kimse bununla ilgili çalışmıyor fakat yapay zeka buna yol açacak kadar güçlü" dedi.

Soğuk Savaş döneminde ön plana çıkan "nükleer caydırıcılık", nükleer silahlara sahip bir devletin, sürpriz bir saldırıyla yok edilmemek için düşmanını caydırmaya çalıştığı askeri bir doktrindi. Devletlerin büyük yıkımla sonuçlanabilecek saldırılar gerçekleştirilmemesi için karşılıklı farklı caydırma politikaları geliştirmesi, bu doktrinin temel amaçlarından biriydi.

Nükleer caydırıcılık, ABD'nin II. Dünya Savaşı'nda 6 Ağustos 1945'te Hiroşima'ya, üç gün sonra da Nagasaki'ye atom bombası saldırısı düzenlemesiyle önem kazanmıştı.

 

Kaynak: İndependent Türkçe