Tarih: 23.10.2018 14:19

ERDOĞAN´DAN İTTİFAK AÇIKLAMASI: HERKES KENDİ YOLUNA

Facebook Twitter Linked-in

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan AK Parti Grup Toplantısı´nda konuşma yaptı. 

Grrup konuşması sonrası Bahçeli´nin ittifak çıkşına cevap veren Erdoğan ittifakın yerelde bozulduğunu Cumhur İttifakı´nın devam ettiğini söyledi.

CUMHUR İTTİFAKINA DEVAM

Erdoğan şunları söyledi;

MHP yerel seçimlerde kendi adaylarıyla devam edecek biz de kendi adaylarımızla yerel seçimlerde meydanlarda olacağız. Cumhur ittifakının devamından yanayız. Cumhur ittifakına herhangi bir leke gelsin asla istemeyiz çünkü cumhurun ittifakı demek milletimizin aynı değerlere inanan ittifakı demek.

Cemal Kaşıkçı cinayeti ve MHP ile ittifak ana başlıkları altında önemli açıklamalar yapan Erdoğan´ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

Grup toplantımızın partimiz ve ülkemiz için hayırlara vesile olmasını rabbimden niyaz ediyorum.

Çok güzel bir Moldova ziyaretimiz oldu. Çok verimli görüşmeler gerçekleştirdik. Bu ülkenin ayrılmaz bir parçası olarak gördüğümüz gök oğuz yerinde de soydaşlarımızla hasret giderdik. Bir çok eserin de orada açılışını yaptık, bu eserleri biz yaptık ve Türk milleti adına oradaki soydaşlarına bunlar hediyeydi.

Macaristan´da da Gülbaba Türbesi´nin restorasyonu çalışmalarını yaparak eseri çok farklı bir noktalaya taşıdık.

Gönül sınırlarımız içindeki dostlarımızla olan ilişkilerimizi asırlar sonrası tekrar olması gereken düzeye çıkarıyoruz.

İzmir´de açılışını yaptığımız Star Rafinerisi´nin hayırlı olmasını diliyorum. Bu Azerbaycan´ın aslında bütünüyle ele aldığımızda Türkiye´de yapmış olduğu 10 milyar dolarlık bir yatırımıdır.

En büyük petrol tesislerinden biri olarak faaliyet gösterecek bu tesisle cari açığımızı da 1 buçuk milyar dolar azalıyoruz. Bu yatırımın hayata geçirilmesi konusunda dostum sayın Aliyev´e bir kez daha şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum.

CEMAL KAŞIKÇI AÇIKLAMASI

Suudi Arabistan´ın Başkonsolosluğu´nda öldürüldüğü kesinleşen Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili kapsamlı bir değerlendirme yapmak istiyorum.  Cemal Kaşıkçı ilk olarak 28 Eylül Cuma günü konsolosluğa gidiyor. Bu ziyaretin cinayeti planlayan ekibe haber verildiği anlaşılıyor. Bir planlama ve yol haritası burada çalışmaya başlıyor. Konsolosluk görevlilerinden bazılarının ülkelerine gitmeleri hazırlık çalışmalarının orada yapıldığına işaret ediyor.

YALOVA VE BELGRAD ORMANI´NDA KEŞİF YAPMIŞLAR

1 Ekim´de 16.30´da 3 kişilik bir ekip İstanbul´a geliyor. Başkonsolosluktan başka bir ekip de Belgrad Ormanı ve Yalova´da keşif çalışması yapıyor. Üçüncü ekip de İstanbul´a tarifeli ekip geliyor. Aralarında generallerin olduğu diğer kip özel uçakla İstanbul´a geliyor. Toplam 15 kişişik ekip Başkonsoloslukta buluşuyor. Konsolosluk kamerasındaki hard disk sökülüyor.

KAŞIKÇI´NIN KIYAFETLERİNİ GİYEN KİŞİ SUUDİ ARABİSTAN´A GİTTİ

Kaşıkçı konsolosluğa girdikten sonra bir daha kendisinden haber alınamıyor. Nişanlısı yetkili makamlarımıza başvuru yapıyor. Emniyet müdürlüğü tahkikat başlatıyor. Kameranın incelenmesi sonucunda Kaşıkçı´nın konsolosluktan çıkmadığı tespit ediliyor. Diplomatik dokunulmazlığı olduğu için ilk etapta fiili bir işlem yapılamıyor. Emniyet ve istihbarat inceleme yaparken İstanbul Başsavcılığı da soruşturma açıyor. İlginç bilgilere ulaşılıyor. Cinayetin arifesinden başlayarak 15 Suudi istihbarat, güvenlik ve adli tıpçının ülkemize geldiği görülüyor. Kıayfeti gözlüğü sakalıyla Cemal Kaşıkçı´ya benzetilmeye çalışan kişinin de akşam Riyad´a hareket ettiği görülüyor. Suudi Arabistan Kaşıkçı´nın öldürüldüğü iddialarını reddediyor. Başkonsolos 6 Ekim´de Reuters muhabirini içeriyle davet ederek dolapları açarak lakayık bir havada kendini savunmaya çalışıyor."

Suudi Arabistan´dan ülkemize 11 Ekim´de gelen heyet çeşitli temaslar gerçekleştirdi. Suudi yetkililer olay gündemde tutulunca binanın aranmasına izin vereceklerini açıkladık. Bu olay İstanbul´da cereyan ediyor, biz sorumluluk makamındayız. Bunu sorgulamak hakkımızdır. Sisi bulutu yavaş yavaş ortadan kalkmaya başladıkça diğer ülkeler de harekete geçtiler. Biz de sessiz kalmayacağımızı ifade ettik. Suudi Arabistan Kralı ile yaptığımız ilk görüşmede meseleyi anlattım. Bu görüşmede olayı araştırmak üzere kendisinin daha önce gönderdiği heyetle yaptığım görüşmeyi ve ortak çalışma grubu oluşturma konusundaki kararımızı ifade ettik ve mutabık kaldık. Kralın talimatı üzerine binaya giren ekipler incelemeler yaptı. Başkonsolos böyle bir şeye müsaade etmediği gibi gelen heyete ben bu başkonsolosun yetersizliği ile alakalı şeyler söyledim. Bunu neticesinde konuşmamızdan bir gün sonra görevinden alındı, ülkesine döndü. 18 Ekim´de bir kez daha başkonsolosluk binasında inceleme yapıldı. Yani 17 gün sonra Suudi Arabistan yönetimi Kaşıkçı´nın binada öldürüldüğünü kabul etti. Kaşıkçı´nın arbede sırasında öldüğü söylendi. 

Aynı gün Kral ile bir görüşme daha gerçekleştirdik. Olaya karıştığı belirtilen 18 kişinin tutuklandığını ifade etti. Ülkemize verilen listedeki isimlerin, olaya karışan isimlerle aynı oldukları tespit edildi. Bu gelişmeler cinayetin kabul edilmesi bakımından önemlidir. Bu cinayet Suudi Arabistan toprağı sayılan konsolosluk binasında işlenmiş olabilir ama burası Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisindedir. Viyana Sözleşmesi böyle bir cinayetin diplomatik dokunulmazlık zırhıyla korunmasına izin vermez. Şu ana kadar ortaya çıkan deliller Kaşıkçı´nın vahşi bir cinayete kurban gittiğini gösteriyor. Gizli kalması  insalık vicdanını yaralayacaktır. Suudi Arabistan yönetimi cinayeti kabul ederek önemli bir adım atmıştır.

Bundan sonra tüm sorumluları açık bir şekilde ortaya çıkararak hukuk önünde cezaya çarptırmalarını bekliyoruz. Cinayetin anlık değil planlı olduğuna yönelik emareler var. Bu 15 kişi cinayet günü neden İstanbul´da toplanmıştır. Bu kişiler kimden emir alarak oraya gelmiştir, başkonsolosluk binası neden hemen değil de neden günler sonra incelemeye açılmıştır, cinayet ortadayken onca tutarsız açıklama neden yapılmıştır, ceset neden hala ortada yok, cesedin yerli işbirlikçiye verildiği ifadesi doğruysa bu yerli işbirlikçi kimdir? Sıradan bir kişi bahsetmiyor bundan. Bu yerki işbirlikçiyi açıklamaya mecbursun. Kimse sorular cevaplanmadan meselenin kapatılacağını aklından geçirmesin. Güvenlik birimlerinin elindeki bilgiler hadisenin planlı olduğuna işaret ediyor. Böyle bir meseleyi, birkaç güvenlik ve istihbarat elemanının üzerine yıkmak kamuoyunu tatmin etmez. Kral Selman´ın samimiyetinden şüphe duymuyorum. Türkiye olarak meselenin sonuna kadar takipçisi olacağız. Bugün buradan bir çağrı yapıyorum; çağrım Kral ve üst yönetime... Olayın cereyan ettiği yer İstanbul´dur. 18 tutuklunun yargılanmasının İstanbul´da yapılmasını teklif ediyorum."

İTTİFAK TARTIŞMALARI

Gündemdeki bir diğer konu af ve and tartışmaları arasında gerçekeleşen hadiselerdir. Türkiye 15 Temmuz ile birlikte pek çok konuda olduğu gibi siyasi işbirliklerine girildi. Bu işbirliğinin çok katkısı olmuştur. Çok verimli bir ittifak örneği sergiledik. Parti yönetimleri olarak milletimizin sesine kulak verdik. Yeni yönetim sisteminin inşası gibi temel konularda ittifak içinde olmak her konuda aynı çizgiyi takip etmesini gerektirmiyor. AK Parti ve MHP ayrı partilerdir. Farklı düşündüğümüz konularda herbirimiz kendi yolumuzu takip ederiz. MHP ile af, and, emeklilik konusunda farklı düşündüğümüz görülüyor. Biz bu farkları yapıcı bir dille ifade etmeye çalıştık. Politikalarımızı sonuna kadar savunuruz ama kimseye saygısızlık etmeyi aklımızdan geçirmeyiz. Bizim siyaset tarzımızda da böyle bir uslüp yoktur. Af meselesi gündeme geldiğinde arkadaşlarıma talimat verdim. Böyle bir düzenlemenin milletin vicdanını rahatsız edeceğini gösterdi. Teklife sıcak bakmadığımızı anlatmaya çalıştık. Temel ilke devlet kendisine karşı işlenen suçları af yetkisine sahip olabilir ama kişiye karşı işlenen suçları af yetkisine sahip değildir.

Bir defa şunu çok iyi anlamamız gerekiyor. Eğer adalet mülkün esasıysa o zaman biz bu mülkü ayakta tutmak için adil savranmaya mecburuz. Kalkıpta uyuşturuc baronlarıyla torbacılık yapanları bir araya getirmek ayrı ayrı değerlendirmek bunu anlamak mümkün değil. Biz baronlarla da torbacılarla da içenlerle de mücadele ediyoruz. Hiçbir dönemde  uyuşturucuyla mücadelede bizim iktidarımız döneminde olduğu kadar yoğun bir mücadele verilmemiştir. Şu anda 50 binin üzerinde uyuşturucu mahkumu var. Allah aşkına bunlara kader mahkumu diyebilir miyiz? Efendim neymiş aldatılmış. Ne demek aldatılmış. Bu çocuk mu? Bunlara mı kader mahkumu diyeceğiz. Katillere mi kader mahkumu diyeceğiz. Hırsızlık, bunları yapanlara mı diyeceğiz. Cezaevinden çıkarıyorsunuz daha fazla hırsızlık yapmaya devam ediyor. Biz  devlete karşı işlenmiş suçlarda ne yapılması gerekiyorsa yaparız. Biz devlet olarak bir katili affettiğimiz zaman maktulün ailesini bunu nasıl anlatacağız? Aynı şekilde emeklilikte yaşa takılanlar diye ifade edilen meselede ülkemizin kaldıramayacağı bir yükün fotoğrafı çıktı. Bunun kararını Meclis verecektir. Bizim kimseyi ne kurum ne de isim olarak hedef almamız söz konusun değildir. Sosyal medyadaki açıklamaların yanlış anlamadan kaynaklandığını düşünüyor ve üzülüyorum."

´İSTİKLAL MARŞI´NIN ÜSTÜNE AND TANIMIYORUZ´

Andımız konusunda Türkiye´yi haketmediği bir tartışmaya sürükleyen bu karar bazı hastalıkların hala yaşadığını gösteriyor. Andın ilk halini, Türk Ocaklarını kapatmasıyla, üniversiteleri perişan etmesiyle bilinen tıp doktoru Reşit Galip yazmıştır. İnsanları kafataslarına göre sınıflandıran çalışmaları destekleyen bu kişi aynı zamanda Türkçe ezan zulmünün de mimarıdır. Bize göre milletimizin en büyük ve en etkili andı İstiklal Marşımızdır. İstiklal Marşımız dışında bir ant tanımıyoruz, tanımayacağız. Türküm... Türküm ben. Ama şunu söyleyeyim ben Türkçü değilim. O başka bir şey bu başka bir şey. Irkçılık bizim dinimizde yasaklanmıştır, yok. Her etnik unsur, kendi etnik unsuruyla iftihar edebilir. Ama cılık cılık etmez, mesele bu. Sizin Türkçülük yapma hakkınız var o zaman benim Kürt vatandaşımızın Kürtçülük yapma hakkı doğar. Türkiye Cumhuriyeti devleti 81 milyonun devleti olduğunu göre sembolik unsurlarımızın hepimizi kucaklaması gerekir. Ortaya koyduğumuz fotoğrafta tep tipçi bir rejim özentisinin çocuklarımıza her sabah  okutulmasında fayda var mıdır? 

BAHÇELİ´YE CEVAP. YOL ARKADAŞIMI FEDA EDEMEM

Ben ayrımcı değilim diyeceksin, yıllarca bakanlık yapmış arkadaşımıza bir taraftan hakaret bir taraftan tehdit savuracaksın. Benim bakanımın arkasında bizler varız. Doğrusu bakanımıza yönelik bu tehdidi ve hakareti gerçekten bir genel başkana yakıştıramadım. Bu çok üzücüydü. Buna yol arkadaşımı feda edemem. Benim arkadaşımın yakından uzaktan ırkçılıkla alakası yok. Kökeni Kürt olabilir, bu millete hizmet etme aşkını yaşamış bir arkadaşımızdır. Neden hedef saptırıyorsunuz. Bu bakanımızın şehrine ve ülkesine büyük hizmetler yaptığına şahidiz.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —