Erdoğan’a göre demokrasi ve kalkınmada bir asırlık yol alındı..

Erdoğan, Anayasa’ya göre yargı yetkisi ile donatılmış yüksek denetim organı olan Sayıştayı 2006 ve 2010 yıllarında çıkardıkları kanunlarla daha da güçlendirdiklerini ifade etti.

Erdoğan’a göre demokrasi ve kalkınmada bir asırlık yol alındı..

Ocak Medya'dan Emrullah Bayrak'ın "konu ile ilgili" haberi...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sayıştayın 160. Kuruluş Yıl Dönümü Programı’na katıldı. “Türkiye’nin demokrasi ve kalkınma sürecinde geçtiğimiz 20 yılda bir asırlık yol katettik.” dedi.

Osmanlının kamu reform çalışmalarının bir ürünü olarak faaliyete başlayan Sayıştayın devlet fonksiyonları içinde önemli bir yere yerleştirildiğini ifade eden Erdoğan, mali istikrara katkı vermek üzere gelirlerin ve giderlerin kontrol altında tutulması gayesiyle faaliyet gösteren Sayıştayın her dönemde önemini koruyarak bugünlere geldiğini söyledi.

Erdoğan, TBMM adına görev yapan Sayıştayın tüm mensuplarının üstlendikleri sorumlulukları hakkıyla yerine getirmenin gayreti içinde olduğundan şüphe duymadığını belirtti. Sayıştayın denetim alanına giren devlet bütçesinin, 85 milyonun tamamının rızkından keserek kamuya aktardığı kaynaklardan oluştuğunu anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dolayısıyla, Sayıştay her bir vatandaşımızın hakkını, hukukunu gözeten bir faaliyet yürütmeye çalışıyor. Binlerce yıllık devlet geleneğimizin denetim boyutunun temsilcisi olan bu kurumumuz hukuk devletinin temel taşlarından biridir. Denetimin özünü oluşturan şeffaflık ve hesap verebilirlik, modern demokratik devlet sisteminin en önemli vasıfları olarak tüm dünyada kabul görmektedir. Biz de yönetim anlayışımızın özünü oluşturan ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ ilkesini hayata geçirirken bu anlayışı geliştirecek reformlara ağırlık verdik. Bu çerçevede Sayıştayımız sahip olduğu birikim, kendine verilen yetkiler ve üstlendiği misyonla kamu yönetim sistemimizde gerçekten de kilit bir role sahiptir. Sayıştay, hiçbir kamu kurumunun rakibi veya ikamesi değil, denetlediği her kamu kurumunun faaliyetlerini hukuka uygun yürütmesine rehberlik eden bir yardımcısıdır. Burası kendisi doğrudan hesap soran değil, hesap sorulmadan önceki hazırlıkları yapan, çalışmaları yürüten, malzemeleri hazırlayan bir kurumdur.”

Erdoğan, Anayasa’ya göre yargı yetkisi ile donatılmış yüksek denetim organı olan Sayıştayı 2006 ve 2010 yıllarında çıkardıkları kanunlarla daha da güçlendirdiklerini ifade etti.

Sivil-askeri tüm kamu kurumlarını, kamu iktisadi teşekküllerini, belediye şirketleri dahil kamu kaynağı kullanan her kuruluşu Sayıştay denetimi kapsamına alarak hukuk devleti ilkesine bağlılıklarını ispatladıklarını anlatan Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Böylece, milletimizin kamu kaynaklarının nasıl harcandığını, en doğru, güvenilir ve sistematik şekilde takip edebilmesini temin ettik. Kamu yönetimine ilişkin diğer reformlarımızın hemen tamamında da Sayıştayın denetim alanını genişleten bir yaklaşımı benimsedik. Sayıştay mensuplarının özlük haklarında 2006 ve 2014’te gerçekleştirdiğimiz iyileştirmelerle, sizlerin çalışma şartlarını da düzelttik. Mesleki güvencelerinizi tahkim etmek suretiyle denetim faaliyetlerinizi her türlü etki ve baskıdan uzak bir şekilde yapabilmenizi sağladık. Denetimden asla kaçmadığımızın, korkmadığımızın, çekinmediğimizin en somut örneği Sayıştay Kanunu’nda ve Sayıştay mensuplarının özlük haklarında yaptığımız işte tüm bu değişikliklerdir.”

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçtikten sonra da Sayıştayın denetim alanını genişletmeyi, imkanlarını artırmayı sürdürdüklerini dile getirdi.

Ülkenin ve kamu yönetiminin ortaya çıkan talepleri çerçevesinde gerekli yasal düzenlemeleri yapmaya devam edeceklerini vurgulayan Erdoğan, “Amacımız, Türkiye’nin demokratik hukuk devleti vasfıyla 2023 hedeflerine ulaşmasını, 2053 vizyonunu hayata geçirmesini temin etmektir. Önümüzdeki dönemde bu doğrultuda hep birlikte çok daha etkin ve yaygın çalışmalar gerçekleştireceğiz.” diye konuştu.

Erdoğan, Sayıştayın 160’ıncı ve Cumhuriyet’in 99. kuruluş yılının yaşandığı şu günlerde akıl ve vicdan sahibi hiç kimsenin inkar edemeyeceğine inandığı bir gerçeğin olduğunu söyledi.

Bu gerçeğin, Türkiye’nin, demokrasi ve kalkınma sürecinde geçen 20 yılda bir asırlık yol katetmesi olduğunu ifade eden Erdoğan, eğitimden sağlığa, güvenlikten adalete, ulaştırmadan enerjiye, spordan sosyal desteklere, diplomasiden savunma sanayisine kadar her alanda bu devrimlerin somut neticelerini görmenin mümkün olduğunu belirtti.

Dünyanın pek çok yerinde bu kadar kısa sürede böylesine devasa atılımları nasıl gerçekleştirdiklerinin sorulduğuna dikkati çeken Erdoğan, şöyle devam etti:

“Hatta sormakla kalmayıp heyetler göndererek bizzat kurumlarımız nezdinde inceleme yaptırıyorlar. Tabii süreç böyle hızlı olunca yeni yöntemler, usuller, araçlar ihtiyacı da ortaya çıkıyor. Her yenilik gibi bu tablonun içinde birtakım eksikliklerin hatta hataların yaşanması kaçınılmazdır. Biz yürütme tarafından meseleye, ülkemize ve milletimize en kısa sürede mümkün olan en çok eserin ve hizmetin kazandırılması penceresinden bakıyoruz. Denetim ve yargı organları ise bu meseleyi elbette sürecin hukuka uygunluğu yönünden değerlendirecektir. Önemli olan bu iki yaklaşımı, ülkenin ve milletin çıkarlarını en üst düzeyde tutacak bir yerde buluşturmaktadır. Bunun için Sayıştayın icracı kurumlardaki denetimini sadece açık arama veya ceza penceresinden bakarak yapmaması gerektiğini düşünüyorum. Doğru olan yaklaşımın icracı kurumların iş ve işlemlerinin hukuka uygunluğunu kolaylaştırıcı, yardım edici, yol gösterici bir anlayışla denetim faaliyetlerinin yürütülmesi olduğuna inanıyorum. Bu yönde gösterilen gayretleri takdirle takip ediyorum ancak olumsuz kimi örneklerin ortaya çıkabildiğini de biliyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçmişte ülkenin her türlü bürokratik vesayetten çok çektiğini bildiklerini, gördüklerini anımsattı. Milletin ve onun adına faaliyet gösteren, hukukun değil de başka birtakım güçlerin işaretine göre çalışan her kurumun önünde sonunda vesayet damgası yemeye mahkum olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:

“Kendilerine Anayasa ve yasalarla verilen yetkileri güç temerküzüne yönelmek yerine ülkeye ve millete daha etkin hizmet sunmak için kullanan her kurumun başımız üzerinde yeri vardır. Velev ki bu kurumlar bazen yaklaşım farklılıkları sebebiyle canımızı sıkacak, eleştirdiğimiz işler bile yapsalar neticede ortaya çıkan sonuca saygı gösteririz. Biz birilerinin sürekli yaptığı gibi hakim savcısından polisine, üst düzey bürokratından memuruna kadar tüm kamu görevlilerini tehdit ederek kendi siyasetçimize alan açmaya asla çalışmadık, çalışmayız. Biz sorumluluklarımızın gereğini yerine getirirken devlet geleneğimizin adabına, ahlakına, usulüne aykırı bir söz söylememeye, bir tutum sergilememeye azami dikkat gösteriyoruz.”

 

Devamı >>>