Tarih: 05.06.2020 01:27

Elinde İncil arkasında kilise

Facebook Twitter Linked-in

Siyasi öfke olayları sırasında Washington’daki St. John’s kilisesi, kasdi bir saldırı olmaksızın hafif hasar görmüştü.

Amerika’yı ve Hıristiyanlığı kurtaran adam rolü için tetikte bekleyen Trump hemen güvenlik güçlerine emir verdi. Kiliseye giden yollar başkan için göstericilerden, kalabalıktan temizlendi…

Trump ve arkasında sivil ve asker görevliler ordusu, kibirli bir yürüyüşle kilisenin önüne geldiler. Trump, arkasında kilise, elinde İncil kameralara poz vermeye başladı. İncil’i havaya kaldırdı, indirdi. İncil’in kapağına, sırtına bakarak şovunu birkaç dakika daha uzattı. Kaşları çatık, suratı asıktı, haykırdı:

“Dünyada en büyük ülke biziz!” 

Bu tip adamlar, çatık kaş ve asık suratın, komut verir gibi konuşmanın kudret ifadesi olduğuna inanırlar.

Bir gazeteci sordu, “bu sizin İncil’iniz mi?”

Trump “bu bir İncil” demekle yetindi.

Bu cevabından ve elindeki İncil cildinin taze olmasından, bu gösteri için hemen tedarik edilivermiş olduğunu düşünüyorum ben.

Gösteri bitince, önde kendisi arkasında adamları, aynı heybetle uzaklaşıp gitti.

EVANJELİK CEMAATLER

Kilisenin rahibi Robert Jeffress çok memnun olmuştu:

“Görüştüğüm her inançlı insan Başkan’ın bu hareketi ve verdiği mesajı beğendiler. Onun başkanlığında tarihi bir an olduğunu düşünüyorum; özellikle gece boyunca ülkemizde görülen şiddet olaylarına karşı.”

ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence de İsa’nın yeryüzüne geri dönmesi için “İsrail’in büyük zaferi”ni bekleyen bir Evanjelik’tir!

Beyaz Saray Sözcüsü Sarah Sanders “Tanrı, Trump’ı istedi” sözüyle hafızalarda yer etmiştir. (31 Ocak 2019)

Timothy Weber’in “Road to Armegeddon” adlı kitabında yazdığına göre 40-50 milyon Amerikalı Evanjelik itikadına inanıyor!

DİN ADAMLARI ELEŞTİRİYOR

Fakat bütün Protestanlar Evanjelik değildir. Trump’ın kilise önündeki İncil şovunun siyasi istismar ve dini değerlere saygısızlık olduğunu söyleyen çok sayıda Protestan ve Katolik din adamı ve ilahiyatçı var.

Reuters, “Protestan ve Katolik ana akım dini liderler Trump’ın İncil gösterisini sert dille eleştirdiler” diye haber yaptı. Wilton Gregory, Michael Curry, dini cemaatler adına konuşan Elizabeth Eaton, Susan Gunn gibi isimler Trump’ı din istismarı yapmakla suçladılar, aşırı güç kullanmasını eleştirdiler, dinin siyasette kullanılmamasını istiyorlardı.

Hatta Evanjelik İlahiyat Profesörü Tremper Longman da Trump’ı eleştirdi, yaptığı şovu “İncil’in kutsallığına saldırı” olarak niteledi. “İncil, silaha dönüştürülecek bir kitap değildir. Bir büyü veya tılsım değildir. Okunması ve yaşanması gereken bir kitaptır” diye konuştu.

‘OTORİTER POPÜLİST’

Amerika’da özgür basın ve TV kanalları Trump’ı eleştiriyor. Tabii politikacılar da eleştiriyor. 

Burada mesele bir politikacının din istismarından ibaret değildir. Trump, başka bir şeyin sembolüdür.
Johns Hopkins Üniversitesi’ndan siyaset bilimci Yascha Mounk, basına yaptığı açıklamada Trump’ın “otoriter popülist” olduğunu söylüyor, bunu şöyle tanımlıyordu:

“Halkın hakiki temsilcisi kendisidir, sadece kendisi! Kendisiyle aynı görüşte olmayan kimseler, hele de eleştirenler halk düşmanıdırlar.” (NYT, 2 Haziran)
Muhaliflerine ve özgür basına düşman gözüyle bakması bundan.

Küreselleşmenin yarattığı sorunlar Amerikan toplumunun önemli bir kesiminde içe kapanma ve dış dünyaya düşman diye bakma psikolojisi yarattı. Trump buna dayanıyor, bu psikolojiyi sürekli kaşıyor.

Bu psikoloji beyaz ırkçılığın yol açtığı tepkileri, yağma ve yangınları komplo teorileriyle izah ediyor: Soros Amerika’yı yıkmak istiyormuş… Olayları Amerika’nın düşmanları tertiplemiş… 

Sosyal medyada Rusya’ya bağlayanlar bile vardı.

ÇIKMAZ SOKAK

Dikkat ediyor musunuz, bu kafa sorunları doğuran sebepleri araştırmaya ihtiyaç duymadan hemen iç ya da dış “düşman”a bağlıyor.

Bu yüzden çözüm sunamıyor, sadece kutuplaşmaya güveniyor. 

Amerika içinde kutuplaşmayı, dünyada Amerika karşıtlığını körüklüyor. 

Trump’ın saygıyla anılacak tek icraatı var mı? 

Kuvvetler ayrılığına dayalı sağlam ve kökleşmiş kurumlara sahip Amerika’da Trump’ın yasamaya, yargıya, özgür basına ve sivil topluma hükmetmesi mümkün değil.

Trump hiçbir sorunu çözemeyecek, gelecek seçimleri popülist psikolojiyi kaşıyarak kazansa bile Amerikan tarihindeki kara sayfalardan biri olmaktan öteye gidemeyecek.

Popülizm, ırkçılık, otoriterlik çıkmaz sokaktır.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —