Tarih: 29.10.2019 16:56

EKVADOR VE ŞİLİ’DEKİ PROTESTOLAR

Facebook Twitter Linked-in

Latin Amerika üç yüzyıl sömürüldükten sonra 1830’lu yıllarda bağımsızlığını kazandı. Ancak bölgede siyasi bağımsızlıktan bahsedilse bile ekonomik bağımsızlıktan bahsedilemiyordu. Bölge ülkelerinin ekonomileri üzerinde Avrupa ve ABD’nin kesin bir nüfuzu vardı. Monroe Doktrini neticesinde bölge tam manasıyla ABD’nin arka bahçesi haline geldi. 1970’li yıllara gelindiğinde ise Latin Amerika, kapitalist ekonominin deney bölgesi oldu. Neoliberal politikalar ilk bu bölgede denendi. Özellikle Şili, Marksist lider Salvador Allende’nin 1973 yılında Augusto Pinochet tarafından CIA destekli darbeyle devrilmesinden sonra bu süreci yaşayan ilk ülke oldu. Devlet küçültüldü, özelleştirmeler hız kazandı, yabancı sermaye engelsiz bir şekilde Şili’ye girerken ülke açık pazar haline getirildi. Aslında bu durum sadece Şili için değil diğer bölge ülkeleri için de geçerliydi. Ülkeler neoliberal politikalar uygulanmaya zorlanmakta aksi takdirde darbelere ya da yaptırımlara maruz kalmaktaydı.

Neoliberal politikalar toplumlardaki ekonomik uçurumun artmasına neden oldu. Latin Amerika’da halk, çeşitli dönemlerde neoliberal politikalara karşı tepkisini ortaya koyuyordu. Bunun en önemli ve belki de ilk örneği Venezuela’da 1989’da yaşanan El Caracazo isyanıdır. İsyanın temel nedeni IMF ile anlaşan dönemin Venezuela yönetiminin uyguladığı ekonomik politikalar neticesinde hayatın pahalılaşması ve en son ulaşım ücretlerine yüzde 100 zam yapılmasıydı. Sabah ulaşım araçlarına binen vatandaşların zam karşısında gösterdikleri tepki Venezuela’da isyana döndü. 2000’li yıllara gelindiğinde Soğuk Savaş sonrası oluşan göreceli rahat ortam halktaki kapitalizm ve ABD karşıtlığının ortaya çıkmasına imkan tanıdı. Latin Amerika’daki insanlar belki sosyalizmin gelmesini istemiyorlardı ama neoliberal politikalara karşı duydukları öfke onları sol partilere yönlendiren etkenlerden biri oldu. Şili’nin ekonomik durumu bu ülkeyi bölgenin en istikrarlı ülkesi olduğuna dair algıyı güçlendirirken 2006’da Penguen Devrimi ve 2011’de Şili Kışı protestoları yaşandı. Bu eylemlerin ortak noktası neoliberal eğitim politikalarına karşı ücretsiz eğitimi savunan gençlerdi. Ancak bölgedeki eylemler bununla sınırlı kalmadı ve günümüzde, dünya ekonomisinin geçtiği sıkıntılı süreçte, çeşitli Latin Amerika ülkelerinde zamlara karşı eylemler yaşanmaktadır. Bunun en son örnekleri Ekvador ve Şili’dir.

EKVADOR

Ekvador’un nüfusu yaklaşık olarak 16.5 milyon, GSYİH’si 108 milyar dolardır. Kişi başına düşen GSYİH ise 6 bin dolar civarındadır. Ülkenin ekonomisi yüzde 7 tarım, yüzde 33 sanayi ve yüzde 60 hizmet sektöründen oluşurken Latin Amerika’nın en çok ham petrol üreten üçüncü ülkesi olma özelliğine sahiptir ve ihracatın yaklaşık yüzde 30’u petrole dayanmaktadır. Ancak son dönemlerde dünya piyasasındaki petrol fiyatlarında yaşanan düşüş Ekvador’u olumsuz etkiledi.

Ekvador, 2000’li yılların başında yaşadığı ekonomik problemler nedeniyle ABD dolarını resmi para birimi olarak kabul etti. Bu ise ülkenin bağımsız para politikası izlemesine engeldi. 2006 yılında sol lider Rafael Correra iktidara geçti. Ülkede sol politikalar izlemeye başladı ve bazı ülke borçlarının ödenmeyeceğini ilan etti. Dış politikada da ABD karşıtı politikalar izleyen Correra, Hugo Chavez ile yakın ilişkiler kurdu. 2017’ye kadar iktidarda kalan Correra yerine Correa’nın devlet başkanlığı yardımcısı görevinde de bulunmuş olan Lenin Moreno geçti. Moreno, iktidara geldikten sonra ekonomiyi canlandırmak için bir ekonomik paket açıkladı.

Monero, sosyalist Correra’nın yardımcılığı görevinde bulunsa da aslında sol görüşlü bir isim değildi. İktidara geldiği gibi IMF ile anlaşarak liberal politikalara dönüş yaptı. Bunun neticesinde kemer sıkma politikası uygulayarak akaryakıt sübvansiyonlarını kaldırdı. Monero’nun akaryakıt sübvansiyonlarını kaldırması sonucu Ekvador’da protestolar başladı ve 3 Ekim’de başlayan olaylar 11 gün boyunca sürdü. Olaylarda 6 kişi hayatını kaybederken yaklaşık 2 bin kişi de yaralandı. Bunun üzerine Monero önce Correra ve Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu suçladı. Daha sonra ise eylemcilerle bir araya gelerek sübvansiyonları iptal eden kararnameyi geri çekti. Neticede ise olaylar sona erdi.

Ekvador’da yaşanan protestoların nedeni sadece uygulanan kemer sıkma politikası değildi. Monero, seçimler sürecinde Correra ve ülkedeki sol gruplar tarafından destekleniyordu. Ancak iktidara geldikten sonra sağ politikalara yönelmesi çeşitli tepkilere yol açtı. Çeşitli haber sitelerinde Monero’nun fakir insanları kurban ettiği ya da Ekvador’a ihanet ettiği yazılmaktaydı. Olaylar sırasında yaşananların bir nedeni de bu tepkilerin sokağa dökülmesidir.

ŞİLİ

Şili nüfusu yaklaşık olarak 18 milyon, GSYİH’si 298 milyar dolardır. Kişi başına düşen GSYİH ise 16 bin dolar civarındadır. Ülkenin ekonomisi yüzde 4 tarım, yüzde 33 sanayi ve yüzde 63 hizmet sektöründen oluşurken ülkenin en önemli yeraltı kaynağı bakır madenleridir. Şili, Latin Amerika’da liberal ekonomi ve serbest piyasanın en iyi uygulandığı ülkelerden biridir.
1973 yılında Salvador Allende’nin, General Augusto Pinochet tarafından devrilmesinden sonra Şili’de neoliberal politikalar uygulanmaya başlandı. 1990’a kadar iktidarda kalan Pinochet, genelkurmay başkanlığı görevine devam etti. Aslında bu Şili demokrasisine verilen bir mesaj olarak görülebilir. Pinochet zamanında 3 bine yakın insan hayatını kaybetti ya da ortadan kayboldu. 200 bine yakın insan ise sürgün hayatı yaşadı. 17 yıllık iktidarı sırasında Pinochet, parlamentoyu kapattı, insan haklarını ihlal etti ve basına sansür uyguladı. Pinochet sonrası dönemde Şili’de demokratikleşmeye hız verildi. Bu durum askeri rejimden bunalan Şili halkı için özgür bir ortam demekti.

Yaşanan gelişmeler neticesinde Şili, liberal politikaları göz ardı etmeden fakir kesimi dikkate alan politikalar izlemeye başladı. Sol partilerin uyguladığı bu politika Şili’de istikrarı sağladı. Ancak sol yönetimlerin toplumdaki ekonomik uçuruma karşı herkesin eşit bir şekilde gelişmesine dair propagandaları liberallerin hoşuna gitmemekteydi. Pinochet döneminin Şili toplumu üzerindeki olumsuz etkisi ancak 2006’daki lise öğrencilerinin Penguen Devrimi ile kırılmaya başlandı. Yeni yetişen kuşak 2011 yılına gelindiğinde ise “Şili Kışı” protestolarına dahi olacak ve eylemler toplumun daha geniş bir kısmını kapsayacaktı. 2011 eylemlerinin yaşandığı dönem sağ görüşlü Sebastian Pinera Şili’nin devlet başkanıydı. Pinera 2010-2014 yılları arasında devlet başkanlığı yaptıktan sonra Aralık 2017’deki seçimleri kazanarak tekrar seçildi.

Şili’deki eylemlere bakıldığında ise ülkede yapılan bir dizi zam gerekçe gösterilmektedir. 17 Ekim’de metro ücretlerine yapılan yüzde 4’lük zamma karşı başlayan protestolar siyasilerin geri adım atmaması üzerine büyüdü. Şu ana kadar eylemlerde 15 kişi hayatını kaybederken ülkede OHAL ilan edildi. Sebastian Pinera, olayların durması için diğer siyasilerle görüşeceğini açıkladı. Daha sonra ise özür dileyerek haklın vermek istediği mesajı aldıklarını, yeni bir ekonomik yardım paketi üzerinde çalışacaklarını belirtti. Burada dikkati çeken ilk nokta maddi durumu kötü olan halkın gösterdiği tepkidir. İkincisi ise daha özgürlükçü bir ortamda yetişen neslin tepkisini sokakta göstermeye cesaret etmesidir.

Sonuç olarak, aslında Latin Amerika’da neoliberal politikalara karşı bir tepki olduğu aşikardır. Çünkü örneğin Şili her ne kadar neoliberal politikalar konusunda başarılı gösterilse de toplumdaki ekonomik uçurum hat safhadadır. Ne Şilili ne de Ekvadorlu insanlar sosyalist biri sistem kurulmasını istemiyordur ama neoliberal politikalar ile sömürülmeye de karşılar. Ayrıca 1999 sonrası Latin Amerika halkın sol partileri desteklemesi aslında bir nevi neoliberal politikalar uygulayan siyasileri cezalandırma amacı taşıdığı söylenebilir.

Günümüzde bazı Latin Amerika ülkelerinde sağ partiler iktidara gelse de yaşanan protestolar bir sonraki seçimler için sol partilere umut verdiğini söylemek mümkündür. Ayrıca 1990 sonrası yeni bir boyut kazanan güvenlik kavramının içine ekonomik güvenlik de dahil oldu. Bireysel anlamada ekonomik güvenliğin sağlanması için öncelikle bir birey temel ihtiyaçlarını karşılayabilmeli daha sonra ise belirli bir gelir düzeyine sahip olmalıdır. Aksi takdirde bu sorun toplumu, toplumdan bölgeyi bölgeden uluslararası ekonomik sistemi tehdit edecek boyuta gelebilir. Latin Amerika gibi ekonomik sorunlarla boğuşan bir bölgede bireyler temel ihtiyaçlarını karşılamada bile sorunlar yaşarken yapılan zamların toplumda nasıl bir etki yarattığını görmek mümkündür.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —