Ekonomimizi kıskanmayın siz de Ay’a gidebilirsiniz

MehmetOcaktan, bu ekonomik sıkıntılara rağmen uzaya gitme düşüncesi ile birlikte ekonominin suçlusunun “mandacı iktisatçı”lara yüklenmesini ve Numan Kurtulmuş’un TL’nin eski değeri ifadeleri üzerinden bir değerlendirmede bulunuyor

Ekonomimizi kıskanmayın siz de Ay’a gidebilirsiniz

Malum Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 2021 yılında yaptığı açıklamada “İnşallah aya gidiyoruz, 2023 yılı sonunda kendi milli roketimizle Ay’a ulaşarak sert iniş gerçekleştireceğiz” diyerek AK Parti iktidarı açısından yeni bir hedef ortaya koymuştu. Cumhurbaşkanı geçtiğimiz ay yaptığı bir başka açıklamasında ise bir Türk vatandaşının uluslararası uzay istasyonuna gönderileceğini duyurdu. Muhtemelen bu vatandaşımız Ay’a sert iniş öncesi, tıpkı fethe çıkan Osmanlı ordusunda olduğu gibi “Akıncı güç” olarak önden gidecek.

Evet AK Parti iktidarı hepimize büyük hayaller kurdurmaya çalışıyor. Doğrusu bu tür güzel hayallere hiçbir itirazımız yok. Ancak küçük bir sorunumuz var, aya sert inişi beklerken, her gün yeni maceralara yelken açan ekonomide uçağın dağa çarpma tehlikesiyle karşı karşıyayız.

Bu konudaki endişeler, tehlikenin giderek yaklaştığına işaret ediyor. Mesela DEVA Partisi lideri Ali Babacan haftalık değerlendirme toplantısında, ekonomik krizle ilgili hepimizi kaygılandıran açıklamalarda bulundu. Açıkçası Babacan şu ifadeleriyle uzay hayallerimize gölge düşürdü: “Kaygılıyım çünkü ülkemizin temerrüt riski, yani iflas riski, bugüne dek görmediğimiz bir seviyeye ulaşmış durumda. Çocuklarımızın yarınları tehdit altında. Ekonomik ve finansal bir beka sorunuyla karşı karşıyayız. Türkiye’nin kredi notu tarihin en kötü seviyesine indi. Türkiye’nin temerrüt, yani iflas riskini gösteren 5 yıllık CDS tam 836 baz puana çıktı. Bu gösterge uçağın radarı gibi. Pilota ‘Uçağın yönünü değiştirmezsen dağa çakılacaksın’ diyor.”

Acaba Babacan ne yapmak istemektedir?

Tam da Ay’ı fethe hazırlandığımız şu günlerde bu da yapılmaz ki… Üstelik de bütün dünya Türkiye’nin ekonomide uçuşa geçmesini kıskanırken… Öyle anlaşılıyor ki muhalefetin, iktidarın içinde bulunduğu çaresizlik halini anlamaya pek niyeti yok. Düşünün ki “dış güçler” iktidardan habersiz her gün mazota, benzine zam yapıyor, Türk ekonomisini batırmak için enflasyonu arttırıyor, iğneden ipliğe her şeye zam yapıyor. Bu da yetmiyor arka kapıdan dolanarak doları azdırıyor. Ama ne hikmetse muhalefet, zamlarla milleti canından bezdiren dış güçleri bir tür görmek istemiyor!..

Nedir bu “dış güçler”in iktidarla alıp-veremediği. Haçlı ordusu mudur nedir bunlar? Seçimlere bir yıl kala iktidarın hiçbir dahli olmadığı halde(!) zamlar ve ‘dolar oyunlarıyla’ milletin aklını karıştırıyorlar!

Cümlelerin biraz ironik bir istikamete doğru ilerlediğinin farkındayım. Ama inanın benim bir suçum yok. Ülkeyi yönetenlerin açıklamaları doğal olarak ironik bir muhabbet ortaya çıkarmış bulunuyor.

Mesela Cumhurbaşkanı Erdoğan diyor ki: “Ülkemizi denklemin dışına itmek isteyenlerin kur, faiz ve fiyat artışları üzerinden oynadıkları oyunları görüyoruz. Ülkemizi mandacı iktisatçıların arzuladığı şekilde küçültecek, insanlarımızı açlığa, yoksulluğa mahkuk edecek politikaları reddediyoruz.”

Cumhurbaşkanının da açıkça ifade ettiği gibi zamların, yoksulluğun, kur-faiz oyunlarının sorumlusu iktidar değil, kesinlikle dış güçler ve mandacı iktisatçılardır!

Maalesef ekonomide rotayı tümden kaybeden iktidar temsilcileri öylesine söylem icatlarında bulunuyorlar ki virgülüne bile dokunmadan cümleleri aynen koyduğunuzda, müthiş ironi harikaları ortaya çıkıyor. Bu konudaki son icat Numan Kurtulmuş’tan: “Eski dönemde maalesef Türk parası çok değerliydi. 1 dolar 1.20 seviyelerindeydi. Bu ortaya ne çıkarıyordu? Olağanüstü yüksek miktarda ithalat.”

Açıklamadan da anlaşılacağı üzere Türk parasının ‘çok değerli’ olması Kurtulmuş’u çok mutsuz ediyormuş…

İzin almadan kıyısından köşesinden ironi işine bulaştığım için umarım Akif Beki kızmamıştır, ama tekrar söylüyorum benim bir suçum yok. Çünkü ironinin kralını esas itibariyle iktidar temsilcileri yapıyor, ben sadece aktarıcıyım…