Eğitimimiz düzelse iyi olurdu

Yusuf Ziya CÖMERT ANALİZ ETTİ...

Eğitimimiz düzelse iyi olurdu

Her şey hep kötü, hep kötü mü? Yok mu iyi şeyler? Muhakkak var. Geçen hafta hizmete açılan Millet Kütüphanesi çok güzel mesela.

Külliye’nin hemen yanında olması kütüphaneye giriş-çıkışların külfetli olmasına sebep olur mu?

Olmazmış.

Park yeri de yeterliymiş. 2500 araç park edebilirmiş.

Ayrıca 24 saat açık.

Kütüphaneyi taze bir örnek diye zikrettim.  

Sağlık alanında da sınıf atladı Türkiye. Eskiden yoktu, sağlık turizmi diye bir endüstri oluştu.

Hastane kapıları yine güzel kapılar değil, Allah düşürmesin.

Ama eskisine göre daha iyi, daha insani.

Dikkatimi çeken şeylerden biri, Türkiye’de ilaçların eskisine göre çok ucuz olması. Bu da bir politika ve bir takip sonucu mümkün olabiliyor.

Türkiye’nin Corona’ virüsü sebebiyle Wuhan’da karantina altında olan vatandaşlarını ‘Koca Yusuf’u gönderip aldırması da ciddi ve başarılı bir operasyon.

Şehir Hastaneleri dışından bakınca güzel görünüyor. Büyük, gösterişli.

Fakat galiba içinden bakınca o kadar güzel değil.

Sistemi çökertecek bir kara deliğe dönüşme ihtimalinden söz ediliyor.

Devlet de bunu fark etmiş olmalı ki (veya bunun toplum tarafından fark edildiğini fark etmiş olmalı ki) bir model değişikliği düşünüyor.

Savunma sanayii de Türkiye’nin başarılı olduğu alanlardan biri. Kötü müttefikler Türkiye’yi silah sahibi yaptı.

Ulaşım da, en azından görünen kısmıyla iyi.

Görünmeyen kısmı köprülerdeki, tünellerdeki araç geçiş garantilerinin devlete (dolayısıyla millete) maliyeti. (Millet bu maliyeti de fark etti.)

Turizm iyi gidiyor. Yani Turizm Bakanı’nın başarılı olduğunu söyleyebiliriz.

Ama Kültür Bakanı başarılı değil.

Tabii ki biliyorum ikisinin aynı bakan olduğunu.

Şu kanaatim pekişti: Demek ki sağcı siyasetçiler kültürün ne olduğu konusunda ciddi bir fikre sahip değiller.

Milli Eğitim, AK Parti hükümetlerinin üzerinde çok işlem yaptığı, çok kurcaladığı ancak sadra şifa bir sonuç alamadığı bir alan.

Tabletler dağıtıldı, sahi ne oldu tabletler? O Fatih projeleri?

4+4+4 sistemi getirildi.

Eğitimin kalitesi mi arttı, yoksa velilerin kafası mı karıştı 4+4+4’le?

İmam-Hatip okulları çoğaltıldı.

İmam-Hatip camiası dahil kimseden, çoğaltıldı daha iyi oldu diye bir laf duymadım.

Geniş bir alan eğitim.

Sadece öğrencileri ve öğretmenleri sayarsak, aşağı yukarı 20 milyon kişiyi doğrudan ilgilendiren bir alan.

Velileri dahil ettiğinizde belki de nüfusun yarısı Milli Eğitimle irtibatlı.

Nicelik iyi. Fakat nitelikte bir ilerleme yok.

Ziya Selçuk Milli Eğitim Bakanı olunca bir çok kimse galiba iyi şeyler olacak diye düşünmüştü.

Sahanın içinden biri. Uzman. Sorunları biliyor. Neyin eksik olduğu, neyin yanlış olduğu konusunda sağlam fikirlere sahip.

İyi niyetli olduğuna şüphe yok.

 “Dünya 4. Büyük kırılmayı yaşayacak” diyordu ilk basın toplantısında, “Fiziksel, biyolojik ve dijital olanın birleştiği çağ.” 

Gelecekten bahsediyordu çocuklarımızı geleceğe hazırlamaktan.

“Aya füze gönderiyoruz. Ay, karşımızda. Füzeyi aya gönderirken istikamet veriyoruz. Aya nişan aldığımızda, füze oraya ulaştığı zaman ay orada olmayacak. Biz çocuklarımızı geleceğe fırlatıyoruz.”

“Masadaki tuzluğun yerini değiştirerek sistem değiştirdiğimizi söylemeyeceğiz.”

Bakan Selçuk’un eğitime bakışının sağlıklı ve doğru olduğunu teslim etmek için bu cümleler bile yeterli.

Aradan bir buçuk yıl geçti.

Bu süre içinde bazı küçük dokunuşlar yaptı Bakan Selçuk. 

Tatil uygulamasını değiştirdi. Müfredata bir iki yenilik getirdi.

Son olarak, sınıfta kalmanın geri getirileceğini açıkladı.

Etkili olabilir. Uygulanırsa faydası dokunur.

Gerçi bizdeki popülizmin vergi affına benzer yöntemlerle uygulamanın sulandırma ihtimali var. 

Yine de bunlar, bakanlığının ilk aylarında işaretlerini verdiği vizyona göre çok mahdut.

Belki bizim aklımız ermiyor, küçük küçük dokunuşların sonunda, birdenbire harika bir sonuç çıkacak ortaya.

Ya da bazen, tasavvur edersin, teşebbüs edersin, fakat bulunduğun ortamda sendeki tasavvurun bir karşılığı olmadığını, hareket alanının tahdit edildiğini hissedersin.

Böyle bir şey midir?

Bilmiyorum.

Halbuki eğitimimiz düzelse iyi olurdu.

Eğitimimiz düzelince belki ileride hukukumuz, siyasetimiz, sanayimiz, ekonomimiz, kültürümüz, basınımız ve bazı başka arızalarımız da düzelirdi.