Tarih: 02.08.2018 06:45

Eğitimde sınav sistemine neşter vurulmalı

Facebook Twitter Linked-in

02.08.2018 Perşembe

Liselere ve yüksek öğretime geçiş sınavları her sene eleştirilere uğrar. Zaman zaman yapılan değişikliklere rağmen gerek eğitim, gerek sınav sisteminin bir oturmuşluğa kavuşturulamadığını söylemek yanlış olmaz. Çünkü eğitim sistemimiz adeta yaz-boz tahtasına dönüştürülmüş durumda. Değişiklikler daha iyiyi bulmak için yapılıyor olsa da bir türlü iyiye ulaşılamadı. Sanıyorum bunun sebebi yapılacak değişiklikler üzerinde yeterince durulmamış olmasıdır. Ayaküstü alınan kararlar eğitim sistemimizi hep daha kötüye götürdü. Ancak, Milli Eğitim Bakanı Sayın Ziya Selçuk´un göreve başlamasının ardından yaptığı açıklamalar bu karmaşanın son bulacağı ümidini yeşertti.

Yeni düzenlemeler kaçınılmaz olduğuna göre eğitimde iki hususun birlikte düşünülmesi gerekiyor. Birinci husus müfredata dönük değişiklikler ikincisi ise öğrencilerin ortaöğretim ve yüksek öğretimde yerleştirilmelerini sağlayan sınav sistemidir. Özellikle de sınavların en az indirilmesi gerektiğini düşünüyorum. 12 yıllık kesintisiz zorunlu eğitim yanlışı devam ettiği sürece sınavların sadece isteğe bağlı hale getirilmesi, bunun dışında kalan öğrencilerin oturdukları yere en yakın okula kayıtlarını yaptırabilmeleri gerekiyor. Gerçi, liselere geçişte ilk defa böyle bir uygulama devreye sokuldu ama bundan da istenen sonucun alınamadığı anlaşılıyor. Medyaya yansıyan haberlere göre bazı öğrencilerin sınavda dereceye girdiği ama liseye giremediği belirtiliyor. Yükseköğretime geçiş sınavında ise 496 bin 616 adayın barajı geçemediği belirtiliyor ki üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir konu olarak karşımıza çıkıyor.

 

 Eğitim sistemimizdeki yetersizliğin sebepleri hususunda herkes farklı şeyler söyleyebilir ama sanıyorum 12 yıllık zorunlu eğitimin ardından tüm öğrencilerin kendilerini üniversite okumak zorunda hissetmeleri en önemli etkendir. Gençlerimiz ille de üniversite tahsili yapmak zorunda hissetmeleri bu yığılmayı gündeme getiriyor. Bu bakımdan ilkokulun ardından gençlerimizin bir kısmının meslek okuluna geçebilmesinin önü açılmalıdır. Böylece zorunlu eğitim bittiğinde gençlerin bir meslek sahibi olabilmeleri sağlanmalıdır. Bu yapılmadığı sürece zorunlu eğitimin ardından üniversite kapısındaki yığılmalar önlemek mümkün olmayacaktır.

Bir başka husus ise eğitimde okullar arasında başarı ve kalite büyük farklılık arz ediyor. Bunun sonucudur ki, kaliteli liseler, sıradan liseler gibi bir ayrım gündeme geldi. Böyle bir hususun dile getiriliyor oluşu bile eğitim sisteminin içinde bulunduğu kötü durumu göstermeye yeter. Bu bakımdan ortaokuldan, buna imkân yok ise liseden itibaren hiçbir yeri kazanamayanların değil, bir meslek sahibi olmak isteyenlerin gidebilecekleri meslek liselerinin cazip hale getirilmesi gerekiyor. Herkesin üniversite mezunu olmasını öngören bir eğitim sistemi diplomalı işsizlerin önünü açıyor. Bu ise gençlerimiz arasında psikolojik sorunların yayılmasına zemin hazırlıyor.

 

Daha öncede belirttiğim gibi liselerin sadeleştirilmesi gerekiyor. Bundan maksadım bizim öğrencilik yıllarımızda liselerde edebiyat-fen diye iki bölüm vardı. İhtiyaca göre bu bölüm sayısı üç ya da dörde çıkartılabilir, böylece liseler arasında fazlaca bir kalite farkı kalmaz, veliler de okul seçme yarışına girmezler. Devlet eğer okulların bir kısmını kaliteli bir kısmını ise kalitesiz demeyelim ama sıradan okullar olarak nitelendirir ve zorunlu eğitim de 12 yıla çıkartılmış ise sınavlar giderek yaygınlaşacaktır. Bir başka husus ise bütün ortaokullar öğrencilerinin liselere geçiş sınavına girmesi için teşvik ettiler. On binlerce öğrenci bu teşvik sonucu liselere geçiş sınavına girdi.

Sonuç olarak sınav sisteminin sadeleştirilmesine ve özellikle de üniversite kapısındaki yığılmayı önleyecek bir düzenlemeye ihtiyaç var. Dileriz tüm bu aksaklıklara son verecek düzenleme yeni bakan tarafından hayata geçirilir.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —