Dünyayı kurtarmaya çalışmak çok keyifli, sorumluluğu da yok!

Yaşar Süngü yazdı;

Dünyayı kurtarmaya çalışmak çok keyifli, sorumluluğu da yok!

Kendi üzerlerine düşen öncelikli görevlerini unutan ya da göz ardı eden veya küçümseyenler yüzünden bütün bu kirlilik.

Kimse öncelikleriyle ilgilenmiyor, kişisel sorumluluklarından da habersiz.

Sanki her biri asil bir görev üstlenmiş, yüce bir varlık tarafından seçilmiş gibi hareket ederek dünyayı kurtarmaya çalışıyor yetkili yetkisiz milyonlarca insan.

Etrafınıza bir bakın ya da aynaya, onları görebilirsiniz!

Dünyayı kurtarmaya çalışanlardan kurtulsak, ya da bu işten vazgeçsek belki dünya kurtulacak ama yapamıyoruz.

Neden?

Çünkü dünyayı kurtarmaya çalışmak kendini mükemmelleştirmekten daha kolay daha cazip daha keyifli.

Kurtaramadığında kısa vadede ödeyeceğin bir bedel de yok.

Uzun dönemde ödeyeceğin bedeli de zaten canlı türünün yok olmasıyla topluca ödeyeceğin için tedirgin olma durumu da yok.

**

COVID-19 pandemisinden, sürdürülebilir kalkınmanın ekonomik, sosyal ve çevresel boyutlarını destekleyen sürdürülebilir ve dayanıklı bir düze çıkış için neler yapılmalı?

Bu sorunun cevabını bulmak için Birleşmiş Milletler’in Ekonomik ve Sosyal Konseyi’nin himayesinde dün bir araya gelen uzmanlar 15 Temmuz 2021 Perşembe gününe kadar yol haritası çizmeye çalışacak.

Forum kapsamında, 13 - 15 Temmuz 2021 tarihleri arasında üç günlük bir bakanlar toplantısı yapılacak.

Forumda, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın 1’incisi “Yoksulluğa Son”; 2’incisi “Açlığa Son”; 3’üncüsü “Sağlık ve Kaliteli Yaşam”; 8’incisi “İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme”; 10’uncusu “Eşitsizliklerin Azaltılması”; 12’ncisi “Sorumlu Üretim ve Tüketim”; 13’üncüsü “İklim Eylemi”; 16’ncısı “Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar” ve 17’ncisi “Amaçlar için Ortaklıklar” derinlemesine tartışılacak.

Tartışılacak konuların başlıkları dünyanın ana gündeminin neler olduğunu gösteriyor.

Gelişmiş gelişmemiş, zengin yoksul dünyanın ortak ana gündemi bunlar; Yoksulluk, açlık, sağlıksız ve kalitesiz yaşam, insan onuruna yakışmayan iş hayatı, eşitsizlikler, sorumsuz üretim ve tüketim, bozduğumuz çevre ve iklim, anlamsız savaşlar, her alanda adaletsizlik ve birlikte barış içinde yaşayamamak.

Gerisi hikaye…

**

Dünyayı yaşanmaz hale getiren sanayileşmiş Avrupa ülkeleri şimdi kolları sıvamış dünyayı kurtarmak ve çevre kirliliğini azaltmak için biyoyakıt kullanımını artırmaya çalışıyor.

Bunun için de soya, palmiye ve diğer yağ bitkilerinin üretimini artırıyor.

Bu ürünlerin ekim alanını genişletmek için son on yılda ormansızlaştırdığı alanın büyüklüğü Hollanda devletinin büyüklüğüne ulaşmış.

2011’den bu yana çoğunlukla Güneydoğu Asya ve Güney Amerika’da yaklaşık 4 milyon hektar (9 milyon dönüm) orman temizlendi.

Biyoyakıt için alan açmak bahanesiyle kesilen ormanlarla birlikte böceklerden kuşlara kadar kaç milyon canlının katledildiğine dair henüz bir araştırma yok.

Olmasını da beklemiyoruz.

Çünkü araştırmaları fonlayanlar da bu katliamın failleri.

Kendi ayaklarına sıkmazlar herhalde!

Ancak yaptıkları çevre katliamını masum ve gerekli göstermek için araştırma yaptırmayı da ihmal etmezler.

Avrupa Birliği’nin yaptırdığı araştırmaya göre, AB’nin biyodizel ihtiyacı Güneydoğu Asya›da 1,1 milyon hektar (2,7 milyon dönüm) palmiye ve Güney Amerika’da 2,9 milyon hektar (7,2 milyon dönüm) soya fasulyesi ekimi gerektiriyormuş.

**

Soya, tarladan tekerleğe hurma yağından biraz daha düşük emisyonlara sahip ancak bu çalışma, doğrudan ve dolaylı orman kaybı hesaba katıldığında, dizelden kaynaklanan emisyonlardan hala iki kat daha yüksek.

Bilim adamları, soya ekiminin genişletilmesinin, Brezilya Amazonlarında ve diğer kritik ekosistemlerde hızla artan ormansızlaşmanın önemli bir nedeni olduğunu ve bunun da karbon emici ağaçların yok olmasıyla iklim tehditlerini hızlandırdığını söylüyor.

**

AB mevcut biyoyakıt politikalarını sürdürürse, 2030 yılına kadar palmiye ve soyadan 173 milyon ton fazladan iklim değiştiren karbondioksit salacak.

Bu ne demek?

Bir yılda yollarda 95 milyon fazladan araba demek.

T&E’nin enerji direktörü Laura Buffet, dizel gibi kirletici yakıtları biyoyakıtlarla değiştirme çabalarının paradoksal olarak gezegeni ısıtan karbondioksit emisyonlarını artırdığını söylüyor.

“Gezegeni kurtarması gereken bir politika aslında onu mahvediyor” diyor.

Yani hem öldürüyorlar hem kurtarıcılığa soyunuyorlar.

Dünya da yiyor!