Tarih: 24.01.2023 11:56

Dünün düşmanları, bugünün müttefikleri..

Facebook Twitter Linked-in

Önceki Salı “Dışarıdaki düşman” başlıklı yazımda 1990’ların başında “Sovyetler Birliği”nin dağılmasıyla birlikte Amerikan şahinlerinin ‘yeni düşman’ arayışına girdiklerini hatırlatmış idim. Ayrıca bu ‘Yeni düşman’ın Yükselen Japonya” olabileceğine dair görüşlere dikkat çekmiştim. Keza Edward Luttwak’ın 1994’te yayınladığı “Tükenen Amerikan Rüyası: ABD’nin Üçüncü Dünya Ülkesi Olması Nasıl Durdurulur ve Endüstriyel Üstünlük İçin Jeo-Ekonomik Mücadele Nasıl Kazanılır” başlıklı kitabında bu görüşü savunduğuna kısaca değinmiştim.

İkinci Dünya Savaşı’nda ABD ve Japonya “Pasifik bölgesi”nde kıyasıya savaşan taraflardı. Ağustos 1945’de ABD’nin iki Japon kentine atom bombası atması sonucunda Japonya ağır koşullar altında teslim oldu. Japon ordusu tasfiye edildi, ABD’nin koşulları çerçevesinde savaş karşıtı bir Anayasa yapıldı. Yeni Anayasaya göre Japonya uluslararası anlaşmazlıkları çözme aracı olarak “güç kullanımı”ndan da vazgeçiyordu. .Japonya’nın savunmasıysa ABD şemsiyesi altına alınıyordu. Halihazırda Japonya’daki üs ve tesislerde yaklaşık 50 bin ABD askeri var.

ABD şemsiyesi altındaki Japonya kısa süre içinde dünyanın en büyük ekonomilerinden biri oldu. Japonya’nın teknolojik yükselişi Amerikalıları bile ürküttü. Japonya 1970’lerde kurulan ve “Zenginler Kulübü” olarak bilinen “G-7”nin üyelerinden de biriydi. ABD, Kanada, İngiltere, Almanya, İtalya, Fransa ve Japonya’dan oluşan “G-7” “Soğuk Savaş” döneminde Sovyetler Birliği liderliğindeki “Doğu Bloku”nun karşıt cephesini, yani “Batı Dünyası”nı temsil ediyordu.

Sovyetler Birliği sahneden çekildikten sonra Amerikan şahinleri ‘yeni düşman’ olarak ABD ile aynı kulüpte yer alan Japonya’ya işaret ettilerse de bu maya tutmadı. Japonya ABD’nin ‘yeni düşman’ olarak gösterebileceği ölçekte denk bir güç değildi. Savunma gücü son derece kısıtlı bir ada ülkesi olarak Japonya hem bölgesel hegemonya hırslarını geçmişte bırakmış, hem de bölgede engelleyici nitelikte karasal bir büyük “karşı-güç” yerleşik bulunuyordu. Bu karşı-güç, Sovyetler Birliği’yle ittifakını bozduktan sonra ABD ile yakınlaşan “Çin Halk Cumhuriyeti” idi.

“Soğuk Savaş” döneminde “Sovyetler Birliği” içerdiği coğrafi alanın genişliğinin yanı sıra ideolojik, ekonomik ve askerî olarak ABD’nin “denk düşman” tanımına uygun düşüyordu. Soğuk Savaş’tan sonra Amerikan şahinleri için ‘Yeni düşman’ın “Amerikan Askeri Endüstriyel Kompleksi”nin istediği büyüklükte ve güçte olması gerekiyordu. Japonya bu role uygun olmadığından ötürü Şahinler hızlıca çark ederek işaret parmaklarını bu kez Çin’e çevirdiler. Edward Luttwak da 2012’de yayınladığı “Çin’in Yükselişi” kitabıyla bu koroya dahil oldu.

1990’larda ABD’nin yeni düşmanı olmaktan kurtulan Japonya şimdi Asya-Pasifik’te Çin’e karşı “yeniden askerî güç dengeleme stratejisi” bağlamında adeta “ABD’nin başmüttefiki” gibi karşılanıyor. Washington ve Tokyo arasındaki yeni ittifak anlaşmaları da Japonya’nın güvenlik ve savunma strateji belgelerinde yapılan son değişikliklerin hayata geçirilmelerini içeriyor. Özetle söylemek gerekirse Japonya 1945’den bu yana sürdürdüğü pozisyonu değiştiriyor.

ABD’deki sıkı Çin karşıtı şahinler Japonya ile gerçekleştirilen anlaşmaları Çin’in Hint-Pasifik’te bölgesel hegemonya girişimlerine karşı caydırıcı bir ittifakın şekillenmesi olarak görüyorlar. “Yükselen Çin”in Sovyetler Birliği’nden daha güçlü olduğunu öne süren Şahinler ABD’nin savunma harcamalarının Çin’i alt edecek nitelikte artırılması gerektiğini savunuyorlar. Çin’in ABD’nin kolayca baş edebileceği bir askerî güç olduğuna dair görüşleri şiddetle reddeden Şahinlere göre “eski Soğuk Savaş’ın Avrupası” rolünü şimdi “Asya-Pasifik” bölgesi oynuyor.

Öte yandan Şahinler, Ukrayna’ya verilen silahların ABD stoklarını erittiğini dile getiriyorlar. Bu durumun Çin’i Tayvan’ı işgal etmeye teşvik edeceğini savunan Şahinler Ukrayna’ya yapılan yardımların durdurulmasını istiyorlar. Şahinlere göre stokların Ukrayna’da erimesini Çin keyifle izliyor, savaşın uzamasından yarar sağlıyor. Ukrayna’ya verilen silahların Tayvan’ın ihtiyaç duyduğu silahlar olduğunu söyleyen Şahinler ABD’nin birincil önceliği olarak Tayvan’ın savunma kapasitesinin geliştirilmesini ve Hint-Pasifik’te ABD’nin askerî gücünün daha da artırılmasını istiyorlar. Şahinler Japonya ile ittifaktan mutlular, ancak yeterli bulmuyorlar.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —