Tarih: 13.10.2023 09:56

Doğu Akdeniz'de Neler Oluyor?

Facebook Twitter Linked-in

 

 

Nuri Yıldız

Eğip bükmeden söylenecek en öncelikli söz şu olmalı diye düşünüyorum.

Yaşasın intifada, yaşasın Gazze/ Filistin müdafaası ve yaşasın her türlü zulme baş kaldıranlar...

Kahrolsun Siyonizm. Kahrolsun Siyonizm. Kahrolsun Siyonizm.

Kahrolsun yeryüzünün tüm zalimleri.

Hiçbir dine düşmanlığım yoktur.

Lakin Hazreti Musa'nın getirdiği öğretilerin dışında hahamların ürettiği "Siyonizm’den" nefret ediyorum.

Hazreti İsa'nın getirdiği öğretilerin dışında papazların ve din adamlarının oluşturduğu "Katolik" din anlayışından nefret ediyorum.

Aynı duygularım, İslam'ı gerçek değerinin dışına çıkarıp Katolik bir düzleme getiren (kendinden emin olanlar üzerine alınmasın) cahilleştiren, anlamsızlaştıranlar için de geçerlidir.

Bilinen ve bilinmeyen tarihlerler den bu yana dönem dönem insanlık, yetim halkların oluşmasına dolaylı ya da dolaysız şahitlik yapmıştır.

Güçlü olanlar kendilerine daima el altında tokatlayacağı "şamar oğlanı" bulundurmayı yeğlemişlerdir.

Bu "şamar oğlanı" üzerinden kendilerince diğerlerine 'ben güçlü ve kuvvetliyim' mesajını pompalamışlardır.

Amerika/Kızılderililer ve diğerleri,

Çin/Uygurlar,

İngiltere/Hindistan, İrlanda ve diğerleri,

İspanya/Bask,

Fransa/Afrika ülkeleri

Rusya/Ukrayna ve diğerleri,

Fransa ve İngiltere/ Ortadoğu ülkeleri

Ve burada saymakla bitiremeyeceğim onlarca güçlü olduğu iddia edilen ülke ve bu ülkelerin el altında tuttuğu şamar oğlanlar...

İsrail ve Filistin de orantısız ezici gücün tepe noktasını yaşayan ikililerden bir tanesidir.

Filistin, diğer Arap ülkeleri tarafından yalnızlaştırılmış ve vahşi İsrail'in pençesinin önüne atılmış bir kuzu adeta...

Bunu yaparak kendi paçalarını kurtarabileceklerini zannetmişlerdi Arap Dünya'sı.

Ne kadar acı ki İsrail onların bu zafiyetinin farkına varmış ve onların paçalarından yukarıya doğru tırmanışını sürekli devam ettirmiştir.

Bir topluluğun üzerine doğru gelen beladan kurtulmanın yolu, topluluktan parça parça feda etmekle gerçekleşemeyeceğini özellikle Araplar henüz anlayabilmiş değiller. 

Kurumsallaşamamış ve özellikle devlet olamamış Araplar bunu anladıklarında köprülerin altından çok sular akmış olacaktı. Nitekim öyle oldu.

Maalesef artık klasik sözler klişeleşmiş ifadeler insanlığa hiçbir fayda sağlamıyor.

Efendim Araplar Toprak satmışlar, İsrail satın almış ve orada bir devlet kurmuş...

Modası ve vadesi geçmiş sözler bunlar.

Her şey bu kadar kolay olmamalı...

İspanya'dan ve Avrupa'dan kaçan Yahudiler, Osmanlı yönetiminde rahat bir nefes alarak kendilerine yaşam alanı oluşturdular.

Çok çalıştılar çok gayret ettiler çok emek verdiler.

Ve çok da bedel ödediler.

Bilimsel çalışmalarda, ilmi çalışmalarda, teknoloji alanında ve özellikle ticaret alanında Bir hayli mesafe katettiler.

Osmanlı'da ilk büyük kapitülasyon ve en büyük imtiyaz, gayretlerinden ve çalışkanlıklarından dolayı Yahudilere tanındı.

17. yüzyıldan başlamak üzere Osmanlı başta Rothschild ailesi olmak üzere büyük Yahudi ailelerinden borç parlar aldığı iddia edilir.

Osmanlı'nın çöküşüyle beraber Yahudiler kendi dinlerindeki inançlarından dolayı Arz-ı mev'ud denilen topraklara göz diktiler.

Ama biz kendi iç dünyamızda kısır tartışmalarımıza devam ettik. Osmanlı'nın son döneminde ne kadar toprak kaybettik ne kadar kazandık? Ne kadarını hangi padişah kaybetti, hangi padişah bu toprakları korudu?

Bu dönemlerde elimize saymamız için, pösteki verseler onun kıllarını bile tek tek sayacaktık neredeyse.

İsrailliler ne yaptı?

Atalarından miras kaldığına inandıkları Kenan yurdunu ele geçirme mücadelesine giriştiler.

Hitler'in katliamından sonra Avrupa'nın güvenilir bir yer olmadığını Yahudilere kabul ettiren Siyonizm, tüm Yahudileri Filistin topraklarına toplama gayreti içine girdi.

Hatta Siyonistlerin kendi eliyle oluşturdukları terörden dolayı Avrupa'da birçok Yahudi hayatını kaybetti.

Yahudiler için artık Filistin'e taşınmaktan başka bir çözüm kalmamıştı.

Filistin'de ayakları yer tutan İsrail adeta bir vampir gibi Filistin halkının köylerine baskınlar düzenleyerek daha doğrusu çökerek Filistinlilerin topraklarını ele geçirmeye başladı.

Bunu yaparken kendi gücünden daha çok Sam amcalarından faydalandı. Çünkü Yahudiler hayatın geneline hükmedebiliyorlardı.

Masa başında kazanmayı becerebildikleri gibi kendine hizmetkâr yapabildikleri herkesi kullandılar.

Galip gelmelerine neden olan en büyük faktörlerden birisi de, savaş ve hayat yorgunluğunu üstlerinden atamayan Müslümanlardı.

Bu yorgunluk belli bir aşamadan sonra çaresizliğe de dönüşünce, İsrail her alanda kurduğu oyunlardan dolayı başarılı oldu. 

İsrail Ortadoğu'da kedinin fareyle oynadığı gibi oynamasından zevk alan Avrupa zevkten dört köşe olmuştu.

Kendilerine ayrılan en lüks localarından seyrediyorlardı bu kutsal oyunu. Çünkü İsrail belasından da bu sayede kurtulmuş oldular.

İsrailliler, ancak bu şekilde yılda bir defa Avrupa'da 'Yahudi öldürme' gününün hesabını sormayacaktı.

Çünkü İsrailliler bu sayede Avrupa'ya dönüp 'yıllarca bizi aynı renk kıyafetin içine niçin hapsettiniz' sorusunu sormayacaktı.

'Almanya'da Avustralya'da Macaristan'da her gün bizler bir şekilde öldürülürken bizi neden korumadınız' sorusunu sormayacaktı.

Ortadoğu'da İsrail'in oluşturduğu bu karanlık ve puslu hava başta İngiltere ve Amerika'nın çok hoşuna gitmişti.

Daha önce de sömürmeye başladıkları petrol doğalgaz ve yeraltı madenlerini İsrail'in oluşturduğu puslu hava sayesinde çok daha rahat bir şekilde taşıyacaktı kendi ülkelerine.

Ele geçirdiği ve yönlendirebildiği bu hava ile İsrail özellikle güçsüz toplumlar üzerinde büyük bir algı dünyasını da çok rahat bir şekilde kurmuş oldu.

Bizler çaresizliğimizin, kimliğimize yansıması sonucu İsrail'in büyük bir güç olduğuna inandırdık kendimizi. 

İnanmayanlarımızı da inandırmak için İsrail'in kiraladığı ya da satın aldığı Aydın geçinenler, medya grupları, kalemşor yazarlar tarafından korkutulduk.

Kendi ülkelerimizdeki kalemşorlar ellerindeki bu gücü bizim üzerimize korku duvarı olarak inşa ettiler.

Korkutulmuş, ürkütülmüş, tepkisizleştirilmiş insanlar için artık İsrail dokunulmaz olmuştu.

Ama adamların şöyle de bir özelliği mevcut; doğuda ve orta doğuda kendilerine yapılan tepkileri asla unutmadıkları gibi, bir şekilde kendilerince gerekli müeyyide'leri de uygulamaktan geri kalmadılar.

Bundan dolayı da Ortadoğu'da bulunan devlet adamları İsrail'e karşı bir tavır almaktan sürekli uzak kaldı.

MOSSAD işine yarayabilecek her türlü bürokratı devlet adamını elinde tutmasını daima bildi.

MOSSAD güçlü kalabilmek için teknolojinin en son aşamalarını amaçları doğrultusunda kullandı.

Ama asıl önemlisi insanları kullanabilmeyi başardı.

Gelelim günümüzün şartlarına...

İsrail ile mücadele edilebilir mi? 

Tabii ki de edilebilir.

İlk olarak Müslüman coğrafyasında yaşayanların başını iki elinin arasına alıp muhasebe yapması vazgeçilmez zorunluluktur.

Hayat arenasında niçin Yahudilerin güçlü olduğunu araştırıp öğrenilmesi mutlak bir zarurettir.

Bilimsel, ilmi, teknolojik ve sanayi alanında üretime daha fazla katkıda bulunma mecburiyetinin olduğunu, Müslümanlar mutlaka anlamalıdır.

Ve sahip olduğu yeraltı ve yerüstü değerlerini koruyabilecek güç ve yeterliliğe sahip olmak gibi bir mecburiyetlerinin olmasını anlamalıdır.

Bir şekilde bugün zorda kalan İsrail yine Sam amcalarını davet etmektedir.

Çünkü en az Gazze kadar zordadır.

Gazze'de ölümü arzulayan birçok gönüllü ve savaşçı vardır.

Ama İsrail'de hayatı çok seven Yahudiler vardır.

Ve Yahudi kendisi için güvenli olmayan hiçbir ortamda yaşamayı arzu etmez.

Ama İsrail şunu bilmelidir ve anlamalıdır ki rahat uyumak istiyorsa Filistinlilerin de rahat uyuyabileceği bir hayatın oluşturulması gereklidir.

İsrail huzur istiyorsa hiç kimseyi huzursuz etmemelidir.

İsrail zorda kaldığına dair feryat edip duruyor. Ve Amerika'yı sözde davet ediyor.

Amerika tasını tarağını toplayıp Savaş ve uçak gemileriyle Doğu Akdeniz'e İlk defa bu kadar büyük yığınak yapma peşinde.

En büyük neden İsrail'in zorda kalması mı?

Zannetmiyorum?

Hemen Gazze'nin burnunun dibinde milyarlarca dolarlık doğalgaza çökmeye geliyor.

Irak'a, Afganistan'a Suriye'ye çöktükleri gibi...

 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —