Tarih: 24.10.2022 12:19

Dindarlar faiz lobisini görebilir mi?

Facebook Twitter Linked-in

AK Parti iktidarı rasyonel ekonomik kuralları terk ettiği günden bu yana, neredeyse her gün hayali bir “faiz lobisi” söylemiyle kitleleri efsunlamaya çalışıyor.

Özellikle 2018’den bu yana ekonomik kriz giderek derinleşiyor, enflasyon TUİK rakamlarına göre bile 80’lerin üzerinde seyrediyor, dolar ise kelimenin tam anlamıyla Türk parasının yerine ikame edilmiş durumda…

Her ne kadar iktidar hala ekonomide ‘dünya şampiyonluğu’ masalları anlatmaya devam etse de ülkeyi dünyada bir eşi benzeri daha bulunmayan “faiz cenneti”ne dönüştürmüş durumda.

Hal böyleyken ekonomik rasyonalitenin gerektirdiği hiçbir enstrümanı kullanmayı beceremeyen iktidar, çaresiz bir şekilde seyrettiği ekonomik çöküşün faturasını bir gün “faiz lobisi”ne, bir başka gün ise ‘dış güçler’e keserek her şartta kendisine inanmaya hazır kitleleri mutlu edebiliyor…

Kim ne derse desin, bu efsunlama işi bile başlı başına siyasi bir başarıdır. Zira enflasyonda ve faizde dünya şampiyonu olmayı bir başarı hikayesi gibi anlatabilmek her siyasetçinin yapabileceği bir şey değildir. Nitekim Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Cumartesi günü Malatya’da yaptığı konuşmada, “Dikkat ederseniz şu anda faiz lobileri çökmeye başladı. Ve artık faizde tek haneli rakama doğru iniyoruz” diyerek faizcilerin büyük kazançlar elde ettiği Türkiye’de faiz lobisinin çökmeye başladığını bir başarı hikayesi olarak anlattı.

Evet Erdoğan’ın da belirttiği gibi Merkez Bankası, sadece bir görüntüden ibaret olan politika faizini 150 baz puan indirerek 10.5’ düşürdü.

Gelecek Partili ekonomist İbrahimTurhan, bu faiz indirimini ilginç bir benzetmeyle eleştiriyor: “Vatandaşı fiyatlarla maça çıkmış bir futbol takımı gibi düşünün. Karşınızda hayat pahalılığı var, zamlar var. Bunlara karşılık sizin bir kaleciniz var; Merkez Bankası. Ama bizim kalecimiz ne yazık ki kaleyi bırakıp gitmiş. Onun için de her çekilen şut, her vurulan top gol oluyor ne yazık ki. Vatandaşın kalesine giriyor."

Peki hükümetin icat ettiği Kur Korumalı Mevduat’la (KKM) milletin cebinden faizcilere ne kadar faiz ödendi?

Ağustos ayı itibariyle KKM uygulamasında bütçeden ödenen kur farkı (katmerli faiz) beş ayda 60.6 milyar lirayı buldu. 10.2 milyar liralık vergi avantajıyla birlikte "bilinen" maliyet "şimdilik" 70.8 milyar lira. Bu tutar, beş ayda her birimizin cebinden 829 lira alındığını gösteriyor.

“Nas var, nas…” diyerek çıkılan bu yolculukta bütçeden ödenen faiz miktarı ne kadar dersiniz… KARAR gazetesinin önceki günkü manşetinde yer alan habere göre, 2018’den bu yana bütçeden ödenen faiz miktarı ‘çöküyor’ denilen “faiz lobisi”nin AK Parti iktidarını ne kadar sevdiğini gösteren bir ibret vesikası niteliğindedir. Habere göre bütçeden faize ayrılan pay yıllara göre şöyle: 2017’de 56.47 milyar, 2018’de 74 milyar, 2019’da 99.9 milyar, 2020’de 134 milyar, 2021’de 180.9 milyar, 2022’de (9 ay) 207.1 milyar lira.

Öyle anlaşılıyor ki ‘faiz lobisi’ gerçekten AK Parti iktidarını çok seviyor. Çünkü bugüne kadar hiçbir siyasi iktidar, bu kadar başarılı bir şekilde Türkiye’yi böylesine bir faiz cennetine dönüştürememişti.

Kısacası iktidar faizcilere büyük paralar kazandırıyor ve bunu da ‘Nas’ üzerinden geliştirdiği söylemlerle çok ustaca anlatmayı başarıyor. Kişisel olarak, ‘faiz’ konusunda Müslüman bilim insanlarının ciddi bir çalışma yapmadıkları kanaatindeyim. Kur’an’da yasaklanan ‘Riba’nın, günümüz ekonomisinde uygulanan faizle benzerliğinin ne olduğunu henüz bilmiyoruz. Elbette bu konu alimlerin işi…

Ancak bu faiz meselesinde esas kafa karıştıran nokta şu; faiz konusunda hassasiyetleri olduğunu sandığımız dindar kesimler, acaba bu “faiz lobisi”nin maharetlerini ne kadar görebiliyorlar?

Yoksa yolsuzluklar ve rüşvet konusunda olduğu gibi faiz meselesinde de bir fetva mı buldular?

Galiba, her vesileyle “Aman bu iktidar giderse kazanımlarımızı kaybederiz” endişesini dillendiren dindarlar, “faiz lobisi” büyük paralar kazandıran iktidarın bu uygulamalarından hiç rahatsız değiller…

Tıpkı başörtüsü meselesinde olduğu gibi… Bazı dindar kesimler, iktidar değişimi halinde yeniden başörtüsü probleminin yaşanacağını söylüyorlar. Ancak ne hikmetse CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun başörtüsüne ‘yasal güvence’ ile ilgili teklifinden de rahatsız oluyorlar. Hiçbir dindar da çıkıp AK Parti’ye “20 yıldır iktidardasın, Kılıçdaroğlu söyleyince mi anayasa değişikliği aklına geldi” diye sorma erdemliliğini gösteremiyor.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —