Bundan iki gün önce bu köşede son yazı çıktığında Şara ve Abdi arasında bir anlaşma imzalanmıştı.
Ama tuhaf bir imza töreni olmuştu bu.
Şara önce ABD Suriye Özel Temsilcisi Barrack ile görüşmüş, sonra da kameraların karşısına geçip SDG ile entegrasyon mutabakatını tek başına imzalamıştı.
Ama belgenin altında SDG Komutanı Mazlum Abdi’nin de imzası vardı.
10 Mart Mutabakatı’nın epey altında bir metindi mutabık kalınan. SDG bireysel olarak Suriye ordusuna katılacak, özel statü verilen Haseke vilayetine vali atanacak, bütün petrol ve su kaynakları ve sınırlar Suriye devletine geçecekti.
Şara, toplantıdan sonra gazetecilere “Abdi’nin hava muhalefeti yüzünden Şam’a gelemediğini”, metni dijital olarak imzaladığını duyurdu.
Özerklik olacak mı sorusuna ise “Kesinlikle hayır, sadece bu bölgelerde polis ve askerlerin bölgenin evlatlarından seçilecek” dedi.
Uzun bir süre Abdi cephesinden bir açıklama gelmedi. Yalanlama ya da itiraz.
Sonra mutabakatın Erbil’deki Barzani-Abdi- Barrack buluşmasnda masaya getirildiği anlaşıldı.
Nitekim Barzani’nin evsahipliğinde yapılan ve gergin yüzlerin videolardan göründüğü toplantıda ne konuşulduğuyla ilgili kimse bir açıklama yapılmamıştı.
Barrack, oradan Şam’a geçti. Haberlere göre yalnız olarak.
Şara ile görüştü, ardından Şara anlaşmayı duyurdu. Barrack da anlaşma için memnuniyetini bildirdi.
Ama hemen ardından SDG çevrelerinden direniş çağrıları gelmeye başladı.
Bu çağrılara rağmen Mazlum Abdi yeniden Şam’a gitti, Barrack’ın katıldığı beş saatlik bir görüşme yapıldı.
Ve görüşmenin sonunda anlaşmazlıkla Şam’dan ayrıldı ve ipler atıldı, çatışmalar başladı.
Bu beş saatlik görüşmede ne yaşandığıyla ilgili elde iki anlatı var.
Biri Suriye cephesinden:
“Toplantı, Savunma Bakanı ve Dışişleri Bakanı'nın da katılımıyla 5 saat sürdü.
Mazlum Abdi, Mesud Barzani'nin desteklediği anlaşmadan vazgeçmesi için PKK liderlerinden yoğun baskı altında.
Cumhurbaşkanı Şara, Abdi’ye Savunma Bakan Yardımcılığı görevini teklif etti. Haseke valisi olarak atanacak bir aday göstermesini istedi.
Mazlum Abdi, Haseke’nin tamamen SDG ve sivil kanadının yönetimi altında kalmasını talep etti.
Şara, anlaşmanın tamamlanmasını İçişleri Bakanlığı güçlerinin Haseke’ye girmesini şart koşarak reddetti.
Mazlum Abdi, SDG yönetimiyle görüşmek için 5 günlük bir süre talep etti.
Şara, tanınan süreyi reddetti ve gün sonuna kadar nihai bir cevap istedi; aksi takdirde uluslararası taraflara Mazlum Abdi'nin anlaşmadan çekildiğini ve Suriye devletinin Haseke sorununu güç kullanarak çözeceğini bildireceğini söyledi.”
Diğeri ise görüşmeye katılan YPJ Komutanı Rohilat Efrin’in versiyonu:
“Bize ‘Haseke ve Kobani’yi derhal boşaltın, silahları bırakın ve orduya tek tek katılın’ dediler.
Bunu bir oldu bittiye getirmek istediler ki belli ki önceden planlanmıştı. Bu teslimiyet dayatmasını kabul etmedik.
Barrack, daha önce SDG’nin birleşik kalacağına ve Kürt özerk yönetiminin devam edeceğine dair söz vermişti ama bu güvencelerini yerine getirmedi.
Uluslararası Koalisyon sessiz kaldı.
SDG, konseyleri ve komuta kademesiyle istişare etmek için makul bir süre daha talep etti, ancak bu talep reddedildi.”
Abdi masadan ayrıldıktan sonra Trump ve Şara telefonda görüştü.
Bu arada SDG, koalisyonun kendilerine destek vermemesini eleştiren bir açıklamayla IŞİD’lilerin yakınlarının tutulduğu El Hol Kampı’ndan çekildiğini, güçlerin
Kamışlı’daki direnişe kaydırdığını açıkladı.
Fakat Koalisyona ve suriye hükümetine devretmeden kamptan çekilme nedeniyle birkaç saatliğine bir otoriter boşluğu ortaya çıktı. Şam, SDG’yi sorumsuzlukla suçladı.
Bu arada sahada Arap aşiretleri SDG’den Şam yönetimine doğru saf değiştirmeye devam ettiler.
SDG içindeki en büyük Arap milis grubu olan Senadid güçlerinin bağlı olduğu Haseke merkezli Şammar aşireti de Şam yönetimine katıldı. Böylece 2015’de YPG’nin SDG olmasını sağlayan Arap milisler SDG’den koptular ve geriye sadece YPG kaldı.
Haseke’de ilerleyen Suriye ordusunun Kamışlı ve Kobani gibi Kürt şehirlerine girmeyeceği açıklandı.
Ve akşama doğru Suriye yönetimi SDG ile yeni anlaşmayı duyurdu:
“Ortak bir anlayışa varıldı. Sayın Mazlum Abdi, SDG’den Savunma Bakan Yardımcılığı pozisyonu için bir aday, Haseke Valiliği pozisyonu için bir aday, Halk Konseyi'nde temsil edilecek kişilerin isimleri ve Suriye devlet kurumlarında istihdam edilecek kişilerin listesini önerecek. Haseke için ayrıntılı bir idari ve askeri mekanizma geliştirmesi için 4 gün süre verildi. Suriye güçleri, Haseke ve Kamışlı şehir merkezlerine ve Kürt köylerine girmeyecek.”
Ve nihayet finali ise Tom Barrack yaptı. 2014’den beri ABD’nin YPG’ye verdiği ve Türkiye ile ilişkilerini geren desteğin miadının dolduğunu ilan etti:
“Bugün ise tablo köklü biçimde değişti. Suriye artık uluslararası alanda tanınan bir merkezi yönetime sahip ve 2025’in sonlarında IŞİD’le Mücadele Küresel Koalisyonu’na 90. üye olarak katıldı. Bu, Batı’ya yönelen bir çizgiye ve ABD ile terörle mücadelede iş birliğine işaret ediyor. Böylece ABD-SDG ortaklığının dayanağı değişmiş oldu: SDG’nin sahadaki temel IŞİD karşıtı güç olma rolü büyük ölçüde amacını tamamladı; çünkü Şam yönetimi artık güvenliği devralmaya hem istekli hem de muktedir, buna IŞİD tutuklularının bulunduğu cezaevleri ve kamplar da dâhil.

