MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında İmralı’nın statüsünün tartışılması gerektiğini söyledi.
PKK lideri Abdullah Öcalan’dan yine “PKK’nın kurucu önderi” olarak söz eden Bahçeli, 27 Şubat 2025’teki silah bırakma çağrısını hatırlatarak Öcalan’ın “Terörsüz Türkiye” hedefinde büyük bir dahli ve payı olduğunu söyleyerek statü tartışması açtı:
“Madem 27 Şubat çağrısı barışçıl arayışları destekleyen ve teşvik eden demokratik bir eşiktir; o halde bundan sonrasında planlanan atılımların, yapılacak düzenlemelerin gerçekleşmesi için PKK’nın kurucu önderliğinin statü sorunu nasıl ele alınacaktır? Eğer böylesi bir sorun varsa ki bize göre vardır, bunun çözümü nasıl olacaktır? Terörsüz Türkiye’ye hizmet eden İmralı’nın statü açığı nasıl kapatılacaktır? Samimiyetle bu tartışmanın yapılarak makul, akla ve vicdana müzahir sonucuna kısa sürede ulaşılmalıdır.”
“Silahların susmasıyla siyaset konuşacaktır”
Bahçeli TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda geçtiğimiz hafta kabul edilen ortak raporla ilgili de konuştu. 103 yıllık cumhuriyet tarihinde iktidarda olanlardan kaynaklanan dönemsel yanlışlar olduğunu kabul eden Bahçeli “Ancak bu durum hiçbir zaman devlet ve toplum hayatını sabote edecek derece ve düzeye tırmanmamıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nde Türk neyse Kürt odur” dedi.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun komisyon raporuyla ilgili eleştirilerine Bahçeli “Bu rapora ‘sefalet manifestosu’ diyenlerin bizzat kendileri sefih ve sefildir” diye karşılık verdi. TBMM’nin inisiyatif aldığını ve komisyonun tabuları yıktığını söyleyen Bahçeli şöyle devam etti:
“Sırayı siyasi ve hukuki düzenlemeler almıştır. Kaldı ki bundan sonra nelerin yapılacağı anlaşılır ve açıklayıcı bir üslup hüneriyle raporda takdim ve tespit edilmiştir. Bulanık suda balık avlayan şaşkalozlar, iyi dinleyin, şu sözlerime tıkanmış kulağınızı verin. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini, temel anayasal ilkelerini, demokratik işleyişini ve üniter devlet yapısını esas alan bir anlayışla çalışmıştır. Bu kapsamda Türkiye Modeli tebarüz etmiştir. Silahların susmasıyla siyaset konuşacaktır. Terörün bitişiyle barış ve huzurun bahar mevsimi kalıcı hale gelecektir.”
“Silah bırakılmasının kriterleri netleşir netleşmez…”
Süreçte müstakil ve geçici yasa hazırlanacağına işaret eden Bahçeli “Bölücü terör örgütünün münfesih olmasının yanında silah bırakılmasının güvenlik ve istihbarat kurumlarımızca takibi, teyidi ve ölçülebilir kriterleri netleşir netleşmez; hukuki düzenlemelerin süratle ve şeffaflıkla hayata geçmesi mümkün hale gelecektir” dedi.
Bahçeli, raporda da kaleme alındığı şekilde düzenlemelerinde adalet duygusunu zedelemeden, cezasızlık algısı oluşturmadan yapılacağını ve silah bırakanların topluma kazandırılmasının aşama aşama gerçekleşeceğini ifade etti.
“Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” hedeflerinin büyük bir boşluğu doldurduğunu belirten Bahçeli “ABD’nin İran’a saldıracağı tarih hususunda deyim yerindeyse bahisler oynanmaktadır. Bölgemiz tarihi bir sınamadan geçmektedir. Tehdit yakın ve sıcaktır” diye konuştu. Bahçeli, ABD’nin İran’a saldırmasının yaygın bir savaşlar döneminin kapısını açacağını söyleyerek “Dışımız kaynarken, içimizi kaynaştırmalıyız” dedi.
“İki Ahmet’in makama dönmesi”

Bahçeli, “Kayyum meselesi herhangi bir kaygı veya çekinceye kapılmadan demokrasi sınırları dahilinde tekrar değerlendirilmeli” diyerek yerlerine kayyum atanan Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk ile Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in görevlerine dönmesi çağrısını yeniden yaptı.
MEB’in ramazan genelgesini savundu
Milli Eğitim Bakanlığı’nın ramazan ayı etkinlikleri için 81 ile gönderdiği genelgeyi savundu. Genelgenin “yerinde ve kıvamında bir adım” olduğunu söyleyerek Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i kutlayan Bahçeli, tepki gösterenleri hedef aldı:
“Türkiye’nin Talibanlaştığına dair en ufak bir emare, en küçük bir delil göreniniz var mıdır?
Ramazan ayı etkinliklerine ‘Talibanlaşma ve gericilik’ diye yaygara koparanlar hakiki manada yobaz değiller midir? CHP Genel Başkanı ve İslam karşıtlığında birleşen yönetici taifesi hele bir anlatsın da duyalım, öğrenelim. Kültürel mirasımızı güçlendiren, paylaşma ve birlikte olma bilincini teşvik eden samimi faaliyetlerin neresinde pürüz, neresinde laiklikle çelişen bir çarpıklık söz konusudur? Yabancı ülkelerde her pazar kiliseye giden çocukları mesele yapmayıp da Ramazan ayının mehabetini ve muhabbetini aşılayan ahlaki ve manevi sorumluluğu tartışmaya açmaya cüret eden sütü hamuru lekeli güruha nasıl sessiz kalalım?”

