Tarih: 13.01.2022 17:08

Devlet Bahçeli Hatıra Ormanı ve müstemleke zihniyeti!

Facebook Twitter Linked-in

Yazının başlığına bakıp peşin hüküm verenlere soralım:

Siz İstanbul ya da Ankara’da aydınlatma direkleri Erdoğan resimleri ile donatılmış caddeler görüyor musunuz?

Bu kez soruyu tersten soralım: Diyarbakır başta olmak üzere bölge (Kürt) kentlerine girişte sizi neden Türk bayrağı ve Erdoğan resimleri ile donatılmış caddeler karşılar?

Burada öyle derin sosyoekonomik analizler yapma ya da ‘sömürgecilik’ (müstemlekecilik) üzerine bir tartışma sürdürme gibi niyetim yok. Sadece bugünkü iktidarın ve bölge kentlerindeki yöneticilerinin burayı müstemleke zihniyetiyle yönetmeye çalıştıklarına dikkat çekmek istiyorum.

Diyarbakır halkının kutsal gördüğü Kırklar Dağı’na ‘Devlet Bahçeli Hatıra Ormanı’ kurma girişimi de bu zihniyetin son örneklerinden biri.

Diyarbakır ve diğer bölge kentlerinin cadde ve sokakları 2017’de Erdoğan resimleri ve Türk bayrağı ile donatılmıştı. İktidar yanlısı medya, Diyarbakır cadde ve sokaklarının Erdoğan resimleri ile donatılmasını büyük bir coşkuyla haber yapmıştı. Çünkü cadde ve sokaklarının Erdoğan resimleri ile donatılması, bu kentlerin artık iktidarın elinde olduğunu simgeliyordu.

Erdoğan’ın başkanlık için 400 milletvekili hedefiyle yola çıktığı 7 Haziran 2015 seçimlerinden istediği sonucu alamaması sonrasında Kürt kentlerinde ‘şehir savaşları’ başlamış ve birçok il-ilçe merkezi tanklar ve toplarla yerle bir edilmişti.

Mesela bugün Devlet Bahçeli hatıra ormanı yapılmak istenen Kırklar Dağı’ndan baktığınızda tarihi Suriçi’nin birçok mahallesinin nasıl yok edildiğini, kelimenin gerçek anlamında haritadan silindiğini de görebilirsiniz.

Kentlerin yıkıldığı, 800 bin kişinin yerinden edildiği bu çatışmalardan sonra DBP/HDP’li belediyelere kayyumlar atandı. Parti eş başkanları, milletvekilleri ve belediye başkanlarının aralarında yer aldığı binlerce Kürt siyasetçi tutuklandı.

İşte halkın seçilmiş belediye başkanlarının yerine atanan ve yaptıkları yüzlerce milyon liralık yolsuzluklar Sayıştay raporlarıyla da ortaya çıkarılan bu kayyumların ilk icraatları, bir zafer havasında kentlerin cadde ve sokaklarını Erdoğan posterleri ile donatmak olmuştu.

Peki, milyonlarca insanın yaşadığı bu kentlerde halkın bütün seçilmişlerini cezaevlerine koyup AKP’nin il başkanları gibi çalışan valileri kayyum olarak atamanın, sömürgecilik dönemlerinde İngiltere’nin Hindistan’ı ya da Fransa’nın Cezayir’i buraya gönderdiği valilerle yönetmesinden ne farkı var?

Dahası bütün seçilmişleri tutuklanıp iradesi yok sayılmış, mahalleleri yıkılmış ve sokağa çıkamaz hale getirilmiş bir halk kendini nasıl hisseder?

“Bütün bunların Devlet Bahçeli ile ne ilgisi var?” diye sorup devam edelim.

MHP, Kürtlerin ulusal varlığının inkar edilmesinin ve Kürt sorununda “Ezerek çözme” politikasının en rafine temsilcisidir. “Türk-Kürt ayrımına karşı çıkmak” adı altında Kürtlerin her türlü ulusal-demokratik hak ve talebini reddetmekte ve mücadelelerinin şiddet yoluyla ezilmesini savunmaktadır. Bu nedenle MHP’nin ‘Başbuğ’u Türkeş, 1975’te Diyarbakır’a girmek istediğinde bütün halk ayağa kalkmış ve Türkeş’in kente girişini engellemişti.

Devlet Bahçeli’nin Erdoğan’la ittifak yapmasında ve tek adam iktidarının kurulmasında Erdoğan’ın Kürt sorununda tam da MHP’nin savunduğu politikaları uygulaması belirleyici etmenlerden biri olmuştur.

Son yerel seçimler öncesinde (31 Mart 2019) Devlet Bahçeli, Kürt kentlerinde seçim yapılmadan kayyum yönetimlerinin devam ettirilmesini, yani bu kentlerin müstemleke zihniyetiyle yönetilmesini savunmuştu. Yıllarca ‘sandık’ deyip duran Erdoğan ise, biraz farklı bir yol izleyip önce seçimleri yaptırıp sonra HDP’li belediyelere kayyumlar atamıştı.

Anlayacağınız bugün Erdoğan iktidarının kayyum vali-kaymakamlarla yönettiği Kürt kentlerinde MHP’nin fikri iktidardadır.

Tam da bu nedenle Diyarbakır halkının kutsal mekanlarından Kırklar Dağı’na her gün Kürtleri ve onların seçilmişlerini hedef yapıp onlara hakaret eden Devlet Bahçeli adına hatıra ormanı yapılmak istenmesi, bu müstemlekeci zihniyetin bir dayatmasından başka bir şey değildir. Çünkü bu hatıra ormanı ile; 1975’te Türkeş’i kentlerine sokmayan Diyarbakır halkından rövanş alınmak isteniyor. Devlet Bahçeli’nin adının verileceği hatıra ormanı, halka karşı kazanıldığı ya da kazanılacağı sanılan zaferin sembolü yapılmaya çalışılıyor.

Burada sorulması gereken soru şudur: Bir halkın onuru ve kimliği ayaklar altına alınarak ülkenin birliği ve halkların bir arada yaşaması sağlanabilir mi?

 

Kaynak: Farklı Bakış




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —