Tarih: 02.10.2019 10:50

Depremde Silivri Cezaevi

Facebook Twitter Linked-in

Silivri, 5.8 büyüklüğündeki son depremin merkez üssü. İnsan, 22.700 tutuklu ve hükümlünün, 490 personelin bulunduğu Silivri Cezaevi’ni merak ediyor. Aralarında gazetecilerin, yazarların, siyasetçilerin, akademisyenlerin bulunduğu tutukluların o anları nasıl yaşadığını bilmek istiyor. CHP milletvekili gazeteci meslektaşımız Utku Çakırözer, Silivri Cezaevi’ni ziyaret etmiş.

Onunla konuştum: Utku, Ahmet Altan, Eren Erdem ve Osman Kavala ile görüşmüş. CHP eski milletvekili tutuklu Eren Erdem, cezaevinde hiçbir hazırlığın yapılmadığını, bir acil durum planının olmadığını söylemiş. Ahmet Altan ise herhangi bir tehlike anında havalandırmaya çıkabilmek için, havalandırma kapısının açık tutulmasını istemiş.

Aldığı cevap: “Havalandırma kapısı ancak Adalet Bakanı’nın izniyle açık tutulabilir.” Bu gerekçeyle, o sarsıntılı gecelerde havalandırma kilitleri açılmamış.

Cezaevlerini bilenler bilir: Havalandırma; hücre ve koğuşta kalanların, günün belli saatlerinde hava almaları amacıyla çıkarıldıkları yerdir. Cezaevinin içindedir. Etrafı dört duvarla çevrilidir. Bu nedenle de, kaçış ihtimali yoktur. Neden böyle bir yerin kapısının açılması için Bakanın emri gerekir, bunu anlamak mümkün değil. Eğer Bakanın emri gerekliyse bile, o zaman neden Bakan emir vermiyor? Adalet Bakanlığı’nı aradım. Cevap Bakırköy Başsavcılığından geldi.

Açıklamada; Cezaevinin acil deprem eylem planı bulunduğu, Ahmet Altan'ın havlandırma kapısının deprem riski nedeniyle kapalı tutulması talebine verildiği söylenen cevabın "asılsız" olduğu belirtildi. Ancak Başsavcılık, havalandırma kapılarının "güvenlik ve mevzuat" nedeniyle geceleri açık tutulamayacağını açıklayarak, bir anlamda Altan'ın şikayetinin doğruluğunu teyit etmiş bulundu.

Yargı Reformu paketi

Meclis gündemine gelen "yargı reformu paketi"ni anlamaya çalışıyoruz. “Yargılanma tecrübem" olduğu için, taslağın hazırlanmasında, Adalet Bakanlığı hakimleri, benim de görüşümü almıştı. Evet, taslak yargıda bazı iyileştirmeler getiriyor. Terörle Mücadele Kanunu, iddianamesiz uzun tutukluluk sürelerinin kısaltılması, hakimlere coğrafi teminat, 5 yılın altındaki cezalarda Yargıtay'a başvurma hakkı vb. konularda, makul değişiklikler öngörülüyor.

Ancak, HSK (Hakimler Savcılar Kurulu) düzeniyle oluşan yargı-iktidar ilişkisi, yargının bağımsızlığını zedeliyor. Yargı sistemindeki atama ve terfileri belirleyen 13 üyeli HSK’nın 2 üyesi Cumhurbaşkanının atadığı Adalet Bakanı ve yardımcısı, 4 üyesi bizzat Cumhurbaşkanının seçtiği, 7 üyesi ise Meclis’te çoğunluğa sahip iktidar partisi ve ortağının belirlediği isimlerden oluşuyor… Yargının en büyük ihtiyacı, siyasetin vesayetinden kurtulmak.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —