Tarih: 08.07.2018 12:42

Cezayir gerçeği

Facebook Twitter Linked-in

Dünyanın geniş petrol yataklarından birine sahip olan ülkede, tarım yapılabilecek ve göçebelik dışında yaşam sürülebilecek alan yüzde 20´ye bile ulaşmıyor. Ama Cezayir iç savaşı ustalıkla durdurduktan sonra aklı başında bir laik yönetim uyguluyor ve fert başına milli gelir hemen hemen 2002´den bugüne 8 misli artıyor, 9 bin dolar civarına ulaşıyor.

CEZAYİR Temmuz 1962´de Fransa´dan bağımsızlığını aldı. Bu, o ülkenin tarihinde devlet olarak ilk doğuşu değildir. Aynı adla Batı Akdeniz´de İstanbul´dan uzak bir deniz eyaleti olarak (Cezayir-i Garb Ocakları) adıyla üç mümtaz eyaletten biri olarak Yavuz Sultan Selim devrinden beri Osmanlı İmparatorluğu içindeydi. Yalnız dikkat edelim, bu Kırım Hanlığı ve Erdel Krallığı gibi yarı müstakil statüde yani mümtaz bir eyalet olarak kurulmuş olması demektir. Mümtaz eyaletlerin merkezin politikasına uygun bir şekilde dış devletlerle elçilik münasebeti bile vardı. Askeri bakımdan kesin bir şekilde merkeze raptedilmişlerdi. İlk beylerbeyi aynı zamanda kaptan-ı deryalığa da tayin edilen Barbaros Hayreddin Paşa´dır. Cezayir donanması aynı zamanda o tarihlerde devletlerin resmi bir yardımcı gücü olan korsan deniz kuvvetini oluştururdu. Burada da dikkat edelim, korsanlık deniz haydutluğu demek değildir. Nitekim Amiral Drake, Kraliçe Elizabeth´in önemli korsan amiraliydi. Merkez devletinin bilgisi ve emirleri dışında başına buyruk hareket edemezler, düşman devletleri istedikleri gibi yağmalayamazlardı.

FRANSA´NIN SÖMÜRGE DÖNEMİ

Resmen 1830 Emir Abdülkadir´in isyan dönemi de sayılırsa 1844´e kadar Cezayir, Fransa´ya boyun eğmedi. Bundan sonra Fransa´nın tam bir kolonizasyonu ve sömürge dönemi başladı. Cezayir´in Fransa´nın sömürgeci daha doğrusu onu Fransız anavatanın bölünmez parçası olarak gören tutumu bir yandan da anavatanın denizaşırı parçası olarak bellediği Cezayir´in hakiki sakinlerini devamlı dışlaması, kültürlerini ve dillerini saf dışı etmeye çalışması (ki Arapçayı öğrettirmemekte bir hayli başarı gösterdi) yerli halkın aydınlarını ayaklanmaya sevk etti. Bir bakıma Fransız milliyetçilik politikası Kuzey Afrika´nın bu Akdeniz kozmopolitizmine yatkın insanlarına ters bir bilinç kazandırdı.

ÇOK KANLI VE UZUN SÜREN SAVAŞ

Cezayir gerçeği

Cezayir Harbi çok kanlı ve uzun sürdü. İsyan her yere yayıldı. Geniş kitlelerin infazıyla sonuçlandı. Bu nedenle Cezayir´de Fransız diline olan bağlılık kadar Fransız tavrına ve milliyetçiliğine de gayet sert ve haşin bir tepki el´an devam etmektedir. Zamanlar neyi gösterir, bilinmiyor. Uzak vilayetleri merkez eyaletlerin dışında oldukça müstakil bırakmak, yıllık matbu bir vergi almak, silahlı kuvvetlerini kontrol etmek şartıyla bu statüyü vermek Osmanlı politikasına uygundur. Cezayir uzak bir bölgeydi. Fakat burada yine ilginç bir yapılanma vardır. Cezayir, Tunus ve bugünkü Libya´ya (Trablusgarp) giden yeniçeri statüsündeki kontrolcü kuvvetler klasik Balkan devşirmeleri olmayıp Anadolulu Türk çocuklardı. Mesela zabitlerin lakaplarında da bu görülür; beyliceli, şişko vs gibi. Bu kul sınıfı ister istemez Anadolu´ya bağlı kaldılar ve ilişkiler 19. asırda bile devam etti. İmparatorluğumuzun büyük amirali ve reformatör Cezayirli Hasan Paşa veya 19. asrın büyük sadrazamı Tunuslu Hayreddin Paşa bu gibi büyük şahsiyetlerdir.

8 MİSLİ ARTAN BİR MİLLİ GELİR

Cezayir gerçeği

Cezayir 2 milyon 400 bin kilometreye varan yüzölçümüyle bütün Afrika´nın en geniş devletidir. Dünya sıralamasında da ilk dokuza giriyor. Nüfusu ise Moğolistan kadar az olmasa da bu yüzölçümüne göre azdır. Şu anda 40 milyon civarı insan yaşıyor. Ne var ki dünyanın geniş petrol yataklarından birine sahip olan bu alanda tarım yapılabilecek ve göçebelik dışında yaşam sürülebilecek alan yüzde 20´ye bile ulaşmıyor. Üstelik son 20 yıldaki çölleşme genel dünya çölleşmesinin kendini adım adım hissettirdiği bir saha. Cezayir iç savaşı ustalıkla durdurduktan sonra aklı başında bir laik yönetim uyguluyor ve fert başına milli gelir artıyor. Ne var ki bu hızlı artışlarda (hemen hemen 2002´den bugüne 8 misli arttı, 9 bin dolar civarında) ekseriyetle görüldüğü gibi baskın bir gelir farklılaşması da birlikte ortaya çıkıyor.

SOĞUKLUĞU ÖZAL AZALTTI

Bağımsızlık savaşının en kızgın savaşında Demokrat Parti hükümetinin dışişleri grubu birçok bilmişlik gösterdiler. Kıbrıs politikasında bizi destekler görünen Fransa´yı gücendirmeyelim diye Cezayir´e sırtımızı döndük. Bu Türk halkının umumi anlayışına uygun değildi. Nitekim Cezayir´e giden ilk elçimiz Semih Günver´in hatıratında da görülüyor. Devlet erkânının soğuk duruşuna rağmen bir deniz kuvvetleri birliğinin şehri ziyareti ve abideye çelenk koyuşu, bütün Kasbah´ın destek nümayişine ve alkışına sahne olmuştu. Bu nedenle Özal´ın bizzat oraya giderek, Cezayir Millet Meclisi önünde resmen özür dilemesi manasız bir soğukluğu da azalttı.

GENÇLERİNE İMKâN SUNALIM

Bugün Cezayir´de inşaat sektörüyle başlayan bir patlama var. Türkiye aktif rol alanlardan biri. Osmanlı devri eserlerinin restorasyonunda da görev alınıyor. Bunlar yeterli değil. Asıl önemlisi kültür politikasıdır. Cezayir hatta ikinci değil birinci derecede Fransızca kullanır. Aydın sınıflar için Fransızca önde geliyor ama burada da yaş grupları arasındaki fark ortaya çıkıyor. Gençliğin Fransızcayla ülfeti fazla değil ve gittikçe eriyor. Eğitim konusunda problemleri olan bir ülke. Yüksek tahsil konusunda Cezayirli gençlere imkân sunmalıyız. O ülkede lise öğretmenleri halen güçlü. Onlardan da fen derslerinde yararlanmalıyız. Buraya daima ülkeye uyum sağlayan ve Fransızca bilen büyükelçi ve diplomatlar yollamalı. Sayın Büyükelçimiz Mehmet Poroy ve eşi de bu tür temsilcilerdendir. Batı Akdeniz´deki bu güzel ve bize yakın ülkeyle gönül bağlarını kurmakla alelade bir diplomatik ilişki ve ticari çıkar olarak görülmemeli.

HER AVRUPALI AYNI DEĞİL

Cezayir gerçeği

İSVEÇ milli takımındaki oyuncu Jimmy Durmaz´ın faulünden sonra kazanılan serbest vuruşla Almanya maçı kazandı. Futbolseverlerin içindeki arızalı tipler her yerde yaygın. Durmaz ve ailesi ölüm tehdidine bile maruz kaldı. Milli takım futbolcularını alenen haşlayan Almanya Başbakanı ve sarayına çağırıp tehdit ettiği açık olan Almanya Cumhurbaşkanı´nın aksine İsveç kabinesinin Sosyal Hizmetler ve Spor Bakanı Annika Strandhall ise meclise gittiği gün Durmaz´ın 21 numaralı formasını giydi ve onu desteklediğini gösterdi.

Cezayir gerçeği

?Avrupalı? deyip bir kefeye koymayın. Annika Strandhall de Avrupalı, berikiler de Avrupalı ama arada anane, görgü ve insanca davranış eğitimi farkı var.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —