Tarih: 07.07.2020 14:36

Çavuşesku’dan Esed, Sisi ve Hafter’e Kalan Miras

Facebook Twitter Linked-in

Romanya’yı yirmi yılı aşkın bir zaman demir yumrukla yönetmiş Nikolay Çavuşesku ve eşi Elena’nın bir halk ayaklanması neticesinde nasıl apar topar yargılanıp bir saat içerisinde kurşuna dizilerek idam edildiğini çok net hatırlıyorum. Sovyetler Birliği tarafından organize ve kontrol edilen Doğu Avrupa despotizmi içinde Çavuşesku yönetimindeki Romanya’nın müstesna bir yeri vardı. Temel gıda maddeleri için bile uzun kuyrukların oluştuğu yoksulluktan kıvranan Romanya’yı devlet televizyonunda yapılan programlar marifetiyle marketleri dolup taşan, tarlaları bereket fışkıran bir ülke olarak lanse etmekteki inadıyla meşhurdu. Devlet baskısı ve tırmandıkça tırmanan yoksulluk 21 Aralık 1989’dan itibaren önü alınamayan bir halk ayaklanmasına sebep olduğunda SSCB kontrolü altındaki sosyalist nitelikli Doğu Avrupa despotizminin tümden çöküş sürecini müjdeliyordu.

9 Kasım 1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılışı ve 25 Aralık 1989’da Nikolay ve Elena Çavuşesku’nun kurşuna dizilerek idam edildiği tarihlerde İstanbul’da bizzat tanık olduğum kimi eylemlerde “sosyalizm dimdik ayakta, Çavuşesku direniyor” temalı dayanışma etkinlikleri tertip ediliyordu. Atılan sloganlarda, açılan pankartlarda Doğu Almanya ve Romanya’ya ilişkin halk ayaklanması içerikli söylemlerin tümüyle yalan ve aldatmaca olduğu vurgulanıyor, sosyalist düzenin biricik seçenek olduğu ilan ediliyordu. Ne devlet kapitalizmi ve bürokratik oligarşi ne de yoksulluktan yolsuzluğa bütün kirli yapıları besleyen devlet baskısı üzerine tek kelam ediliyordu.

Çavuşesku’nun temsil ettiği siyasi kampa katılanlar, Moskova destekli Doğu Avrupa despotizmine yatırım yapanlar garanti kazanacaktı. Çavuşesku’ya karşı ayaklanan halka güvenenler, Moskova karşıtı siyasi hareketleri destekleyenlerse kesinlikle kaybedeceklerdi güya.

Diktatör Seviyorlar, Halkın İradesine Savaş Açıyorlar

Bugün Romanya’da veya Doğu Avrupa havzasında Çavuşesku’yu hayırla anan, Romanya’yı tekrar Moskova’nın askeri ve politik peyki kılmak için gayret edenler var mı bilemiyoruz. Ancak Romanya’nın rotasını Moskova’ya çevirme yönünde, Rumen halkının başına yeni bir Çavuşesku getirme adına ilan edilen seferberlikler göremesek de Romanya’dan başka ülke ve toplumlar için benzer seferberliklerin olmadığı anlamına gelmez.

Romanya’daki yolsuzluk, yoksulluk, baskı ve cinayet şebekesinin şefi Çavuşesku için30 yıl öncesinde yapılan güzelleme ve dayanışma eylemlerinin Suriye’deki bin beter kopyası Beşşar Esed için kimler tarafından ve hangi gerekçelerle yapılıyor oluşuna bir bakalım mesela. Moskova’nın Romanya’dan başlayıp bütün Doğu Avrupa ve Orta Asya devletleri üzerindeki emperyalist siyasetini düne kadar sosyalizm adına canla başla savunanlar bu dönemde “yükselen Avrasya, direniş ekseni, NATO ve Amerika karşıtlığı” gibi söylemlerle Suriye ve Libya için güncelliyorlar. Moskova Muhipleri Cemiyeti Suriye’nin Çavuşeskusu Beşşar Esed’i, Libya’nın Çavuşeskusu Halife Hafter’i muzaffer kılmak için kesintisiz bir eylem planı icra ediyor. Çünkü Esed’in Suriyesi demek, Hafter’in Libyası demek Moskova’nın bir üçtan diğer uca Akdeniz’i kontrol altında tutması, Türkiye ve Orta Doğu’yu çok sıkı bir markaja alması demek.

Temel hedefin NATO ve Amerikan karşıtlığından önce İslam coğrafyası ve halklarını despotik yönetimler marifetiyle Moskova’ya bağımlı hale getirmek olduğu aşikâr. Libya halkına karşı kırk yıl Firavun siyaseti izlemiş ve nihayet halkı açıkça “böcek, fare, haşerat, haplanmış” ilan ederek üzerine ölüm kusmuş Muammer Kaddafi gibi sapık bir despot üzerine yazılan “sırma saçlı, badem gözlü” methiyelerinin de aynı mecralarda düzüldüğünü hatırlatmakta fayda var.

Moskova’daki Hesap Trablus’a Uyar mı?

Bu cenahtan yükselen söylemlere bakacak olursak Suriye, Libya veya Mısır halkı asla seçim filan istemiyor, seçim yoluyla siyasal mücadele veren İhvanı Müslimin gibi örgütlerden nefret ediyor, siyasal reform ve bağımsız yargı gibi gündemlere hiç tenezzül etmiyordu. Orta Doğu halklarının askeri darbelerle gelen despot liderlere, azınlık mezhebine yaslanan Baasçı dikta tarzına bağımlılık düzeyinde sadakat duyan karakterini iyi bilen Moskova da rasyonel ve realist davranarak Esed, Hafter, Sisi gibi aktörlerle iş tutuyordu.

Fakat Paris, Londra, Washington’daki kimi hesaplar Orta Doğu çarşısına uymadığı gibi Moskova’daki kimi hesaplar Orta Doğu çarşısına uymuyor hatta düpedüz aykırı kaçıyordu. Her şeyden önce Rusya da Amerika, İngiltere, Fransa ve Çin gibi emperyal bir siyaset izliyor, hiçbir ahlaki ve hukuki ölçüyle kendini kayıtlamıyordu. Peki, Amerika’ya bağlı despotik rejimlere isyan bayrağı açan Müslüman halklar neden Rusya’ya karşı isyan bayrağı açmasın? Neden Rusya’nın Beşşar Esed isimli bir vampirle Suriye’yi, Halife Hafter isimli bir lejyonerle Libya’yı ipotek altına almasına razı olunsun? Devasa savaş makinalarıyla, yaygın istihbarat ağlarıyla, emperyal diplomatik kanallarla hatta Wagner benzeri bir dizi profesyonel kan dökücü çeteyle Suriye ve Libya’yı Moskova ilelebet tahakküm altında tutabilir mi?

Çavuşesku’nun kurşuna dizilme sürecini iyi hatırlarken Beşşar Esed’in Suriye’deki, Halife Hafter’in Libya’daki süreçleriyle sağlam bir biçimde kıyas etmek gerekiyor. “Esed, Suriye’nin tamamını sıkı bir biçimde kontrol altına aldı” veya “Hafter Trablus Hükümetini ezip yok etmek üzere” gibi sözde siyasal analizlerin Sovyetik propagandan ibaret olduğunu görmek için çok fazla bir zaman ihtiyaç yok. Sirte ve Cufra’ya yönelik askeri harekatlara dair hazırlıkların hızlandığı bir süreçte önce Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Adnan Özbal’ın ardından Milli Savuna Bakanı Hulusi Akar ve Genelkurmay Başkanı Yaşar Güler’in Trablus’a yaptıkları ziyaret Libya’nın geleceğine dair yeni bir rotayı işaretliyor. Bu ziyaretler esnasında askeri temaslar kadar kardeşlik ve uluslara arası hukuktan doğan meşruiyete yapılan vurgular önem arz etmekte. Nihayet Hulusi Akar’ın darbeci Hafter çetesinden ele geçirilen Rus yapımı Mİ-24 helikopterin önünde verdiği röportaj Rusya’dan Fransa’ya, Halife Hafter’den Beşşar Esed’e karşı sergilenen duruşu da ilan ediyordu.

Çavuşesku’yla Romanya’yı karanlık ve kanlı bir bataklığa gömmek isteyenlerin karşı karşıya kaldığı akıbet ne ise Hafter ile Libya’yı, Esed ile Suriye’yi, Sisi ile Mısır’ı benzer bir karanlık ve kanlı bataklığa gömmek isteyenleri bekleyen akıbet de o olacaktır. 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —