Bülent Arınç başlatmadı ki

Akif Beki yazdı;

Bülent Arınç başlatmadı ki

KRT TV'de pazartesi akşamı Yavuz Oğhan ve İnan Demirel'le konuşurken fark ettim. Bazıları, Arınç başlattı zannediyor.

Sanki bir sabah kalkmış ve "Madem yargı reformu yapıyoruz, o zaman Demirtaş'la Kavala'yı da hapisten çıkaralım, onların günahı ne" demiş.

Oysa yargı reformundan, Demirtaş'la Kavala'nın da hapisten çıkarılacağını anlayan ve anlatan ilk kişi Bülent Arınç değildi.

"Demokrasi ve hukuk seferberliği başlatıyoruz" müjdesini, Cumhurbaşkanı Erdoğan verdi.

Bu reformun Kavala ile Demirtaş'ı da kapsayacağı izlenimini ise ilk Adalet Bakanı uyandırdı.

Bakan Gül, yargıya şöyle seslenmedi mi:

"Üstünden yıllar geçmiş, dışarıda karartacak delil kalmamış, kaçma şüphesi de yokken niye tutuklu yargılıyorsun! Aslolan tutuksuz yargılamadır. Haksız tutukladığınız anlaşıldığında geri veremeyeceğiniz şeyleri, insanlardan almayın!"

Yine Bakan Gül, şunu söylemedi mi:

"AİHM ve Anayasa Mahkemesinin tahliye kararlarına uyulacak mı, uyulmayacak mı belirsizliği varsa; o yere yatırımcı gelir mi?"

Bakan'ın tarif ettiği haller, Altan'la Demirtaş ve Kavala'nın da üstüne uydu. Sadece Arınç böyle anlamadı. Herkesin aklına ilk onlar geldi.

Öyleyse neden, yargı reformunu Kavala ve Demirtaş'a o indirgemiş, bunu da kendi kafasından uydurmuş gibi üstüne gidildi ki!

Ayyuka çıkmış davalarda, tutuklu yargılama inadını düzeltmeyecek reforma, kim reform der?

Kamuoyuna mal olmuş tutuklu yargılamalardaki haksızlıkları gidermeyecekse, yargı reformu yapmanın anlamı ne?

Eğer gerçekten Cumhurbaşkanı'nın müjdelediği, Adalet Bakanı'nın tarif ettiği türden bir yargı reformu yapılacaksa...

Anayasa Mahkemesinin, sembolleşmiş davalarda, haksız tutuklamadan verdiği tahliye kararları artık uygulanacaksa...

Tutuklu yargılama gibi yanlış yargı tasarruflarından dönülecekse...

Henüz hakkında kesinleşmiş yargı kararı olmayan sanıklar, yetkili yetkisiz makamlarca kesin suçlu gibi gösterilmeyecek ve lekelenmeme haklarına saygı duyulacaksa...

Kısacası, ülkeye gerçekten hukuk ve adalet getirilecekse...

Bu imkanlardan kim yararlanacak diye sorduğunuzda akla ilk gelecek isimler, hariç mi tutulacak?

Dün de yazdım. Cumhurbaşkanı'nın Arınç'a verdiği tepki, bana sorarsanız yanlış algılandı.

Kavala ve Demirtaş'ı asla savunamayacaklarını söylerken, onlardan "yargı tasarrufu altında olanlar" diye bahsetti.

Yani "siyasi tasarrufa tabi değiller" demek istemiş olmadı mı?

"Yargı bırakırsa biz ne yapabiliriz" anlamı da içermiyor mu?

Bu kadarcığını da içermedikten sonra...Adalet Bakanı, Erdoğan'ı Bahçeli'yi ayırmadan "Yargı kimseyi dinlemez, bağımsız tarafsız karar verir" diye kükrese ne yazar, kükremese ne!

MHP’nin zoru hakla hukukla olmasa gerek

 

Doğrusunu isterseniz; MHP’nin bir yargı reformuna, sırf Kavala’yla Demirtaş da yararlanabileceği için aşırı tepki gösterdiğini sanmıyorum.

Hukukla bir alıp veremedikleri, demokrasiyle bir zorları olduğu için bu tavrı koyduklarını düşünebilir miyiz?

Bence MHP’nin hassasiyeti, yargı ve demokrasi reformu diye başlayacak sürecin nereye çıkacağını kestirememesinden. Ucunun, MHP’yi yaya bırakacak bir sistem değişikliğine kadar varıp varmayacağı endişesinden kaynaklanıyor olmalı.

Ve MHP’nin bu şüphelerinin yersiz olduğunu söylemek de zor. Tıpkı, Cumhurbaşkanı’na fren yaptırdığını, yargı reformunu başlamadan bitirdiğini söylemekteki zorluk gibi.

Reformdan Kavala ve Demirtaş’ın da kastedildiği ortada. Ama ortaklık bozulacak endişesiyle değilmiş gibi yapıldı. Kabak da bu yüzden Arınç’ın başına patladı.

Arınç, MHP’yi test etmek için Cumhurbaşkanı’yla danışıklı konuşmayacak bir yalnız kurt.

Onu hedefe koymak, kurban seçmek, yedirilmesini istemek ve yedirmek de kolay.

Erdoğan ve Gül’le birlikte, AK Parti’nin kurucu triosundandı. ‘Son Mohikan’ Arınç da üçlü fotoğraftan eksiltildi.

Ama kapıya dayanan krizi ancak üç vakte kadar erteler. Cumhur İttifakını, tutturulacak yeni istikametle yüzleşmekten kurtarmaya yetmez.

Korkunun, dama atılacak pabuca faydası yok.

AB treni kalkıyor, reform mecburi istikamet, yolcusu kalmasın, bir iki!