Tarih: 03.07.2019 14:24

Bugün 3 Temmuz... ´Devrim´e ´darbe´

Facebook Twitter Linked-in

lk adımının Tunus´ta atıldığı ´Arap baharı´ şeklinde adlandırılan halk hareketlerinin ikinci durağı Mısır oldu. ´Öfke Günü´ diye anılan 25 Ocak 2011´de başlayan olaylar Mısır´ın en büyük meydanlarından biri olan Tahrir ile tanınmaya başlandı. ?Özgürlük, Onur" sloganları atan halk gösteriler ile Mısır´daki baskıcı yönetim ve ekonomik bunalımlardan kurtulmayı hedefledi. Arap halkları adalet ve demokrasi için ayaklandı.

2011´in Ocak ayında 30 yıl boyu yönetimi bırakmayan Hüsnü Mübarek yönetimine karşı devrim yapıldı. Ancak bu devrim ile başlayan değişim süreci, 3 Temmuz 2013 darbesi ile ciddi bir tıkanma sürecine girdi ve derinden yaralandı.

Mısır´da 2011 devrimi sonrası başlayan dönüşüm süreci, 3 Temmuz darbesi ile derin bir yara aldı. Darbeyi kabullenmeyen göstericilere yönelik katliam, ülkeyi kaosa sürükledi.

İlk olarak İhvan tarafından 2000 yılında parlamento seçimlerinde aday gösterilen ve 2000-2005 yılları arasında milletvekilliği yapan Muhammed Mursi, 2012´de Mısır´ın seçimle yönetime gelen ilk Cumhurbaşkanı oldu. Mursi, yönetimi ele almasıyla birlikte siyasi hayatı yargı ve bürokrasinin dışına çıkarmayı hedefledi. İktidarı süresince çeşitli meydan okumalarla karşı karşıya kalan Mursi, devrik lider Mübarek´in kalıntılarını kaldırmak için mücadele ederek radikal kararlar aldı.

Mursi karşıtı ilk gösteriler

Daha fazla siyasi katılım ve işbirliği için tüm çevrelere diyalog çağrısında bulundu. Birçok konuda yargı engeline takılan Mursi için Mübarek taraftarları protesto gösterileri düzenledi. Başlarda bazı İslamcı gruplar ile laik, liberal sol kesimler arasında bir anlaşmazlık çıktı. Görevinin ilk yılından itibaren Mursi için itibarsızlaştırma çalışmaları başlatıldı. Tahrir Meydanı Mursi´yi istemeyen bazı grupların gösterilerine sahne oldu.

Tahrir´de tavır keskinleşti

2013 yılında Mursi´ye karşı alınan tavır daha da keskinleşti. Mübarek´in devrilme sürecine ev sahipliği yapan Tahrir Meydanı bu kez Nisan 2013´de Mursi karşıtlarının gösteri alanı oldu. 30 Haziran 2013 tarihindeki muhaliflerin kitlesel protestoları darbeye ulaşan yolun son adımı oldu.

30 Haziran´daki protesto gösterileri ve ardından yaşanan siyasal çalkantı Mısır ordusunu harekete geçirmeye yönelik olarak planlanmıştı. Zaten planlı bir şekilde yürütülen bu kriz sürecinde ordunun rolü askeri müdahale ile Mursi´nin görevden uzaklaştırılmasıydı. Genelkurmay Başkanı El-Sisi´nin 1 Temmuz´da bir açıklama yayınlayarak taraflara uzlaşmaları için 48 saat mühletvermesi, darbeye zemin hazırlamak içindi. (Devrimden Darbeye: Mısır´da Askeri Vesayet Dönemi Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi)

Adım adım bir ´darbe´ hareketi

30 Haziran 2013: Tahrir Meydanı´ndaki gösteriler hızla ülkenin diğer kentlerine yayıldı. İskenderiye, El-Mahalla ve Süveyş Kanalı´ndaki kentlerde Cumhurbaşkanı Mursi´nin istifası için protestolar düzenlendi. Muhalifler tarafından kurulan Temerrüd (İsyan) Hareketi, Mursi´nin istifası için 22 milyon imza topladığını açıkladı.

1 Temmuz 2013: Mısır ordusu, 48 saat içerisinde ülkedeki siyasi krizin çözümlenmesi gerektiğini aksi takdirde yönetime el koyacaklarını ilan etti.

2 Temmuz 2013: Cumhurbaşkanı Mursi, ordunun bu ilanının ardından tarihe geçecek bir açıklama yaptı. Mursi, milli mutabakat hükümeti kurulmasını önerirken, "Meşruiyeti korumak için gerekirse canımı veririm" dedi. Mısır Ortodoks Kilisesi´nin başı Papa II. Tawadros ise "Çalınan devrimi temerrüd (isyan) düşüncesi ve fedakar gençler yüksek medeni bir üslupla geri alıyor" mesajını yayınladı. Muri yanlıları ve karşıtları arasında Kahire Üniversitesi önünde çıkan çatışmalarda 16 kişi hayatını kaybetti.

İşte Mursi´nin tarihe geçen konuşması
 
 
İşte Mursi´nin tarihe geçen konuşması
 
1 Temmuz 2013´de Mısır ordusu, 48 saat içerisinde ülkedeki siyasi krizin çözümlenmesi gerektiğini aksi takdirde yönetime el koyacaklarını ilan etti. Mursi bu uyarının ardından tarihe geçen o konuşmasını yaptı.

3 Temmuz 2013: Mursi tarafından atanan Mısır Genelkurmay Başkanı Abdülfettah es-Sisi beraberinde askeri yetkililer, Ezher Şeyhi Ahmed et-Tayyib, Kıpti Patriği Tavadros, ile Selefi Nur Partisi temsilcisi Muahmmaed Abdulaziz ve Muhammed Baradey, Mısır´ın ilk seçilmiş Cumhurbaşkanı Mursi´nin düşürüldüğünü açıkladı.
 
Darbe sürecinde en şaşırtıcı tepki(sizlik) Batı ülkelerinden geldi. Washington, Londra ve diğer AB başkentleri Mısır´da gerçekleşen askeri müdahaleyi darbe olarak tanımlamamış ve demokratik tepkilerinin ne kadar değişken olduğunu gösterdi.

4 Temmuz 2013: ABD, Avrupa Birliği başta olmak üzere pek çok ülke, Mısır´daki gelişmelerden duyduğu kaygıyı açıklamak yetinirken olayı darbe olarak adlandırmamaya özen gösterdi. ABD Başkanı Barack Obama, "derin endişe"sini ifade ederken, İngiliz yönetimi "Olan oldu, ileriye bakmak durumundayız" açıklamasını yaptı. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ise demokratik seçimlerle işbaşına gelmiş hükümetin gerekçesi ne olursa olsun meşru olmayan yöntemlerle dahası askeri bir darbe ile devrilmesinin kabul edilemez olduğunu söyledi.

5 Temmuz 2013: Cumhurbaşkanı Mursi´nin destekçileri, ordunun yönetime el koyma kararını protesto için Rabiatul Adeviyye Meydanı´nda yüzbinlerin katıldığı zaman zaman milyona ulaşan gösterilere başladı.

7 Temmuz 2013: Ulusal Kurtuluş Cephesi lideri Muhammed el-Baradai´nin geçici cumhurbaşkanı yardımcılığına getirildi.

8 Temmuz 2013: Kahire´deki Cumhuriyet Muhafızları Karargahı önünde Muhammed Mursi´ye destek veren halkın üzerine sabah namazı sırasında ateş açıldı. 84 kişi yaşamını yitirdi, yüzlerce sivil yaralandı. İskenderiye kentinde Mursi destekçileri ile karşıtları arasında çıkan çatışmada ise 9 kişi yaralandı.

9 Temmuz 2013: Sabah namazındaki katliamın ardından özellikle Rabiatul Adeviyye Meydanı´nda toplananların sayısı giderek arttı, Tahrir Meydanı´nda orduyu desteklemek için gösteri yapanlar meydanı boşalttı.

10 Temmuz 2013: Uluslararası Af Örgütü, Mısır´da ordunun yönetime el koymasının ardından meydana gelen olaylarda yaşamlarını yitirenlerin bir bölümünün, güvenlik güçlerinin "orantısız güç" kullanımı sonuncunda öldüğünü ve göstericilere karşı "kasıtlı ölümcül güç" kullanıldığını bildirdi. 

Mursi´ye darbe böyle yapıldı
 
Mursi´ye darbe böyle yapıldı
 
14 Ağustos günü Rabia ve Nahda meydanında toplanan darbe karşıtı göstericilere asker zor kullanmaya başladı. Mursi yanlısı göstericilerin çadırları askerler tarafından yakıldı. Meydandaki çadırları yakan ve yerleşim yerlerini yıkan Mısır ordusu kefenlenmiş cesetleri buldozerle ezerek ateşe verdi.
 

15 Temmuz 2013: Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, ?Bizim için Mısır´ın Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi´dir? dedi.

17 Temmuz 2013: Kahire´de temaslarda bulunan AB Dışişleri Yüksek Temsilcisi Ashton, Mursi´nin serbest bırakılması talebini yineledi.

18 Temmuz 2013: Kahire´de Rabiatul Adeviyye meydanında darbe karşıtı göstericilere "Baltacı" diye tabir edilen suç grupları saldırdı.

27 Temmuz 2013: Güvenlik güçlerinin Rabiatul Adeviyye meydanındaki halka ateş açması sonucu 200 kişi hayatını kaybetti, 4 bin 500´den fazla kişi yaralandı. Katliama birçok ülkeden kınama geldi.

31 Temmuz 2013: Yüzbinlerce kişi, başta başkent Kahire olmak üzere 27 kentte düzenlenen gösterilerde darbeyi protesto ederek Mursi´ye destek verdi.

Mursi´den net tavır: Hala bu ülkenin Cumhurbaşkanı ve ordunun komutanıyım

Darbe sonrası yaptığı açıklamada Mursi, kesinlikle kararı kabul etmediğini ifade etti ve kendisini destekleyenlere direnmelerini söyledi. Mursi; "Şu anda Cumhurbaşkanıyım, aynı zamanda ordunun komutanıyım" dedi. Mursi, göreve geldiği ilk günden itibaren seçimle geldiğini ve ancak seçimle gideceğini ifade etmişti.Mursi´nin önce gözaltına alındığı ve ev hapsinde tutulacağı belirtildi. Ve gözaltında tutulduğu yer uzun süre kamuoyundan saklandı.

Kanallar kapatıldı, binlerce kişi gözaltına alındı

Askerin yönetime el koymasının ardından bazı televizyon kanallarının yayını durduruldu. Güvenlik güçleri, çeşitli yerlere düzenlediği operasyonlarda binlerce kişiyi gözaltına aldı. Mısır´ın ilk seçilmiş Cumhurbaşkanı için kullanılan oylarına, özgürlüklerine ve geleceklerine sahip çıkmak isteyen Mısır halkı tarihe geçen sivil direniş için Rabia Meydanı´nı doldurdu.

İlk ateş açıldı: 50´den fazla ölü...

Darbe karşıtları Giza´da Nahda Meydanı´nı doldururken Kahire´de Rabia Meydanı sivil direnişin sembolü haline geldi.Mısır ordusu 8 Temmuz´da Kahire Cumhuriyet Muhafızları binası önünde oturma eylemi yapan protestoculara açtığı ateş sırasında 50´den fazla kişi hayatını kaybetti. 27 Temmuz´da Rabia Camii önünde toplanan darbe karşıtların Baltacılar denilen eli satırlı grup ve asker saldırdı. Bu saldırıda da en az 80 kişi öldü. Art arda yaşanan saldırılarda çok sayıda muhabir ve gazeteci de hayatını kaybetti.

Ordu silaha sarıldı!

Ordu, 11 Ağustos´ta sivil direnişçilere ültimatom verdi ve bir an önce meydanları boşaltmalarını istedi. Protestocuların uyarıya rağmen dağılmaması üzerine 14 Ağustos günü asker, zor kullanmaya başladı. Mursi yanlısı göstericilerin çadırlarını yakan asker, yerleşimlerini de yıkıp geçti. Rabia Meydanı´nda birçok insanı katleden Mısır Ordusu, kefenlenmiş cesetleri de buldozerlerle ezip ateşe verdi.Ülke genelinde olağanüstü hal ilan edildi. Askerin 16 Ağustos´ta tüm ülkede gerçekleştirdiği müdahalelerde 173 kişi hayatını kaybetti. Mısır Ordusu tarafından sivillere karşı yapılan katliamda keskin nişancılar görev aldı. Gerçek mermiler, gaz bombaları, hava saldırılarıyla meydandaki insanlar öldürüldü. Meydanda kurulan seyyar hastaneler ateşe verildi. Hastane içerisinde bulunan doktor ve yaralılar da can verdi.

Cami ateşe verildi

Darbe karşıtlarına ev sahipliği yapan Rabia Meydanı´nda bulunan Rabia Camii Mısır güvenlik güçleri tarafından ateşe verilerek kullanılamaz hale getirildi.17 Ağustos´ta çok daha acı bir olay yaşandı. Aralarında kadın ve çocukların bulunduğu 700 gösterici yanlarında cesetlerle birlikte Kahire´deki Fetih Camii´nde mahsur kaldı. Cami askerler ve baltacılar tarafından 24 saat boyunca kuşatıldı. Müslüman Kardeşler mensupları teker teker tutuklanmaya başlandı.

25 Ocak 2011 günü büyük ümitlerle başlanan dönüşüm süreci 3 Temmuz 2013 günü gerçekleştirilen askeri darbe ile sona erdi. Darbe beraberinde, Mursi ve Müslüman Kardeşler yöneticilerine önce seyahat yasağı, daha sonra ise yargılanarak idam ve müebbet hapis cezaları getirdi.

___________________

NOT: Bu yazı, 03.Temmuz 2017 tarihinde Yeni Şafak Gazetesi´nde yayımlanmıştı. Bizde, önemine binaen alıp yayımlıyoruz...




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —